Ana Sayfa Su'ya DairArıtma 2017 Dünya Su Günü teması: Su ve Atık Su

2017 Dünya Su Günü teması: Su ve Atık Su

Yazar: Selma ALTIN

Su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve sürdürülebilir yönetimine odaklanmak amacıyla Dünya Su Günü ilan edilmesi ile ilgili ilk öneri 1992 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Kalkınma Konferansı’nda – UNCED yapıldı. Ve, 1994 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta Uluslararası Dünya Su Günü kutlanıyor. Dünya Su Günü, her yıl, temiz sularla ilgili farklı bir perspektifi ön plana çıkarıyor, Birleşmiş Milletler-Su adına – UN-Water, Birleşmiş Milletlere ait bir üye tarafından koordine ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı – UNEP tarafından yürütülen 2017 Dünya Su Günü’nde; su ve atık su teması altında kullanıma sunulan ve kullanımdan dönen sular arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi hedefleniyor. Böylelikle katılımcıların, atık suların yeniden kullanılarak ekonomiye girdi oluşturulması, ayrıca insan ve ekosistem hayatını tehdit etmeksizin sürdürülebilir olarak yönetilmesi konularında bilgilendirilmesi amaçlanıyor.

Dünyada, her on kişiden ikisinin güvenli içme suyuna erişimi bulunmuyor. Üstelik kuraklık nedeniyle pek çok ülkede su kısıtlamaları yaşanıyor. Bu nedenle, su tasarrufu için azami gayret gösterilmesinin yanı sıra, herhangi bir amaç için kullanılmış olan suların aynı sisteme geri döndürülmek ya da başka bir amaç için kullanılmak üzere başka bir sisteme aktarılmak yoluyla yeniden kullanımı giderek daha fazla önem kazanıyor. Özellikle arıtılmış evsel atık suların sulamada, peysajda, sanayide ve tuvaletlerde yeniden kullanımına dünyada yaygın olarak başvuruluyor. Bu sular, doğal su girdisi azaldığı için barındırdığı yaban hayatının, balıkların ve bitkilerin kırılgan hale geldiği hassas ekosistemlerin yenilenmesinde de kullanılıyor. ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Orange County örneğinde olduğu gibi, kıyı alanlarında tuzlu su girişimini önlemek için, aşırı pompaj nedeniyle seviyesi düşen yeraltı suları arıtılmış evsel atık sular ile beslenebiliyor.
Atık suların hangi amaçla yeniden kullanılacaklarına bağlı olarak arıtmanın derecesi de değişiyor. Evsel atık sular birincil arıtmadan geçirildiklerinde bünyelerindeki katı parçacıkların yüzde 80’inden arındırılıyor. Bu sular rahatlıkla okyanuslara deşarj edilebiliyor. İkincil arıtımda atık suya bakteri ekleniyor, bakterilerin sudaki besinleri tüketmeleri sağlanıyor (İkincil arıtımdan geçen sular, örneğin sanayide soğutma suyu olarak kullanılabilecek kalitede oluyor.). Üçüncül arıtma, sudaki tüm katıların ve tuzların yok edilmesine, ayrıca dezenfeksiyon sağlanarak mikroorganizmaların öldürülmesine yarıyor. Üçüncül arıtımdan geçmiş sular geri kazanım suları olarak nitelendiriliyor.
Geri kazanım sularının sulamada kullanılması, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki en yaygın yeniden kullanım şeklidir.

Dünya genelinde suların yüzde 70’ten fazlasının tarımda kullanıldığı düşünüldüğünde, geri kazanım sularının bu sektöre yönlendirilmesi, su tasarrufu bakımından önem taşıyor. Üstelik yüksek miktarda besin içermeleri, ayrıca bitki gelişimi için gerekli nemi sağlamaları nedeniyle bu sular, birçok bitkinin daha hızlı gelişmesine katkı sağlıyor, yine yüksek besin içerikleri nedeniyle gübre kullanımının
azalmasını sağlayarak çiftçiler için ekonomik kazanç oluşturuyor. Ancak, nitrat miktarları çok yüksek olan geri kazanım suları, bitki gelişimine engel olabiliyor. Ayrıca, sürekli geri kazanım sularıyla sulanan topraklarda tuzlanma, çözünmüş katıların ve ağır metallerin birikmesi gibi sorunlar oluşabiliyor. Bu nedenle, bu suların, sulama amacıyla; toprak kalitesine ve sulanacak bitki türüne uygun olarak kullanılması çok önemli.

 

blank

Gana’da atık su ile sulama yapılmış tarım alanı.
*Fotoğraf, Nana Kofi Acquah’a aittir.

 

 

Geri kazanım suları, çoğunlukla; yem bitkilerinin, lifli bitkilerin, -sınırlı olmakla birlikte- orkide bahçelerinin ve üzüm bağlarının sulanmasında kullanılıyor.

 

 

 

Atık suların tarımda kullanılmasının insan sağlığında neden olabileceği olumsuz etkilerle başa çıkabilmek için Dünya Sağlık Örgütü – WHO 1989 yılından bu yana kılavuz belgeler hazırlıyor. Bu belgelerde, standartlara uyumlu geri kazanım suları elde etmek için hangi arıtma yöntemlerinin kullanılabileceği, pişirilmeden yenecek hangi mahsüllerin geri kazanım sularıyla sulanabileceği, tarlada çalışanların, ürünleri toplayanların, tüketicilerin maruz kalabileceği sorunların nasıl en aza indirilebileceği gibi hususlar yer alıyor.
Dünya genelinde suların yaklaşık yüzde 20’si sanayide kullanılıyor. Bu miktarın da yarısına varan kısmı havalandırma sistemlerinde, güç santrallerinde, petrol rafinerilerinde ve diğer bazı süreçlerde soğutma suyu olarak kullanılıyor. Birçok tesis sistemde ısınan suyun sürekli olarak soğutulmasını ve geri döndürülmesini sağlayan soğutma kuleleri kullanmakta. Ayrıca, bu işlem sırasında buharlaşma nedeniyle kaybolan suyun sürekli takviye edilmesi gerekiyor. İkincil arıtmadan geçirilerek çözünmüş katılardan, tuzlardan, amonyak ve fosfordan büyük ölçüde arındırılmış evsel atık sular ya da benzer kalitede arıtılmış sanayi suları, bu maddelerin sistemde neden olabilecekleri çökelme, aşındırma,
mikroorganizma gelişmesi ve tortu oluşması gibi sorunlardan büyük ölçüde arındırılmış olduklarından soğutma suyu ve soğutma suyu takviyesi olarak kullanıma son derece uygundur.
Çin’de arıtılmış evsel atık suların kağıt sanayinde, Hindistan’da arıtılmış sanayi sularının petrokimya sanayinde, Almanya’da arıtılmış sanayi sularının kimya, kağıt, içki sanayinde kullanıldığı örnekler bulunuyor. Bunlardan Almanya’daki tekstil sanayi örneğinde, tekstil apresinden çıkan ve geri kazanımla kullanıma müsait olmayan sular ile diğer işlemlerden çıkan sular ayrı ayrı toplanıyor. Geri kazanıma müsait olan ve atık suların yüzde 60’ını oluşturan sular, membran biyoreaktöründen geçirilerek ve ozonlanarak ekonomik olarak yeniden kullanılabiliyor.
Atık sular, ileri arıtma teknolojileri ile yeniden içilmeye müsait hale dahi getirilebiliyor. İhtiyacın niteliğine ve eldeki atık suyun miktar ve kalitesine göre, atık suların içme suyu olarak yeniden kullanımı, gerek temiz su kullanımını, gerekse maliyeti azaltma bakımından ciddi bir potansiyel oluşturuyor. Örneğin, sularının yüzde 85’ini diğer eyaletlerden satın almak zorunda kalan ABD’nin San Diego eyaleti için geri kazanım sularının sulamada kullanılması, tuzlu suların desalinizasyon ile arıtılarak yeniden kullanılmasına kıyasla çok daha ekonomiktir.

Geri kazanım sularının içme amaçlı kullanımının yaygın olmamasının asıl nedenleri; ‘tuvaletten çeşmeye’ sloganının yarattığı olumsuz algı ile, insanların pis su içiyormuş hissine kapılmaları ve bu kalitede arıtma yapılmasının genel olarak yüksek maliyetli olması. Oysa, atık suların yeniden içilecek kaliteye getirilebilmesi için üçüncül arıtımdan sonra mikrofiltrasyon ve ters osmoz yapılıyor, takiben sular altı ay kadar doğal ortamda bekletilmek suretiyle tüm kirleticilerden temizlenebiliyor.
Bugün Namibya, Singapur, Avustralya gibi az sayıda ülkede ve ABD’nin Kaliforniya, Virjinya ve Yeni Meksika gibi bazı eyaletlerinde ciddi su sıkıntısı çekiliyor olması nedeniyle atık sular arıtılarak içiliyor. Bunlardan Güneybatı Afrika’nın uzun süreli kuraklıklar nedeniyle ciddi su kısıtları yaşayan ülkesi Namibya, 1968 yılında başlattığı bu uygulama ile atık suları arıtıp içme suyu kalitesine getirmek suretiyle içebilen ilk ülke oldu. Namibya uygulamasında, suyun kalitesini artırmak amacıyla sanayiden gelen atık sular evsel atık sulardan ayrıldı, yalnızca evsel atık sular içme amacıyla ileri arıtıma gönderildi.
Şehir yaşamını sürdürebilmek için gereken suların büyük çoğunluğunun içme suyu kalitesinde
arıtılmasına gerek yoktur. ABD’de evsel kullanıma sunulan bütün sular içilecek kalitede arıtılıyor, bunun için milyar dolarlar harcanıyor. Ancak bu suların yalnızca yüzde 10’u içme ve yemek yapma amacıyla kullanılıyor, geri kalanı, daha düşük kalitede suların da kullanılabileceği alanlarda, örneğin tuvaletlerde harcanıyor. Bu nedenle pek çok ülkede içme suyu olarak kullanılacak sularla diğer kullanımlar için gereken sular ayrı dağıtım sistemlerine yönlendiriliyor. Böylelikle, arıtılmış atık suların tuvaletlerde, araba yıkamada, bahçe sulamada, parklarda, açık alanların bitkilendirilmesinde, yangınla mücadelede
kullanılması mümkün oluyor.

Tokyo, bu konuda çaba gösteren öncü kentlerden biri… Kentin Shinjuku Bölgesi’ndeki ikili dağıtım sistemi, 1984 yılından bu yana aktif. Böylelikle günde 8 bin metrekübe varan miktarda arıtılmış atık su yeniden kullanılabiliyor. Yine, evlerdeki mutfak, duş ve lavabolardan toplanan gri suların arıtılıp bahçe sulamaya ve tuvaletlere döndürülerek yerinde yeniden kullanılması, evsel su gereksinimlerinin neredeyse yarısını karşılayabilen bir başka fırsat oluşturuyor. Bu uygulama, suların transfer edilerek
bir merkezde arıtılması için gereken enerjiden tasarruf edilmesine de yarıyor.

Atık sulardaki termal enerji ise, şehirler için bir başka yeniden kullanım alanı oluşturuyor. Japonya’da Osaka Belediyesi, kışın sıfırın altına düşen, yaz aylarında ise 40 dereceye kadar varabilen ikliminin gerektirdiği ısıtma ve soğutma faaliyetleri için; sıcaklığı 12-30 derece arasında değişen evsel atık sulardan yararlanıyor. Bu işlem, belediyeye yüzde 20-30 civarında enerji tasarrufu sağlıyor. Yine Japonya’da Sapporo Belediyesi ise, atık sulardaki termal enerjiden kentin 5 metreye yaklaşan kar örtüsünü eritmek için yararlanıyor. Atık suların 13 dereceye varan termal enerjisi ile her yıl 600 bin metreküp ile 700 bin metreküp arasında kar, kar kanallarına ya da kar tanklarına alınarak eritiliyor. Ancak, işletmede sorun yaşanmaması için aşınmaya dayanıklı malzeme kullanılması gerekiyor. Yine, bakteri üremesine engel olmak için klor kullanılması durumunda, bu madde tuzlar ve diğer organik maddelerle etkileşime geçerek çökmek suretiyle sistemde tıkanmalara neden olabileceğinden klor enjeksiyonunun dikkatle yapılması önem taşıyor.

Türkiye’de atık su 
Türkiye’de turistik yapılaşmanın ve yatırımların yoğunlaştığı Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde evsel atık su arıtma tesislerin çıkış suları stabilizasyon havuzlarında biriktirilerek tarımsal sulamada kullanılmakta, ayrıca, şehirlerde bahçe ve park sulaması için değerlendirilmekte. Antalya Belek Bölgesi’nde arıtılmış evsel atık sular golf alanlarının sulanmasında kullanılıyor. Konya Belediyesi, atık su arıtma tesisini ultraviyole ile dezenfeksiyon yapacak biçimde tasarlamış, arıtılmış atık suların tarımsal sulamada ve yol refüjlerinde rekreasyonel amaçlı olarak kullanılması düşünülmüş. Muğla’nın Bodrum ilçesi, atık su
arıtımında membran kullanan ilk illerden biri olmuş, ilçeye bağlı Konacık Belediyesi, geri kazanılan suları park ve bahçe sulamasında, ayrıca araba yıkamada kullanmış. İstanbul ve Bodrum’daki bazı otel, iş yeri ve okullarda yerinde geri kazanımla gri sular yeniden kullanılıyor. Sanayide de, örneğin İzmir Tekeli ve Bursa Organize Sanayi Bölgeleri’nde atık sular ileri derecede arıtılarak yeniden kullanılıyor.
Suların ve atık suların nasıl kullanılabileceğinin planlamasının kuraklığın derecesine, kullanılabilecek atık suyun hacmine, mevcut altyapının müsait olup olmamasına ve kullanıcıların istekliliğine göre yapılması gerekiyor. Sulama, endüstriyel kullanım, peysaj, evsel kulanım gibi kullanım amaçlarının her biri için gerekli olan su kalitesi, dolayısıyla arıtma derecesi ile maruz kalınabilecek sağlık riskleri dikkatle değerlendirilmelidir. Her ne kadar uzun vadede karlı olsa da atık suların yeniden kullanımı yüksek ilk yatırım maliyeti getiriyor, dolayısıyla maliyet analizinin iyi yapılması ve halkın konuyla ilgili olarak bilgilendirilmesi önem taşıyor.
Dünyada arıtılmış evsel atık suların tarımda yeniden kullanımına ilişkin Dünya Sağlık Örgütü standartları yaygın olarak kullanılıyor. Türkiye’de, yeniden kullanılacak arıtılmış atık sularda aranan özellikler, Dünya Sağlık Örgütü standartları ile uyumludur ve Atık su Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği’nde yer alır. Ancak, diğer kullanımlar için uluslararası herhangi bir standart bulunmuyor. Bu nedenle, her bir özel kullanım için insan ve çevre sağlığının korunması konusu öncelikle ele alınmalı. Uygulamada, standartlara uyulduğunun denetlenmesi, ayrıca kullanıcıların bilgilendirilmesine katkı sağlamak üzere uygun borulama ve uyarı işaretleri kullanılması önem taşıyor. Halen pek çok ülkede insan kaynakları, politik ve yasal çerçeve, kurumsal altyapı, finansal destek ve paydaş katılımı konularında ciddi eksiklikler bulunması nedeniyle, 2017 Dünya Su Günü’nün su ve atık su konusunu işleyecek olması sürdürülebilir su yönetimi bakımından önemli bir katkı olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: programme.worldwaterweek.org

İlgili Diğer Haberler

Yorum Yap

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku