Ana Sayfa RÖPORTAJ Koruyucu ve onarıcı bakımın zehirsiz şeyleri: Badecanlar

Koruyucu ve onarıcı bakımın zehirsiz şeyleri: Badecanlar

Yazar: Selma ALTIN

Sağlığını bütüncül yollarla korumayı ve zehirsizleşmeyi önemseyen, bedenini doğal, bitkisel cilt bakımı ve kozmetik ürünlerle korumayı, onarmayı seçenlerin butik üretici canları (bknz. Badecanlar) tanımanızı istiyoruz.

Doğal, samimi ve işlerini çok seven iki genç insan; Bade ve Emre Can Sarısayın, günlük bakımın zehirsiz, atıksız, vegan alternatiflerini elleriyle üretip, ürünlerini, kaliteleriyle bedenlere, akılda kalıcı neşeli isimleriyle de hafızalara kazıyorlar. Ojeden, asetondan bitap düşmüş tırnaklara “Wolverine’in Tırnak Serumu”, adından gayet iyi anlayacağınız “Ergenin Akne Serumu”, nemini yitirmiş tüm ciltler için “Naciye’nin Yüz Kremi”, lekeli ciltlerin cilt onarım serumu “Hale Jale’nin Yüz Serumu”, krem deodorant “Koltukaltı Şeysi”, göz çevresi ve kirpikler için bakım serumu “Şu Gözüme Bi Çözüm Serumu” Badecanlar’ın ürünlerinden (onlar ürüncük diyor) sadece bazıları…

Saplantı derecesinde mükemmeliyetçi olan Badecanlar, her hammaddeyi, işin uzmanlarından öğreniyor, kurumların kaynaklarında tarıyor, bulabildikleri en iyi kalite hammaddelerle ürünlerini hazırlıyorlar. Ürünlerinin hiçbirinde koruyucu, katkı maddesi, aroma veya parfüm, sentetik boya ve diğer kimyasallar bulunmuyor.

Instagram üzerinden ürünlerini tanıtan Badecanlar’ın ürünlerinde sadece cam ambalaj kullanımları ve plastiksiz kargo uygulamaları, bizim için ayrı önemli ve çok değerli. Herkese bir e-posta, bir DM kadar yakın olan Badecanları tanımıyorsanız, gelin önce röportajımızla daha yakından tanıyın…

Badecanlar kimdir? Neler yaparlar ve neler yapmayı severler?

Biz, Bade ve Emre Can Sarısayın, Badecanlar Zehirsiz Şeyler’i 2017 yılında Bodrum’da kurduk. Zaten kendimiz için ve bu iş evvelinde işlettiğimiz butik otelimizin sabunlarını ve deterjanlarını yapmaya çalışıyor, deodorantımızı, kremlerimizi, cildimize sürdüğümüz yağ karışımlarını aynen bugün üretip sattığımız formatlarda yine ya kendimiz hazırlıyor ya da bizim gibi küçük üretici arkadaşlardan alıyorduk. Ölüm kalım meselesi olmadıkça her türlü gereksiz ilaç kullanımını bırakıp, gıdamızı ve kişisel bakım ürünlerimizi zehirsizleştirmeye kendimizi adayalı birkaç yıl olmuştu ve adım adım eski ‘market rafı’ alışkanlıklarımızı daha sürdürülebilir ve basit alternatifleriyle değiştiriyorduk. Şampuanlar hayatımızdan çoktan çıkmıştı. Örneğin, ne sabun bulsak başımıza sürüyorduk ve biz de iyi bir saç sabunu arayışındaydık sürekli. Bir yandan da fitoterapi, aromaterapi, homeopati, ayurveda gibi bütüncül tıp modalitelerinin giriş ve orta seviye eğitimlerini alıyor, bulduğumuz tüm konvansiyonel olmayan tıp kitaplarına yapışıyorduk.

Otel işini bırakıp, Bodrum’a yerleşme fikrimizin ardında da, otelin taze gıda alışverişi için tercih ettiğimiz Bodrum Tohum Derneği üretici pazarında bu tip basit ve zehirsiz kişisel bakım ve temizlik ürünlerimizle bir minicik tezgâh kurup pazarcılık yapma planı vardı. Aynen de öyle oldu. Bodrum’a taşındık ve bir ay sonra pazarda tezgâhımızı kurduk. O gün bugündür, Badecanlar adıyla, Türkiye’nin her yerinden kafası ve kalbi açık insanlara zehirsizlerimizi gönderiyor, onların bu süreçlerine paylaşımlarımız ve özelden yazışmalarımızla destek olmaya çalışıyoruz. Bu sevgili yoğun işimizin yanında da, yine birlikte müzik yapıyor, onları yayımlıyoruz.

Cilt neden mahvolur? Deterjan içeren temizleyicilerle cildi yıkamak, parfüm ve diğer zehirli kimyasallar içeren ürünler kullanmak, cildin üst katmanını kimyasallarla soydurmak, cildi kurutmak, sıkça ışın ve ısı uygulamalarına maruz bırakmak, bayat veya toksik yükü ağır kozmetikler ve makyaj malzemeleri, cildi kurcalamak, sıkmak ve sürekli ellerin yüzde gezmesi cildi mahveder.

Gıdalarımız ilacımız…

Bu röportajı okuyacaklar için en başından başlayalım istiyoruz… Badecanların ilk farkındalıkları, bizim de karşı olduğumuz “glikoz şurubu” ile başladığını söyleyebilir miyiz? Nasıl besleniyorsunuz? Bu arada, şu an paketli gıda tüketiyor musunuz?

Evet gerçekten glikoz şurubuna müteşekkiriz. Kendisi o kadar berbat bir endüstri harikası ki, bir gün bir şey bizi dürtmüşcesine Google’a ‘glikoz şurubunun vücuda etkileri’ yazdık ve okuyup izlediklerimizin hemen ardından ‘Bundan sonra içindekiler okuyoruz ve glikoz şurubu içerenleri asla ağzımızdan içeri sokmuyoruz’ kararı aldık. Geri dönüşsüz bir süreç orada başladı diyebiliriz. Bu kararla paralel bir şekilde, ilk sorunun cevabında bahsettiğim ‘gereksiz ilaç kullanmayı bırakıyoruz’ kararımız da ne tükettiğimizi apayrı bir yerden gözetme yoluna soktu bizi. Artık bitki çaylarımız, baharatlarımız, pekmezimiz, ıspanağımız, nohutumuz bizim ilacımız olacaktı. Bu gıdalar ne kadar gerçek, ne kadar üreticisinden soframıza taze ulaşırsa, ilaçlarımızın etken maddesi de o kadar kuvvetli oluyordu dolayısıyla. O gün bugündür gıdamızı küçük üreticiden, pazardan, işini düzgün yapan organik gıda üreticilerinden temin ediyoruz. İki yıldır bütüncül-bitkisel besleniyoruz /veganız. Son altı aydır da soya, gluten ve yemeklere yağ eklemeyi de bıraktık, epey sebze meyve ağırlıklı, anaakım Türk mutfağına kıyasla çok sade bir mutfağımız oldu. Paketli gıdadan tam olarak ne kastediyorsunuz bilemedik ama giriyorsa da pazarda bulamadıklarımızın paketlileri giriyor eve. Örneğin, şekersiz tahin helvası, organik tam pirinç ya da ak darı gibi şeyler. 

Tuz & Spirulina sabunu, huş yağı, hindistan cevizi yağı, spirulina yosunu ve yüksek miktarda rafine edilmemiş, bol mineralli kaya tuzu ile dokulardaki birikimi atmaya yardımcı bir detoks sabunu. Tuz sabunu kullanmak, tuz banyosu yapmakla benzer bir etki yaratır, sanılanın aksine cildi kurutmaz, yumuşatıyor. Bir de üstüne, içindeki sabunlaşmamış huş yağı ve spirulina yosunu, vücudun nasıl başedeceğini bilemediği için yağ hücreleriyle paketleyip selülit selülit depoladığı toksinleri ya da ödemi atmasına ve cildin elastikiyetini kazanmasına yardımcı oluyor.

Üretim fikri nasıl ortaya çıktı? Ürünlerin isim annesi kim?

Üretim fikri, epeydir “Ya bu kadar zehirsiz ve sade bir alternatif varken, niye endüstriyel olanını kullanalım ki?” diye diye kullanageldiğimiz sabunlarımız, deodorantımız, diş tozumuz, yağlarımızı başkalarıyla da paylaşarak onları da mutlu etme, şifalandırma ve buradan geçimimizi sağlama fikrinden geldi. Ürün isimlerini aramızda geyik çevirerek buluyoruz genelde. İsmiyle, cismiyle, etkisiyle ürüncüklerimiz herkese neşe versin istiyoruz. 

Badecanlar ürüncük hazırlarken…

Zehirsiz üretim formülleriniz anladığım kadarıyla tamamen size ait. Yeni ürün fikri nasıl gelişiyor? Ürün geliştirirken arka planda neler yaşıyorsunuz? 

Evet formüllerin hepsi ikimizden çıkıyor. Bu formülleri, aldığımız her eğitimden sonra tekrar ince ayardan geçiriyoruz. Hanemize yeni ve taze giren her bilgi, coşkuyla ya yeni bir ürün fikrine ya da olan ürünü geliştirmeye yarıyor. Bu konuda ekstra uyumluyuz gerçekten. Geçen haftalarda tamamladığımız ‘doğal kozmetik formülasyonlarında emülsiyonlar’ eğitimi vardı. Hemen sonrasında, nicedir yapmayı planlayıp da su bazlı emülsiyonlarda kullanmamızı gerektiren bazı içimize sinmeyen hammaddeler nedeniyle ertelediğimiz saç kremi formülasyonunu susuz emülsiyon olarak formüle ettik. Ve yine aynı dokunuşlarla Naciye’nin Yüz Kremi adlı ürünümüzü güncelledik. Böyle böyle gidiyor her şey. Biz geliştikçe, ürünlere de hep daha ince ayar güncellemeler geliyor.

Miktar az olunca hammaddeye ulaşmak zor oluyor

Hammadde tedariğinde sizi en çok zorlayan şeyler nedir?

Memleketimizde, hammadde ve ambalaj tedariği, bizim sektörde küçük üretici için başlı başına bir çile açıkçası. İstediğimiz bir sürü hammaddeye -daha az miktarlarda almak isteyince- ulaşamıyoruz, ulaştıklarımızın kalitesinden emin olmak için uzun soluklu denemeler yapmamız gerekiyor, ambalaj seçenekleri ise reçel kavanozu ve ilaç şişesi seçeneklerinden ibaret. Yurtdışından getirtmeyi hayal ettiğimiz bir sürü hammadde süslüyor düşlerimizi. 🙂

Biraz daha büyük çaplı üretim yapabilir hale geldiğimizde, yağlarımızı da daha büyük miktarlarda tedarik edebilir olacağız ve o zaman bir sürüsünün organik ve daha sürdürülebilir tarım ilkeleriyle üretilmiş olanlarını almak üzere pazarlık yapabiliyor olacağız diye umuyoruz. Her şeye rağmen, çok bereketli bir coğrafyada yaşadığımız için yerli tohumların yerli yağlarına ulaşmak zor olsa da mümkün ve onlar çok kıymetli hammaddelerimiz.

Ürünleriniz büyük oranda ciltle ilgili olduğundan, makyaj malzemelerinin cilde verdiği zararla ilgili neler söylersiniz? Badecan zehirsiz makyaj malzeme kategorisinde şu an neler var, daha neler eklenecek?

Makyaj bir ritüeldir. Ve hayatımızı epey sadeleştirip, zehirden mümkün mertebe arındırsak da, hatta bi’pantolon bi’kazak ile yaşasak da kimimiz için bir kırmızı ruj, siyah göz kalemi, bordo oje ya da gülkurusu allığımız ayrı bir sembolik anlam taşıyor olabilir. Dolayısıyla az ve öz seçenekleriyle arkaik makyaj seçkimiz de bu ritüeli zehirsiz şekilde onurlandırmak için var: Üç renk ruj/allık, iki çeşit toz allık ve iki çeşit de göz farımız var şu anda.

Al dudak sevenler, rujunda kurşun gibi ağır metaller istemeyenler, rujunun üretimi için bir sürü canlı deneylere maruz kalıp canından olmasın isteyenler için;
NO:7 Harika…

Rimelde plastiksiz ambalaj sorununu çözersek, geliyor olacak. Standart makyaj malzemelerinde ise sorun şu: Tam içeriğine çoğunlukla erişemiyorsunuz bile… Ne ürünün üstünde doğru düzgün okunur şekilde yazıyor ne de üreticilerin sayfalarında. Ayrıca, çoğu ağır metaller, kanserojen pigmentler, parfümler ve koruyucular, hayvansal içerikler ve hayvan deneyleriyle paket halinde geliyor. Bir ruj için balina kestikleri doğruydu ne yazık ki… Artık bu kadar ayyuka çıkmış bazı hayvan zulümleri gerçekleşmiyor olsa da bu ürünlerin içeriğinde kullanılan hammaddelerin hemen hepsi hayvan deneylerinden geçiyor. 

“Plastiksiz hayat unutkanlığı affetmiyor”

blank

Sıfır atık böyle olur…

Badecanlar, sürdürülebilirlik adına ambalajlarını geri çağırıyorlar. Tabi ki bazı şartları var. 10 ve üzeri adetteki kavanozu geri yollayabiliyorsunuz. Ayrıca, ürünleri size plastiksiz yolladıkları gibi, sizin de boş kavanozları plastiksiz kargo ile yollamanız şart. Kavanoz üzerindeki etiketi sökmeniz ve kavanozu iyice yıkamanızı ise rica ediyorlar. Kargo ücreti onlardan… Ancak anlaşma kodunu kullanarak göndermelisiniz.

Ortak derdimiz; ‘plastik’… Plastikten arınmış bir yaşam için siz neler yapıyorsunuz?

Plastikten mümkün mertebe arınmak için her şeyi yanınızda taşımamız gerekiyor. Suyumuzu termoslarda, yemeklerimizi sefer tasında, eve bir şekilde girmiş naylonları ve bez çantaları da araba bagajında. Herhangi birini unuttuğunuz anda evinize plastikle dönüyor oluyorsunuz. Unutkanlığı affetmiyor plastiksiz hayat 🙂 Badecanlar’da ise bütün ürünlerimiz cam şişe ve kavanozlarda, ayrıca kargo ambalajlama sürecimiz de tamamen plastiksiz epeydir. Sağlamını bulabilirsek koli bantlarımızı dahi plastiksiz alternatifiyle değiştireceğiz. En çok içimize dert olan ve henüz çözümünü bulamadığımız da, yağ tedarikçilerimizden gelen plastik bidonlar. Sürekli düşünüyoruz bu gibi atıklara ne çözüm bulabileceğimizi.

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku