Batı yarımkürenin ilk su filtreleme sistemi Maya uygarlığına ait
Amerikalı bilim insanları, antik Maya şehri Tikal’de, dünyanın en eski su arıtma tesislerinden birini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, Gautemala’nın kuzeyindeki Tikal kentinde bulunan Corriental rezervuarında, Mayalar tarafından inşa edilen ve iki bin yıl öncesine dayanan sisteme ait kalıntılara ulaştılar. Yükselen sarayları ve tapınaklarıyla ünlü Maya şehri Tikal, artık, gösterişli mimari yapılarından çok daha mütevazı bir şeyle; türünün bilinen en eski su filtrasyon sistemi ile anılıyor.
Antropolog, coğrafyacı ve biyologlardan oluşan multidisipliner bir araştırma ekibi, yakın zamanda, Tikal’in en büyük rezervuarlarından birinde mikropları ve ağır metalleri yakalayan volkanik bir mineral keşfetti. Malzeme yakınlarda bulunmadığından, bu bulgu, tasarlanmış bir filtrenin varlığına işaret ediyordu.
Cincinnati Üniversitesi’nde antropolog olarak görev yapan çalışmanın ortak yazarı Doç. Dr. Kenneth Barnett Tankersley, bu bulgunun, antik dünyanın teknolojik gücünün Yunanistan, Roma, Mısır ve Çin gibi yerlerde yoğunlaştığı yönündeki uzun süredir devam eden fikirle çeliştiğini dile getirerek; “Suyun arıtılması söz konusu olduğunda, Maya binlerce yıl ilerideydi” diyor.
Su arıtma sistemlerinin arkeolojik kayıtları batı yarımkürede yetersiz, ancak Tikal’de mevcuttu. Arkeolojik alanların su dekontaminasyon özelliklerine sahip olduğuna dair kanıtların azlığı, esas olarak arkeolojik görünürlük ve korumadan kaynaklanıyor.
Tikal’in Corriental rezervuarındaki görünen zeolit filtreleme sistemi, batı yarımküredeki bilinen en eski su arıtma örneği ve dünyadaki içme suyunun dekontaminasyonu için bilinen en eski zeolit kullanımıdır.
Suyu depolamak kadar temiz tutmak da çok önemli
Kuzey Guatemala’nın tropikal ormanlarında yer alan Tikal, 1000 yıldan fazla bir sürede gelişmişti. MS 700’lerde, refahının zirvesindeyken, şehrin 45 binden fazla insana ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. Cincinnati Üniversitesi coğrafya profesörü Nicholas Dunning, en önemli Maya şehirlerinden birinin Tikal olduğuna işaret ediyor.
Antik Maya için temiz su toplama ve saklama yollarını bulmak çok önemliydi. Tikal ve diğer Maya şehirleri, mevsimsel kuraklıklar sırasında, yılın büyük bir bölümünde, içme suyuna ulaşılmasını zorlaştıran gözenekli kireçtaşı üzerine inşa edilmişti.

Tikal, diğer Maya merkezlerinin benzer çevresel ortamlarda geliştiği güney Maya ovalarında bulunan en büyük Maya şehirlerinden biriydi. Bununla birlikte bu şehirler, güney Maya ovalarındaki uygarlık çerçevesinin bir parçasını oluşturuyordu. Bu merkezlerin rezervuar sistemleri varlıkları açısından çok önemliydi, ancak bu bölgelerdeki su arıtma sistemleri hala büyük ölçüde bilinmiyor.
Tikal halkı, Kasım’dan Nisan’a kadar süren kurak mevsimle mücadele etmek zorunda kaldı. Araştırmaya dahil olmayan, Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign’de arkeolog olarak görev yapan Lisa Lucero, suyu rezervuarlarda depolamanın bir çözüm olduğunu, ancak bu suyun içilmeye uygun olması gerektiğine dikkat çekerek; “Suyu temiz tutmak çok önemliydi” diyor.
Bahçelerini banyo olarak kullanmış olabilirler
Birkaç yıl önce, Dunning ve meslektaşları, Tikal’in birçok rezervuarından tortu kazdılar. En büyük rezervuarlardan biri olan Corriental’in ağır metallerden, toksin üreten alglerden ve dışkı kirliliğiyle ilişkili bir mineralin diğerlerine göre önemli ölçüde daha az kontaminasyona sahip olduğunu görünce şaşırdılar. Araştırmacılar, Corriental’daki su kalitesinin çok daha yüksek olduğunu bulguladılar.
Araştırma ekibi, Mayaların Corriental’ın suyunu bir şekilde süzdüğü varsayımını geliştirdi. Nicholas Dunning, rezervuara gelen suyun çok temiz olmasından yola çıkarak, Mayaların, bahçelerini banyo olarak kullanmış olabilecekleri savını ileri sürüyor.
Araştırmacılar, rezervuarın dibindeki tortuları daha yakından incelediler. Eski bir filtrenin ilk ipucu kuvars kristallerinin keşfiydi. Bilim insanları, her biri birkaç santimetre kalınlığında kahverengimsi, milimetre ölçekli kristallerden oluşan dört ayrı katman buldular. (Böylesine kum büyüklüğündeki taneler suyu filtrelemek için kullanılabilir, ancak tüm zararlı mikropları yakalayamazlar.) Araştırmacılar, kuvarsı daha ayrıntılı olarak incelediklerinde, bunların, zeolit kristalleri ile beneklenmiş olduğunu keşfettiler. Kenneth Tankersley, bu tür volkanik minerallerin hem mikropları hem de ağır metalleri gözenekli bir yapı içinde hapsederek suyu arıtabileceğini ve bugün bu uygulamanın hala yaygın olarak kullanıldığını belirterek; şişelenmiş sudan şaraba kadar içtiğimiz neredeyse her şeyin bir zeolit filtreden geçirildiğini hatırlatıyor. Tankersley, ayrıca, bölgedeki suyun berrak ve tadının güzel olduğunu ifade ediyor.

Araştırmacılar, Mayaların, kayadaki zeolitler hakkında bilgilerinin olmayacağını, ancak bunların arıtma yeteneklerini fark etmiş olabileceklerini iddia ediyor. Araştırma ekibi, geçtiğimiz ay, Scientific Reports dergisinde yayınlanan makaleleri ile Tikal’in yaklaşık 30 kilometre kuzeydoğusundaki kuvars ve zeolit açısından zengin bir kaya oluşumunun Corriental rezervuarındaki malzemenin muhtemel kaynağı olduğu görüşünü öne sürdü.
Gözlem yetenekleriyle ihtiyaçlarını karşıladılar
Bilim insanları, uzun zamandır, batı yarımküre yerli halkının herhangi bir su filtreleme sisteminden yoksun olduğuna inanıyorlardı. Kuzey Amerika’daki antik yerli kültürler, kaynatma yoluyla ve kirletici maddelerin, siltlerin ve kilin kabın kenarlarına çekildiği toprak kaplarla, doğal olarak filtrelenmiş kaynaklardan temiz su elde ettiler. Orta Amerika’da Aztekler, arıtma teknikleri gerektirmeyen su kemerleri aracılığıyla şehirlerine getirilen bol miktarda artezyen kaynak suyuna güveniyorlardı. Güney Amerika’nın Andean bölgesindeki şehirlere, dağ kaynak suyu getiren su kemerleri de İnkalar tarafından inşa edilmişti. Mayalar, su filtrasyonuna ihtiyaç duyan tek eski Yeni Dünya uygarlığıydı, çünkü şehirlerinin çoğu, tropikal ve muson ikliminde karstik bir peyzajda bulunuyordu. Mısır, Yunanistan ve Güney Asya’daki kum, çakıl, bitki ve kumaş filtreleme sistemleri MÖ 15. yüzyılın başlarında belgelenirken, Maya su arıtma sistemleri için karşılaştırmalı veri bulunmuyor. Bugüne kadar, binlerce antik Maya rezervuarının yalnızca birkaç düzinesinde kazılar yapıldı ve bu kazıların çoğu tek bir test çukuru ile sınırlı kaldı.

Yapılan araştırmayla, Corriental rezervuarı, zeolit su arıtma sisteminin en eski kanıtı olarak kabul edildi. Başka kanıtlar da olabilir, ancak binlerce antik Maya rezervuarı olduğu ve 50’den azının kazı veya karotlama yoluyla araştırıldığı göz önüne alındığında, Corriental’ın benzersiz olma derecesi henüz bilinmiyor. Eski su arıtma sistemleri yalnızca kronostratigrafik, mineralojik ve biyolojik analizleri içeren disiplinler arası araştırmalarla değerlendirilebilir ve yorumlanabilir.
Corriental’in filtreleme sisteminin neye benzediğine dair doğrudan bir kanıt olmamasına rağmen ekibin bu konuda bir fikri bulunuyor.

Sistem muhtemelen, zeolitler ve makro-kristalin kum boyutlu kuvars kristalleriyle kuru serme taş duvarların arkasında, dokuma petat (dokuma kamış veya palmiye lifi hasırlar) veya rezervuar girişlerinin hemen yukarısında veya içinde bulunan diğer bozulabilir gözenekli malzeme ile sınırlandırılmıştı. Böyle bir kurulum, rezervuarın tabanında bulunan kuvars ve zeolit katmanlarını açıklayacak şekilde, bir fırtınayı takip eden ani seller tarafından periyodik olarak süpürülmüş olacaktı.
Dunning, Mayaların bu yaratımlarının gözlem yapma konusundaki başarılarına dayandırarak şu açıklamayı yapıyor; “Antik Maya’nın bu özel malzemenin temiz suyla ilişkilendirildiğini görmesi ve onu geri taşımak için biraz çaba sarf etmesi muhtemelen çok zekice deneysel gözlemler sayesinde oldu”.
Mayalar ilk yerleşim alanlarını MÖ 1000 yıllarında kurmuş, MS 600’lü yıllarda ise medeniyetleri doruğa ulaşmıştı. Maya şehirleri Meksika’nın Yucatan yarımadası, Belize ve Guatemala’da yoğunlaşmıştı.