Ana Sayfa Su'ya DairEKOLOJİ Plastik yiyen tırtıllar, bakteriler, mantarlar ve diğerleri, plastik kirliliğine çözüm olabilir mi?

Plastik yiyen tırtıllar, bakteriler, mantarlar ve diğerleri, plastik kirliliğine çözüm olabilir mi?

Yazar: Sedat GUNDOGDU

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyerek konuya giriş yapmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Hayır. Sorun o kadar da basit değil. Tüm bu canlılar, yaptıkları iş nedeniyle işlevsel olabilir, ancak, plastik kirliliğine çözüm olmaktan çok uzaktalar.

Çoğunuz 2010 yılında Meksika Körfezi’nde BP’nin Deepwater Horizon petrol sızıntısından kaynaklanan devasa petrol kirliliği olayını biliyorsunuzdur. Sadece 20 Nisan-15 Temmuz 2010 tarihleri arasında bu sızıntı ile 3.19 milyon varil petrol Meksika Körfezi’ne sızmıştı.

Bu petrolün bir kısmı toplandı, bir kısmı dibe çöktü, bir kısmı su içerisinde çözündü ve bir kısmı da sahillere ve sulak alanlara taşındı. Denizde kalan petrol için, tıpkı bulaşık deterjanlarının kir çözerken yaptığı işe benzer bir iş yapan ve dispersant olarak bilinen kimyasal dağıtıcılar (çoğunlukla Corexit 9500A), birçok kuruluş tarafından petrolü çözsün diye denize serpildi. Serpilen kimyasal dağıtıcıların miktarı 1.84 milyon galondu. Yani, bir kimyasalı bertaraf etmek için başka bir kimyasal serpilmişti.

Bunun yanında, o zamanlarda gündeme gelen bir olay daha vardı: Petrol yiyen bakteriler! Yapılan incelemeler, petrol sızıntısı sonrasında, petrol yiyen bakterilerin Meksika Körfezi’nde ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koyuyordu. Bu bakterilerin petrolün bir kısmının bertaraf edilmesini sağladığı ifade edilmişti. Hatta öyle ki, birçok medya kuruluşunda, petrol kirliliğinin artık sorun olmayacağını çünkü, bu bakterilerin petrolü etkisiz hale getirdiği yazıyordu. İşin popüler medya ayağı bu şekilde ilerlese de gerçek başka türlüydü. Çünkü bakterilerin bu işi yapması oldukça uzun süren bir olay ve başka hiç bir şey yapmadan sadece bakterilerin bu kirliliğin üstesinden gelmesini beklemek doğanın yok olmasını seyretmek ile eşdeğer.

Zaten kirlilik bakteriler ile çözülebiliyor olsaydı 1.84 milyon galon kimyasal dağıtıcı denize serpilmezdi. Yani kendi yarattığımız kirliliği yine kendi yöntemlerimizle ‘bertaraf’ etmek durumundaydık. İşte sorun da burada ortaya çıkıyor. Çünkü, serpilen bu kimyasalların yarattığı tehdit, petrol kirliliğinin tek başına yarattığı toksik etkiyi bile gölgede bırakabilecek düzeyde. Nitekim, 2013 yılında yayınlanan bir çalışma [1], bu kimyasal dağıtıcıların, petrolü 52 kat daha toksik hale getirdiğini ortaya koymaktadır.

Doğal geri dönüşüm doğal sınırlara sahip

Bir sorunu çözmeye çalışırken ortaya başka sorunlar çıkıyor. Bu noktada bakterilerin rolü daha da önemli hale geliyor. Çünkü bakteriler, kimyasal dağıtıcıların aksine, petrolü zararsız başka moleküllere çevirebilme yeteneğine sahipler. Ancak bu yeteneklerinin de bir sınırı yok değil. Oksijen!.. Eğer ki petrol, oksijenin olmadığı ya da sınırlı olduğu derin denizlere ve sediment içerisine taşınırsa, o zaman o, petrol kirletici olarak oralarda kalmaya ve oralardaki yaşamı tehdit etmeye devam edecektir. Çünkü, o petrolü parçalayabilecek bakteriler, o bölgelerde aktif olamayacaklardır. Yani uzun lafın kısası, doğadaki dönüştürme işlemleri doğal olanın doğal sınırları içerisinde mümkün. Eğer ki doğaya dışarıdan bir müdahale söz konusu olursa, doğanın bu müdahale ile baş etmesi oldukça uzun sürebilir ve hatta eğer bu müdahale sürekli bir biçimde gerçekleşirse o zaman doğanın bununla baş etmesi imkânsız hale gelir.

Meksika Körfezi, petrol kirliliği ile sadece BP sızıntısı zamanında değil, sürekli tanker aktivitelerinden kaynaklı sürekli olarak karşı karşıya. Siz istediğiniz kadar ortaya çıkan sonucu bertaraf etmekle uğraşın, kaynaktan tehditler gelemeye devam ettiği müddetçe, bir noktan sonra, doğa bununla baş edemeyecek hale gelir. Plastik kirliliğinde işleyiş de bu şekildedir denilebilir.

Sorumluluk bize ait

Çeşitli canlı gruplarının, doğaya ait olmayan ancak insan aktiviteleri sonucu doğaya sorumsuzca bırakılan problemli maddelerin bertaraf edilmesinde rol alabildiği bilgisinin ortaya çıkması, doğal olarak heyecan yaratabilmektedir. Çünkü, bizim yapamadığımızı doğada var olan başka bir canlının yapabiliyor olması, işin içindeki sorumluluğumuzu bize unutturuyor. Bu durum, petrol yiyen bakteri için de, plastik yiyen tırtıl, mantar ve bakteri için de geçerli.

İşin gerçeği, bu tarz bilgilerin çoğunun arkasında öyle bizim anladığımız ölçüde bir mücizevilik maalesef yok. Evet, bu canlılar sorunun çözülmesine katkı sağlayabilecek düzeyde önemli canlılar. Ancak, tek başlarına bir anlam ifade etmediklerini belirtmekte fayda var. İlk olarak amatör bir arıcı tarafından keşfedilen ve daha sonra da Cambridge Üniversitesi ve İspanya Ulusal Araştırma Kurumu tarafından yapılan ortak bir çalışma sonucunda plastik yediği açıklanan Galleria mellonella bu mucizevi olmayan sansasyonelliğe iyi bir örnek [2]. Çünkü bu tırtıl, polietilen türündeki plastiği yiyerek zararsız bir başka maddeye dönüştürebiliyor. Bir tırtılın günlük yiyebildiği plastik miktarı ise 2 miligram. Sadece İngiltere’nin yıllık ürettiği (2 milyon ton) bu türden plastik çöp miktarını düşündüğümüzde milyarlarca tırtıla ihtiyaç duyacağız. Belki çeşitli genetik müdahalelerle tırtılın plastik yeme kapasitesi arttırılabilir ancak yine de milyarlarca tırtıla ihtiyaç duyacağımız gerçeği değişmeyecektir. Kaldı ki bu tırtıl sadece kontrollü ve ayrıştırılmış haldeki çöp istasyonlarında kullanılabilecek. Hali hazırda denizlerde ve karasal alanlarda bulunan milyonlarca ton plastik çöp için ise yapabileceği pek bir şey yok. Bir de bu tırtılın dönüştüremediği türdeki plastik atıklar var ki onlara daha gelmedik bile…

Unutmadan söylemekte fayda var; bu tırtıl, wax yiyen bir tırtıl ve bu wax da arıların peteklerinin ta kendisi [3]. Sadece ABD’de bu tür tırtılın arı kolonilerine verdiği zararın maddi karşılığı yaklaşık 7 milyon dolar (Malum bir şeyin ne derecede zarar verebildiğini belirtmek için parasal bir değer belirtmek gerekiyor). Yani milyarlarca adet bu türden tırtılın arılara verebileceği zarardan bahsediyoruz. İşte bu bilgi, bu tırtılların plastik yeme özelliği ile gündeme gelmesinde göz ardı ediliyor. Çünkü iki bilgi birlikte verildiğinde olayın sansasyonel olma özelliği ortadan kalkıyor. Ayrıca, tam kontrollü bir ortamda bile olsa, yani milyarlarca tırtıl tam kontrollü ortamda toplanmış plastik yığınlarının içerisine bırakılsa, her yıl artarak devam eden plastik üretimi ve beraberindeki tüketimi değiştirmeden plastik kirliliğinden kurtulmak söz konusu bile olamaz. Çünkü sonuçlarla uğraşmak, sorunun kaynağını gizlemek gibi bir durumu ortaya çıkarabiliyor.

Belirttiğimiz gibi, gerek petrol yiyen bakteri, gerekse plastik yiyen tırtıl, sorunun sadece sonucunda işlevsel olabilecek düzeyde özelliğe sahip canlılar. Bu işlev de oldukça sınırlı ve bir o kadar da sıkıntılı. Çünkü tüm plastik atıkları çevreye hiç bulaşmadan toplamaktan ve bu toplama alanında da plastikleri bu tırtıllara yedirmekten bahsediyoruz. Doğadaki kirletici olan plastikleri yesinler diye doğaya bu tırtılları salamayacağımıza göre tek çözüm bu gibi görünüyor. Kulağa pek de uygulanabilir gibi gelmiyor. Hali hazırda uygulanabilir olan yöntemleri (geri dönüşüm, yakarak bertaraf etme vb.) bile doğru düzgün uygulayamıyorken, sorunun kaynağına dokunmadan, sonucunu da bir tırtıl ile çözebileceğimizi düşünmek, içinde bulunduğumuz krizin de göstergesidir. Bu yüzden bu tarz ‘keşiflere‘ mesafeli durmakta fayda var.

Geri dönüşüm tek başına çözüm değil

Olayın haberleştirilmesi, haberci açısından okuyucu kitlesi edinmek anlamına gelirken, haberi okuyanlar açısından “bak işte çözümü varmış” algısının oluşmasına neden olabilmektedir. Tıpkı geri dönüşüm ile ilgili sanki tek çözümmüş gibi bahsedilmesinde olduğu gibi… Çünkü geri dönüşüm tek başına küresel plastik kirliliğine çözüm olmaktan çok uzak. Neden mi? Anlatayım…

Sürekli artan plastik üretimi olduğu yerde durdukça, geri dönüşüm çözüm olmaktan çok ama çok uzak. Ayrıca şöyle bir gerçeklik var; şimdiye kadar üretilen tüm plastiklerin (yaklaşık 8.5 milyar ton) %90.5’i hiç dönüştürülmemiş. Bunun yanında dünyanın en gelişmiş ülkelerinin yoğunlukta olduğu Avrupa kıtasında, geri dönüştürülebilir olan plastiklerin %70’i geri dönüştürülmeden atılmış.

Bugün bu plastik çöpleri Akdeniz ve Atlantik’in birçok noktasında görmek mümkün. Gelişmiş ülkelerde bile durum böyleyken, gelişmemiş ülkelerdeki durumdan bahsetmeye gerek bile kalmıyor. Kaldı ki bu gelişmiş ülkelerin geri dönüştürülebilir plastik çöpleri satma durumları var ki, o da plastik atıkların aslında pek de istenen malzemeler olmadığının göstergesi. Plastik atık konusunda gelişmemiş denilebilecek olan ülkemiz 2018 yılında sadece İngiltere’den 80.000 ton plastik atık satın almış. Uzun lafın kısası, geri dönüşüm, ekonomik bir kaynak olarak görülse de bir efsane olmaktan öteye gidemiyor.

Sonuç olarak plastik yiyen tırtıl, bakteri, mantar aramaktansa, geri dönüşümü plastik kirliliğinin çözümü gibi sunmaktansa, plastik üretimini azaltmayı ve tek kullanımlık her türlü plastiğin üretimine son vermeyi konuşmanın daha etkili çözümler olduğunu söyleyebilirim. Nitekim tüm dünya, yavaş yavaş da olsa bu gerçeğin farkına varmaya başlıyor. İnsanların bilinç/farkındalık düzeyinin artmasına paralel olarak bu anlayışın daha da yaygınlaşabileceğini söylemek yanlış olmaz. İşte bu gerçekleştirilir ve o zaman geri dönüşüm uygulanırsa iş daha anlamlı olabilir. Bir de buna böyle mucizevi özelliği olan canlıların çabaları eklenirse olay sadece temkinli yaklaşılması gereken sansasyon olmaktan çıkarak çözüme katkı sağlayan bir olguya evrilebilir. Aksi takdirde, plastik kirliliği için çözüm diye sunulan yöntemlerin fanteziden öteye gidemeyeceğini herkesin bilmesi gerekir.

Kaynaklar

  • [1] Rico-Martínez, R., Snell, T. W., & Shearer, T. L. (2013). Synergistic toxicity of Macondo crude oil and dispersant Corexit 9500A® to the Brachionus plicatilis species complex (Rotifera). Environmental Pollution, 173, 5-10.
  • [2] Bombelli, P., Howe, C. J., & Bertocchini, F. (2017). Polyethylene bio-degradation by caterpillars of the wax moth Galleria mellonella. Current Biology, 27(8), R292-R293.
  • [3] https://www.beeworks.com/wax-moth/

Doç. Dr. Sedat Gündoğdu
Çukurova Üniversitesi
Su Ürünleri Fakültesi

www.mikroplastik.org

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku