Ana Sayfa RÖPORTAJ SU’yuna teknolojiyle sahip çıkan ülke; Macaristan

SU’yuna teknolojiyle sahip çıkan ülke; Macaristan

Yazar: Selma ALTIN

Macaristan… 10 milyon nüfuslu bir ülke.

Komünizm sonrası liberal ekonomiye geçişiyle birlikte, geleneksel değerlerini koruyarak ekonomik kalkınmasını sağlamış. Bugün, ekonomik cari fazlalığıyla dikkat çekiyor. Yani, ihracatı ithalatından fazla… Son dört yıldır, 8 milyar Euro’luk cari fazlalık…

Yatırım için ülkenin ticari alt yapısı çok hızlı çalışıyor. Beş gün içinde şirketinizi kurup fatura keser hale gelebiliyorsunuz. Bugün Türkiye’dekinin muadili bir limited şirket kurmak için yaklaşık 9.500 Euro yeterli. İş kurma maliyeti içinse bir avukat ve bir muhasebeci ücreti gerekli. Ülkenin coğrafi yapısının sağladığı avantajla oldukça esnek taşımacılık sistemleri bulunuyor. Neredeyse dümdüz bir coğrafyada güneş enerjisi kullanımı öne çıkıyor.

Atık su arıtımı, uzmanlık alanları

10 milyon nüfusa sahip Macaristan, şu an yaklaşık 15 milyon kişiye yetecek su arıtım kapasitesine sahip. Ar-Ge ve kapasite olarak çok gelişmiş durumda. Macar Hükûmeti, 2020 yılı sonuna kadar AB fonlarından da yararlanarak 1.2 milyar Euro’luk bir kaynağı, su ve atık su arıtmada kullanmayı planlıyor.

Macar Parlamento Binası, Budapeşte.

Ülkeyi belki de ticari anlamda ilk fark edenlerden biri Adnan Polat. Polat, Ege Seramik şirketini yönetirken, Avrupa pazarında dağıtım merkezi olabilecek bir ülke arayışına girmiş. O dönem, araştırmaları sonucu, Macaristan dikkatini çekmiş ve 28 yıl önce burada ilk Türk şirketi olarak büyük bir deponun kurulması, bu girişimci ruhla başlamış. Bir süre sonra, Macaristan’dan Avrupa’nın her noktasına maksimum 24 saat içinde teslimat yapılabildiği de böylece anlaşılmış.

Bu hikâye, Polat Holding’in bir süre sonra Türkiye ve Macaristan arasında gelişecek, atadan kalma anılarla canlanacak ticaret işbirliklerinin de temelini oluşturuyor. Polat Holding, Macaristan’ın dış ekonomik ilişkilerine katkıda bulunmak ve onu çeşitlendirmek amacıyla 2015 yılında ALX Macar Ticareti Geliştirme Merkezi’ni kurmuş. 2016 yılında ise bu girişim, çok uluslu bir Dış Ticaret firmasına dönüşmüş ve ALX Hungary adını almış.

ALX Hungary yöneticileri ile çevre teknolojileri ve atık yönetimi fuarı REW İstanbul 2019’da bir araya geldik. ALX Hungary Türkiye Ülke Direktörü Mert Danişger ile Macaristan’ın özellikle su ve çevre teknolojileri üreten şirketlerini ve Türkiye – Macaristan ortak kültürünü konuştuk.

ALX Hungary Türkiye Ülke Direktörü Mert Danişger.

ALX Hungary nasıl kuruldu? Bu çatı altındaki hangi şirketlerle fuarda yer alıyorsunuz?

ALX Hungary, 2016 yılında Polat Holding bünyesinde Budapeşte’de kurulmuş bir şirket. Temel misyonu Macar ürün ve hizmetlerinin; Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta ihracat hacmini arttırmak. Biz bu işleri yaparken, Macaristan’da Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı HEPA adlı kurumun resmi temsilciliğini üstleniyoruz. Bu resmi temsilcilik kapsamında öncelikli olarak Macar firmalara, bulunduğumuz ülkelerde market raporları, ürün raporları hazırlıyoruz. Pazardaki rekabet durumunu gözler önüne koyuyoruz, SWOT analizleri hazırlıyoruz. Sonrasında, firmalar eğer bu pazarlarda bulunmak istiyorlarsa, potansiyel işbirliği yapabilecekleri ithalatçı, temsilci firmalar bulmalarını sağlıyoruz.

Bunların dışında, yine bulunduğumuz ülkelerden Macar firmalar adına ilgili oldukları bütün fuarları ziyaret ediyoruz. Bazı fuarlara ülke standı olarak katılım sağlıyoruz. REW Fuarı’na altı Macar firma ile katıldık. Ülke bazlı olarak bu fuardayız.

REW İstanbul 2019 Fuarı’nda yer alan ALX Hungary standı.

Sorumlu olduğunuz konu çevre mi?

Hayır. Macaristan’da ihracat potansiyeli olan bütün firmaları desteklemekle yükümlüyüz. Şu an REW Fuarı’nda olduğumuz için özellikle son iki ay çevreyle ilgili firmalara odaklanmış durumdayız.

Jeotermale turistik kullanımın dışında izin verilmiyor

Burada yer alan firmaların faaliyetleri nedir?

Buraya altı tane Macar firmayla katıldık. Üçü, iş kümelenmesinin üyesi olan firma. O iş kümesi, genelde toprak analizi konusunda uzmanlaşmış bir kümelenme. Özellikle, doğal kaynaklar ve jeotermal… Macaristan, jeotermal konusunda en fazla kaynağa sahip ülkelerden biri. Ülkenin tamamının altında jeotermal kaynaklar var ve şu an sadece turizm için değerlendiriliyor.

Macaristan’daki Hévíz Gölü, dünyanın en büyük ve biyolojik olarak da hala aktif doğal şifalı su içeren gölüdür. Göl, Macaristan’ın 7 doğa harikasından biri olarak biliniyor.

Jeotermal, stratejik olarak değerlendirilen bir kaynak. Hükûmet, turistik kullanımın dışında izin vermiyor. Yani, ondan bir enerji üretemiyorsunuz. Onu rezerv olarak saklıyorlar. Gelecekte ellerinde bir koz olarak bulunacak bir kuvvet diye düşünüyorum. Dolayısıyla, bu firmalar, jeotermal konusunda çok tecrübeliler. Türkiye ile bu bilgi birikimini bir şekilde paylaşmak istiyorlar. Ortaklık yapabilecekleri firmalar arıyorlar.

Başka hangi sektörden firmalar burada?

Yine bu kümelenmenin içinde yeraltı analizi yapan firmalar var. Özellikle, petrol, doğal gaz aramalarında destek olabilecek ekipman ve bilgi birikimine sahipler.

Kümelenmedeki diğer firmalardan Waterscope, alg analizi konusunda kendini geliştirmiş bir firma. Şu an atık su işleme tesislerinde düzenli olarak yapılan analizler var. İçindeki yapıyı çözerek, ona uygun kimyasallar kullanıp ondan sonra prosese almak gibi… Firma, akış halindeki sudan sürekli örnekler alarak, iki saatlik bir analiz yapıyor. Bunun sonucunda da sudaki alg popülasyonu, alg türü konusunda operatöre bilgi veriyor. Belli alg türlerinin belli popülasyonu geçmesi durumunda arıtım tesisinde suya müdahale edilmesi gerekiyor. O müdahalenin erken yapılmasını sağlayan bir sistem. Arıtım tesisleri ve laboravutarlar ile potansiyel işbirliği yapabilecek nitelikteler. Bu konuda da Türkiye’de öncelikli olarak İSKİ ile görüştürdük. Birkaç laboratuvarı davet ettik. Onların da katılımını bekliyoruz.

Başka belediyelerle planlanmış görüşmeler var mı?

Şöyle bir dezavantajımız oldu; 31 Mart’taki seçimler nedeniyle belediyelerin hepsi şu an eğitimler veriyor. Zamanlamanın bir dezavantajı oldu ama ilerleyen süreçte firmaları buraya davet ederek belediyeleri yerlerinde ziyaret etmeyi düşünebiliriz.

blank
Tisza Gölü Macaristan’da yer alan en büyük yapay göldür.

Kanalizasyondan elektrik üreten sistem

Diğer firmaları tanımaya devam edelim mi?…

Kümedeki bir diğer firmamız ThermoWatt. Kanalizasyondan elektrik üretecek bir sistem geliştirmiş. Bunu şu şekilde yapıyor; kanalizasyon suyunu ısı pompasıyla belli bir ısıya eriştiriyor. Kendi tasarımı olan eşanjörlerle bu ısıyı enerjiye çeviriyor. Buradaki en büyük avantajı; eşanjör tasarımı. Kirli su standart eşanjörden geçerken eşanjörü tıkıyor. Bu firmanın geliştirdiği sistemde bu olmuyor. O su tıkanmadan eşanjörden geçerek gerekli enerjiyi üretebiliyor. Şu anda kırka yakın gerçekleşmiş projeleri var. Genelde Macaristan’daki kamu binaları ve Avrupa’daki üniversitelerle işbirliği yapmışlar. Özellikle ürettikleri enerjiyi maliyetsiz olarak ısıtma-soğutma sistemlerinde kullanıyorlar. Yatırım maliyeti var ama operasyon maliyeti yok.

Elde edilen enerji miktarı nedir? Bölgeye yetecek oranda enerji üretiliyor mu?

Bir enerji santrali kapasitesinde enerji üretemiyorsunuz, çünkü girdi ve çıktı arasında bir oran var, onu ne kadar yükseltirseniz yükseltin, bölgesel enerjiyi destekleyecek kadar yüksek bir enerji üretimi söz konusu olmuyor.

Şu an sistem nerede kullanıyor?

Bir devlet hastanesinin klima ünitelerinde kullanılıyor. Bir üretim tesisi, kendi atığı ile belediye atığını kullanarak günlük operasyonunu idame ettirecek elektriği üretebiliyor. Belli bir üst limiti var. Bu üst limit; 10 bin kişilik bir hastanenin ısıtma-soğutma sistemini besleyecek kadar yeterli.

Sopron, Neusiedl Gölü.

Temiz enerji konusunda kümede yer alan başka firma var mı?

Electromega, özellikle çöp kamyonlarının benzin ya da dizel yerine elektrikle çalışmasını sağlayan bir şirket. Bu sayede, yakıt tüketimi olmadığı için, operasyon maliyetleri oldukça düşüyor. Sekiz saatte şarj olan bir kamyon, on iki saati aşkın bir süre hizmet verebiliyor. Toplamda dört yüz kilometreye yakın menzili var. Hem yol alma aksamı, hem de çöp toplama işlevini elektrikle yaptığından son derece sessiz bir operasyon sağlıyor.

Tarımda GDO’lu üretim yasak

Macaristan’da başka hangi sektörler öne çıkıyor?

Tarım konusu Macaristan’da önde giden bir sektör. Ülkede GDO’lu üretim yasak. Onun için özellikle insan kullanımına yönelik tarımsal ürünlerde Macaristan gözde bir destinasyon. Maliyet olarak dünyadaki diğer rekabetçi piyasalarla mukayese ettiğinizde fiyatlar biraz yüksek kalabiliyor. Hem Avrupa ülkesi olması, hem işçilik, hem de GDO kullanılmaması sebebiyle… Ama ‘güvenilir ürün’ anlamında Macaristan, tarımda doğru bir adres.

Hayvancılık keza çok gelişmiş durumda… Türkiye’ye büyükbaş ve küçükbaş ithalatı var. O konuda da regülasyon oldukça gelişmiş durumda olduğu için, ithalatçı, alınan ürünlerin sağlığından herhangi bir şüphe duymuyor. O konuda da fiyatlar rekabetçi değil. Diğer komşu ülkelere göre biraz yüksek kalıyor. Fakat yine aldığınız ürünün kalitesi konusunda aklınızda bir soru işareti kalmıyor.

Macaristan, tarım konusunda gelişmiş bir ülke. Ülkede GDO’lu üretim yasak.

Tarım konusunda da, çevreci teknolojiler alanındaki gibi, ortak çalışma düşünülüyor mu?

Şu an böyle bir çalışma zaten yürütülüyor. Geçtiğimiz Kasım ayında Antalya’da Growtech 2018 Fuarı’na katıldık. O fuara sekiz Macar firma katıldı. İkisi üniversiteydi. O üniversitelere Akdeniz Üniversitesi ile su ürünleri bazında işbirliği yapmaları konusunda ön ayak olduk ve bundan çok gurur duyuyoruz. Bir balık türü konusunda tesadüfen aynı projeleri varmış. Üstünde çalışsak ancak bu kadar denk getirebilirdik. İki üniversitenin çalışmaları birbirini tamamlayacak hale geldi. Güzel bir sürpriz oldu. Dolayısıyla, iki ülke, akademik alanda da işbirliklerine açık…

Katılımcı firmaların Türkiye ile tanışıklıkları var mı?

Türkiye ile ilgili tecrübeleri yok. Hatta Türkiye onlara o kadar yabancı ki; günlük hayat nedir, nasıldır, onu bile burada ilk kez görüyorlar. Turist olarak bile gelmemiş birçoğu… Türkiye aslında şu an Macaristan’da popüler bir destinasyon. Biz faaliyete başladığımızda Budapeşte’den Türkiye’ye haftada beş uçuş vardı. Şu anda günde üç uçuş var ve THY bunu dörde çıkarmayı planlıyor. Pegasus günde iki kez uçuyor.

Ticari ilişkileri ne yönde etkiliyor bu gelişme?

Düşündüğünüzde, Türkiye ile Macaristan arasında bayağı ticari potansiyel var. Biz faaliyete geçtiğimiz dönem, 1.8 milyar Dolar olan bir ticaret hacmi vardı. Şu an 3 milyar Dolar’a kadar yükseldi.

Macarlar Türkiye’den tam olarak ne bekliyor?

Aslında Macarlar için Türkiye yabancı bir ülke değil. Köken olarak aynı kökten geliyoruz millet olarak. Hatta Macaristan’da her yıl, Hun Kurultayı düzenleniyor. İki yılda bir ve bütün dünyaya açık… Diğer yıl da sadece Macar boyları arasında kutlanıyor. Bildiğimiz Orta Asya’da ata binen Türk dedelerimiz gibi at üstünde cirit oynuyorlar, ok atıyorlar. Türkiye, Macaristan için çok yabancı bir kültür değil. Bizim Osmanlı Dönemi’nde orada bulunduğumuz 150 yıl var… Ve biz oraya bir şeyler katmışız ama hiç zarar vermemişiz. Dolayısıyla, onun verdiği de ortak bir bağ var. Macar mutfağında çok fazla paprika kullanılır. Paprikanın oraya gitmesinin sebebi de Osmanlı… Atalarımızın biber alışkanlığı onların mutfağını etkiliyor. Kahve keza öyle…

Başkent Budapeşte…

Bunları neden anlatıyorum… İş yaparken çok da uzak değiliz kültür olarak. Günlük hayatta kullandığımız çok ortak kelimemiz var. Onları geçirdikleri dönem itibariyle komünist kültür etkilemiş, kendi içlerindeki ayaklanmalar var. Kültürümüz birebir aynı değil, fakat iş yapması çok kolay, çünkü iş ahlakı olan bir millet. Kandırmaya yönelik değil, işi çözmeye yönelik çalışıyorlar. Bu, bizler için bir avantaj. Biz de ALX olarak iki kültür arasındaki tampon görevini görüyoruz. Hem kültürel farklılıkları, hem de lisanla ilgili sıkıntıları tolere etmeye çalışıyoruz. Artan ticaret hacmini göz önünde bulundurarak bunu başardığımızı düşünüyorum. Çünkü iki ülkenin ticareti, Ankara’daki büyükelçilik, İstanbul’daki başkonsolosluk ve Eximbank ile birlikte bizim faaliyete geçmemizden sonra yüzde 50 oranında arttı. Bu büyük bir başarı.

Kirli sudan temiz su elde eden mobil su arıtma

Su arıtımı konusunda Macaristan’ı öne çıkaran çalışmalar var. Su arıtımındaki örnek uygulamalar nasıl hayat buldu?

Macaristan su konusunda çok ileri bir ülke. Tuna nehri, Almanya’daki iki nehrin doğumundan oluşan bir nehir. Almanya, Avusturya, Slovakya’dan geçtikten sonra Macaristan’a geliyor ve buraya gelinceye kadar kirleniyor. Macaristan için de bir hayat kaynağı… Hem Budapeşte’nin ortasından, hem de birçok şehirden geçiyor. Dolayısıyla Tuna Nehri’ni temiz tutmak ve oradan gelen suyu kullanabilmek için, su arıtımı konusunda oldukça fazla bilgi birikimine sahipler. Onların geliştirdiği teknolojileri Türkiye’de uygulayabilmek için gerekli görüşmeleri yapıyoruz. Özellikle belediyeler ve organize sanayi bölgeleri bazında… İnsanlara yeni bir şey kabul ettirebilmek çok kolay bir şey değil. Şimdiye kadar oturmuş bir sistem var. Bu sistem de bazı yerlerde çok farklı…

Suyla ilgili enteresan başka ürünleri de bulunuyor. Örneğin; mobil su arıtma üniteleri üretiyorlar. Özellikle yoğun nüfusun olduğu yerlerde, mülteci kamplarında, acil müdahale durumlarında toplanma bölgelerinde, kısa sürede temiz kullanım suyu sağlayabilecek sistemleri var.

Budapeşte yakınında yer alan Bokod’daki Bokodi Gölü üzerinde konumlanmış ‘yüzen evler’…

Bu sistem çok mu maliyetli?

Çok ucuz değil… Örneğin, mobil su arıtma cihazı için iki personel istihdam etmek gerekli. Operasyonu sadece, ‘fişe takın çalıştırın’ tarzı değil…

Bunların dışında başka ilginç tasarımlar da geliştirmişler. Otoyolların kenarlarında, suyun biriktiği yerler vardır. O suyu araştırdıklarında suyun son derece zehirli bir su olduğu ve toprağa karıştığı ortaya çıkmış. Çünkü arabaların balatalarının tozları, lastik atıkları karışıyor ve yağmur bunu yoldan yıkadığı zaman o su, çok konsantre zehirli bir su haline geliyor. Aynı firma, bu suyu süzmek üzere bir sistem geliştirmiş. Hatta bu konuyla ilgili Karayolları Genel Müdürlüğü ile de görüşüyorlar. Bu sistemi Almanya’ya da uyguladılar. Geri dönüşü de çok iyi oldu.

Budapeşte’deki Türk mirası;

Gül Baba Türbesi

“Ekim 2018’de Gül Baba Türbesi’nin açılışı yapıldı. Türk mirasıdır. İki ülkenin ortak çalışması sonucu renove edildi ve tekrar açıldı. Gül Baba Türbesi enteresan bir yer. Gül Baba, bir Bektaşi babası. Macarlar arasında da çok popüler. Bizde nasıl kızlar evlenirken telli Baba’ya giderlerse, orada da gelinliğiyle Gül Baba’ya giden bir sürü Macar kız görebilirsiniz. Renovasyon sırasında Gül Baba Vakfı kuruldu. Bildiğiniz gibi, Macaristan’da 150 yıllık geçirdiğimiz bir zaman var… Orada, Türklere ait bakıma ihtiyacı olan çok eser var. Gül Baba Vakfı’nın yeni bir misyonu daha var. Oradaki Türk mirasını renove edip, insanların kullanımına açmak ya da güzel bir hale getirmek için çalışıyor. Bu konuda her iki hükumete destekleri için teşekkür ediyoruz.”

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku