İklim değişikliğiyle mücadele ve finans sektörü
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği /SKD Türkiye, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi /UNEP FI ve Global Compact Türkiye /Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye Ağı iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Finans Forumu’nun beşincisi gerçekleştirildi.
Garanti Bankası ve Şekerbank’ın ana sponsorluğu ve TSKB’nin destek sponsorluğu ile düzenlenen forumun bu yılki teması, 2017 yılının uluslararası arenada sürdürülebilirlik başlıklarından özellikle iklim değişikliğinin oldukça öne çıktığı bir yıl olması sebebiyle ‘İklim Değişikliğiyle Mücadele ve Finans Sektörü’ oldu.
Yenilenebilir enerjinin toplam enerji kaynaklarındaki payı yüzde 25’in altında
Açılış konuşmasında iklim değişikliği sorununun artık içselleştirilmesi gerektiğinin altını çizen forumun onur konuğu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek; “Sanayi devrimiyle hız kazanan karbon salımı, dünyada artık geri dönüşü imkansız bir noktaya geldi. Dünyadaki ormanlar insanlık olarak saldığımız karbonu kaldıramıyor. Buna rağmen fosil kaynaklı olmayan yenilenebilir enerjinin toplam enerji kaynaklarındaki payı yüzde 25’in altında. Bu durumun değiştirilmesi ve bu sürecin finanse edilmesi gerekiyor. Küresel gelirin yüzde 10’u kaynak olarak ayrıldığı takdirde küresel ısınma iki derecede sabitlenebilecek. Aslında bu çok zor bir hedef değil. Bu ortak hedef için tıpkı bu forumda olduğu gibi iş birliği yapmamız, kamu ve özel sektör olarak el ele vermemiz çok değerli” dedi.
“2020 itibarıyla inşa edilen tüm binalarda enerji verimlilik koşulu isteyeceğiz”
İklim değişikliği ile mücadelede geçmişe oranla farkındalığın arttığının altını çizen Şimşek, teknolojinin ilerlemesiyle bu mücadeleye ivme kazandıran yatırımların da teşvik edilmesinin gerektiğini belirtti. Bu yatırımların aynı zamanda ekonomik anlamda da mantıklı yatırımlar olduğunu söyleyen Şimşek; “Teknoloji sayesinde yenilenebilir enerji yatırımlarının maliyeti 2040 yılında sadece ABD’de yüzde 67, Japonya’da ise yüzde 85’e kadar azalacak. 2030 yılında elektrikli araçlar, fosil yakıt tüketen araç sayısını geçecek. Bu trendin desteklenmesi gerekiyor. Örneğin biz, elektrikli araçlardan ÖTV almıyoruz. Fosil yakıt kullanan araçları vergilendiriyoruz. İnşa halindeki santrallerimizin yüzde 90’ı yenilenebilir enerjiye dayalı. Onuncu Kalkınma Planı’nda etkin enerji kullanımı, endüstriyel dönüşüm, atık yönetimi gibi stratejileri tanımladık. 2020 itibarıyla inşa edilen tüm binalarda enerji verimlilik koşulu isteyeceğiz. Sürdürülebilir enerjinin payı 12 yıl önce yüzde 24,5 idi, şimdi 32’yi aşmak üzere. Türkiye, karbon emisyonunda kişi başına satın alma gücü paritesiyle ürettiği gayri safi yurt içi hasılaya oranla 93. sırada. Dolayısıyla ülkemizin büyüklüğüne kıyasla iklim değişikliğine olumsuz etkimiz son derece sınırlı. Karbon emisyonunu önemli ölçüde azalttık. Tabi bu bizi rahatlatmamalı. Aşağı yönlü trendi düşürmeye devam etmemiz gerekiyor”.
Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni tüm bankalar imzalamalı
İklim değişikliğiyle mücadelede finansman stratejilerinin kilit öneme sahip olduğunu belirten Şimşek, yeşil tahvil piyasasının bu sene 130 milyar dolara ulaşacağını, küresel çapta her 100 tahvilden birine karşılık gelen bu tahvillerin ticari bankalar ve şirketler tarafından çıkarıldığını belirtti. Bankaların sürdürülebilir finansman açısından önemli role sahip olduğunu ve bugün 3,4 trilyon liralık finansman büyüklüğünün 2,7 trilyon liralık kısmını bankacılık sektörünün oluşturduğunu ifade eden Şimşek, Sürdürülebilir Finansman Bildirgesine imza atan yedi Türk bankasını tebrik ederek “Bu önemli bir adım ama yedi banka yetmez. Bütün bankaların bu bildirgeye imza atması gerekiyor. Çünkü dünya bir felaketle karşı karşıya. Biz de bu dünyada olduğumuza göre bankacıların daha yüksek bir hassasiyetle hareket etmeleri gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“İklim değişikliği ile mücadelede finans sektörü liderliği üstlenmeli!”
İklim değişikliğiyle mücadele için öncelikle finans sektörünün liderliği üstlenmesi gerektiğinin ve 2030’a kadar BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin dünya genelinde hayata geçirilebilmesi için her sene yaklaşık 5-7 trilyon dolara ihtiyaç olduğunun altını çizen SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Canan Ercan Çelik; “Sürdürülebilirliğin finans sektöründe ana akım stratejilerden birisi olmasının gerekliliği yalnızca hedefleri hayata geçirmek için bir araç olmasından kaynaklanmıyor. İklim değişikliğine bağlı riskler ve düşük karbon ekonomisine geçişin, tüm kurumlar üzerinde şu an tam olarak öngörülemeyen finansal etkileri olacağı düşünülüyor” dedi.
İklim değişikliğinin risklerle birlikte birçok fırsatı da beraberinde getirdiğini söyleyen Çelik; “İş ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan ‘Daha İyi İş Daha İyi Dünya’ Raporuna göre 2030’a kadar sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek en az 12 trilyon dolar artı değer ve 380 milyon yeni istihdam yaratacak. Ayrıca Türkiye’nin yeni açıklanan ve büyümenin hızlandırılması, istihdamın artırılması gibi amaçlar ortaya konulan Orta Vadeli Programı’nda da sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecek unsurlar mevcut. Bütün bu fırsatları değerlendirmek, finans sektörünün gelişimi ve kendi sürdürülebilirliği için de hayati öneme sahip” açıklamasında bulundu.
Finans sektörünün bu konudaki liderliğinin değer taşıdığını, SKD Türkiye olarak sürdürülebilir finansı gündemde tutmak amacıyla Sürdürülebilir Finans Forumu düzenlediklerini belirten Çelik; “SKD ve Global Compact Türkiye üyesi bankaların liderliğinde başlatılan, şu an Türkiye’nin öncü bankalarının katkısını almış bulunan Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi, forumun en güçlü çıktıları arasında. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden biri de bildiğiniz gibi iş birlikleri. Bu etkinliği ortak akıl ve ortak çabayla inşa ettiğimiz, her yıl omuz omuza verdiğimiz değerli partnerlerimiz Global Compact Türkiye ve UNEP FI’a teşekkür ediyorum” dedi.

“İklim değişikliğiyle mücadele, tüm şirketlerin gündeminde olmalı”
Finansman sağlayan kurumların, kredilendirme ve yatırım süreçlerinde sürdürülebilirlik ilkelerini gözetmelerinin, şirketler üzerinde dönüştürücü bir güç yaratarak yatırımlarda çevresel ve sosyal etkilerin de göz önüne alınmasını sağladığını belirten Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin; “Global Compact Türkiye olarak, iki yıllık yoğun bir çalışmanın sonucunda, küresel bir başarıya imza atmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Yedi bankanın imzaladığı Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi ile söz konusu bankalarımızın, sürdürülebilirlik olgusunu geniş kesimlere ulaştırmada önemli rol oynayacağına inanıyoruz. Tüm bankalarımızı Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni imzalayarak bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyorum” dedi.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 Küresel Risk Araştırması’nda iklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yılda dünyayı tehdit eden en önemli beş risk arasında gösterildiğinin altını çizen Seçkin; “UN Global Compact’in ‘Bilim Temelli Hedefler’ girişimine dahil olan dünyanın önde gelen 300 şirketi tüm değer zincirlerinde emisyon azaltımı taahhüdünde bulundu. Aralarında beş Türk şirketinin de olduğu bu şirketler, aslında taahhütleriyle sadece iyi niyet beyanıyla kalmayıp aynı zamanda toplumu dönüştürme misyonu da üstlenmiş oldular. Tüm kesimlere iklim değişikliği ile mücadelenin mümkün olduğunu gösterme açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu düşündüğüm bu misyon diğer şirketlere de yayıldığı takdirde kuşkusuz önemli bir kazanım elde edeceğiz” dedi.
Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni yedi banka imzaladı
1.Sürdürülebilir Finans Forumu’nun önemli çıktıları arasında, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Platformu Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi de bulunuyor. Forumda lansmanı gerçekleştirilen, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi imzacısı Akbank, Garanti Bankası, ING Bank, İş Bankası, Şekerbank, Yapı Kredi ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası olmak üzere yedi bankanın imzaladığı bildirge ile bankalar, 50 milyon dolar ve üstündeki projelerin finansmanında, projenin çevresel ve sosyal etkilerini de değerlendirme süreçlerine alacaklarını ve ilgili politikalarına bu kriterleri entegre edeceklerini açıkladılar.
Forumda ayrıca ‘Finans Sektöründe İklim Değişikliği Risk Yönetimi’ paneli düzenlendi. Panelde finans sektörünün sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarına katkı sağlayan ve Sürdürülebilirlik Endeksi gibi öncü çalışmalara imza atan Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Korkmaz Ergun ile Türk bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik konusunda teşvik edici rolleri bulunan IFC /Uluslararası Finans Kurumu ve EBRD /Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası üst düzey temsilcileri yer aldı.
SKD Hakkında
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği /SKD, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ile ilgili farkındalık yaratılması, bu yaklaşımın benimsenmesi ve yaşama geçirilmesi amacı ile 2004’te kuruldu. Savunucu bazlı bir düşünce kuruluşu olarak ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın, kaynakların sürdürülebilir yönetimi ile artırılmasına dayanan sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ile politika gelişimine katkıda bulunmak ve iş dünyasının rekabetçiliğini artırmak misyonuyla, 10 yılı aşkın süredir sürdürülebilir kalkınma kavramını iş dünyasında yaygınlaştırmaya çalışıyor, bu konu ile ilgili örnek ve iyi uygulamaların artmasını teşvik ediyor. 19 farklı sektörün temsil edildiği derneğin 58 üyesi var. SKD üyeleri Türkiye’nin GSMH’sinin üçte birini yaratırken, 350 bin kişiye de istihdam sağlıyor.
SKD, 2016 yılından itibaren stratejisini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu hale getirerek çalışmalarını aşağıdaki dört odak alanında yoğunlaştırdı:
- Düşük Karbon Ekonomisine Geçiş ve Verimlilik
- Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim
- Sürdürülebilir Sanayi ve Döngüsel Ekonomi
- Sosyal İçerme ve Kapsayıcılık
Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin /WBCSD- World Business Council for Sustainable Development Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu işbirliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlarda paydaşlarıyla paylaşıyor.
Global Compact Türkiye Hakkında
UN Global Compact, sürekli rekabet içindeki iş dünyasına ortak bir kalkınma kültürü oluşturmak üzere evrensel ilkeler öneren yenilikçi bir kurumsal sorumluluk yaklaşımı. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kendisine rehber alarak evrensel olarak kabul görmüş 10 ilkenin benimsenmesi için çalışıyor. Her sene bu ilkeler ışığında faaliyetlerin raporlanması temeline dayanan sözleşme, her kurumun katılımına açık.
UN Global Compact’in Türkiye Ulusal Ağı olan Global Compact Türkiye, kolektif hareketin gücünden yararlanarak, ‘sorumlu kurumsal vatandaşlık ve sürdürülebilir kurumlar’ kavramını Türkiye’de yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bu sayede gerek Türkiye içinde gerekse uluslararası düzeyde özel sektör ve diğer sosyal paydaşlar ile iş birliği yaparak sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomiyi sağlamayı hedefliyor. Global Compact Türkiye, Global Compact sistemi içerisinde 250 aktif imzacıyla dünyanın on beşinci, Avrupa’nın altıncı en büyük Ulusal Ağı olarak dünyanın önde gelen ulusal ağlarından biri.