İzmir geri dönüşüme ne derece hazır?
1980’li yıllardan bu yana nüfusu yaklaşık iki kat, enerji tüketimi üç kat, genel tüketim ise beş kat arttı. Peki, 40 yıl içinde İzmir’e katma değer yaratıldı mı?..
Çağdaş, modern, Ege’nin incisi İzmir gerçekten kentli olabildi mi? Ya da bizler, şehir gözetmeksizin hepimiz, kent yaşamıyla ilgili neler düşünüyor, nelerin değişmesini talep ediyor ya da yaşamımızı etkileyen olaylar hakkında elimizi taşın altına ne kadar koyuyoruz?..
Şu an çevre ve şehirciliğin gündeminde ‘sıfır atık’ projesi yer alıyor. Sıfır atık projesini, kamu kurum ve kuruluşları bu yılın sonuna kadar uygulamak durumundalar. Daha sonra, özel sektör çalışma grupları da 2023’e kadar projeye katılacak. Bugün Türkiye’de yaklaşık olarak yılda 25 milyon ton evsel atık, 1,2 milyon ton endüstriyel atık, 100 bin ton tıbbi atık ve 530 bin ton e-atık ortaya çıkıyor. Yalnızca cep telefonu atığının yılda yaklaşık bin ton olduğu tahmin ediliyor.
Aslına bakarsanız, sıfır atık projesi şu an kurumların bebek adımlarıyla yol aldığı bir proje. Atıkların dönüşümüyle kaynakların azalmasını önlemenin, tasarruf sağlamanın bu projenin merkezinde yer aldığı söylense de, asıl kaynak olan toprak ve suyun korunması adına bakanlık tarafından imar affıyla birlikte tam tersi yönde adımlar atıldı/atılıyor.
Peki, İzmir, geri dönüşüme ne kadar hazır, sıfır atık projesi şu an hangi aşamada? İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Selahattin Varan’a İzmir’de gerçekleştirilen çevre ve geri dönüşüm çalışmalarını sorduk.

Atık, dünyanın genel sorunu… Sıfır atık uygulaması, 2019’da İzmir’deki tüm kamu kurumlarda gerçekleştirileceği belirtiliyor. Haneler için atık yönetim planı hakkında bilgi verir misiniz?
Sıfır Atık uygulamalarının daha geniş kitlelere hitap etmesi, oluşan atık miktarının ve atık çeşitliliğinin fazla olması, vatandaşların fazla olması, uygulamaların yaygınlaştırılması ve farkındalık oluşturulması açısından kurumsal uygulamalar büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda; öncelikle kamu kurum ve kuruluşlarında, terminallerde (havaalanı, otogarlar, limanlar vb.), eğitim kurumlarında (üniversiteler, yüksekokullar, enstitüler, okullar vb.), alışveriş merkezlerinde, hastanelerde, turizm tesislerinde ve büyük iş yerlerinde eksikliklerin en kısa sürede tamamlanarak 2018 yılı sonuna kadar sıfır atık sistemine geçilmesi hedeflenmektedir. Kurumsal uygulamaların ardından bütün Türkiye’de (haneler dahil) aşamalı olarak 2023 yılına kadar uygulamaya geçilmesi hedeflenmektedir.
İzmir ilinde ise kamu ve özel, belirlenen ve talep eden 30 kurum / kuruluşta pilot olarak sıfır atık uygulaması başlatılmıştır. Konuya ilişkin İl Müdürlüğümüzce seminerler verilmekte, önemi ve yapılması gerekenler anlatılmaktadır. Pilot kuruluşların düzenli olarak bakanlığımıza raporlama yapması gerekmekte olup odak kişiler kanalıyla süreçler yürütülmektedir.
Konu hakkında ilimiz valisinin kurumlara talimatı bulunmakta olup, geleceğimiz adına, çocuklarımız “Sıfır Atık” uygulamasının yaşam biçimi haline gelmesi zorunluluktur.

İzmir’in atık bertarafı, mevcuttaki Harmandalı ve Bergama Düzenli Katı Atık Depolama tesislerinde gerçekleşiyor. İzmir’in gerçek anlamda atıklarının değerlendirilmesi ve geri dönüşümü yakın bir tarihte söz konusu olacak mı?
Düzenli Katı Atık Depolama tesislerinin kurulumu İzmir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda yer almakta olup, atıkların değerlendirileceği ve geri dönüşümün gerçekleştirileceği entegre tesis ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Yamanlarda İBB tarafından kurulması planlanan bertaraf tesisi izin aşamalarından biri olan yer seçim kararına dair onay ilimiz Mahalli Çevre Kurulu tarafından verilmiştir. Fakat bu karara karşı açılan dava nedeniyle süreç durmuştur. Bununla beraber, ilimizin mülki sınırları dikkate alındığında sadece bir adet değil, belirli ilçelere hitap edecek şekilde bölgesel tesisler planlanması gerekmektedir. Bu tesisler öncelikle atıkların değerli birer malzeme olduğu prensibiyle, ekonomik değeri olan atıkların ayrılması, kalanların ise biyogazdan enerji elde edilmesi, kompost yapımı gibi geri dönüşüm seçenekleri ile entegre olarak planlanmalıdır.
Dünyada ve Türkiye’de su kaynakları hızla kirleniyor. Su güvenliği konusunda İzmir, temiz içme suyu kaynaklarını nasıl koruyor?
İçme ve kullanma suyu yönetimi; Tarım ve Orman Bakanlığı’nda olmakla beraber yer altı ve yüzeysel su kaynaklarımızı korumak amacıyla Müdürlüğümüz tarafından atıksu deşarjlarındaki kaçakları önlemeye yönelik denetimler gerçekleştirilmektedir. Kurumumuz boru ucunda yetkilidir. Su kaynaklarının korunması noktasında yüzeysel ya da yer altı sularında yapılan analizler sonucu su karakterinde saptanan değişiklikler baz alınarak denetimlerimiz planlanmaktadır. Denetimlerin verimli ve etkin olabilmesi için doğru noktalarda yapılması önemlidir. Bu konuda kurumlar- kuruluşlar arası işbirliğinin öneminin altını çizmekte yarar var…

İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, atıksu arıtma sistemleri ile ilgili hangi çalışmaları yürütüyor?
Bu tür çalışmalar bakanlığımız tarafından yürütülmekte olup; yürütülen projeler bakanlığımız sayfasında yayınlamaktadır. Konuya ilişkin en son Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda, TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü tarafından yürütülmekte olan ‘Enerji Verimli ve Enerji Pozitif Atıksu Arıtma Tesislerinin Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında, Atıksu Arıtma Tesislerinde Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimli Yenilikçi Prosesler Çalıştayı, 21-22 Kasım 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM Gebze/Kocaeli’de düzenlenmiştir.
Enerji üreticileri tarafından bir yılda çöpe atılan 11 milyon ton gıda maddesi ile yaklaşık 550 bin hanenin enerji ihtiyacının karşılanmasının mümkün olduğu yolunda hesaplamalar yapılmış. Hem enerji, hem de gübreye dönüşebilen gıda atıklarıyla İzmir, temiz, pestisitten arınmış bir tarım bölgesine dönüşemez mi?
İzmir Büyükşehir Belediyesinin yapacağı entegre tesis ile ilde ayrı toplanacak olan organik atıklar ve yemek artıklarının entegre tesiste kompost ile gübreye ve enerjiye dönüştürülmesi planlanmaktadır.
Çeşme’de mevcuttaki RES’lerin kullanımıyla ilgili ÇED raporları, Çeşme halkının şikayetlerine neden oldu. Rüzgar türbinlerinin şehir merkezinde konumlandırılmasının, gürültü kirliliğine sebep olduğu yönündeki şikayetler için neler söylersiniz?
Çevreci ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi kullanılarak kurulan ve ilimizde özellikle Çeşme-Karaburun yarımadasında yoğunlaşan rüzgar enerji santralları, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından türbin noktaları esas alınarak proje özelinde belirlenen ‘santral sahaları’ içinde yer almaktadır. Bu sahaların içinde türbinlerin yerleşim yerlerine yakınlaştığı münferit projeler de yer almakta olup konuyla ilgili gürültü şikayeti olması durumunda Müdürlüğümüz tarafından Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği doğrultusunda gerekli iş ve işlemler yapılmaktadır.

Yaptığımız bir ankette, katılımcılara; “Konut satın alırken binanın kendi enerjisini üretip üretmediğini (pasif bina) ve gri su sistemi olup olmadığını soruyor musunuz?” sorusunu yönelttik. Ankete katılanlar arasında; %12 oranında Evet, %88 oranında Hayır cevabı aldık. Aslında birçok kişi bunların ne olduğunu bilmediğini de itiraf etti. Açıklamak durumunda kaldık. Pasif bina ve gri su sisteminin yapılarda zorunlu olmaları ile ilgili karar alınması çok mu uzak?
Çevreci ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olan güneş enerjisini teşvik etmek amacıyla Bakanlıklar düzeyinde bir çalışma yapılmasına gerek olmakla birlikte Yönetmelik kapsamında yer almasına karşın çatı ve cephe sistemlerine kurulacak güneş enerji santralları Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmektedir.
Pasif bina ve gri su sisteminin yapılarda yerleştirilmesi çevre yönetimi açısından oldukça önemli bir husustur. Bakanlığımız bu konuda, ‘Binalarda Enerji Verimliliğini Arttırma Projesi’ kapsamında temel tasarım prensiplerini konu alan bir kılavuz yayınlamıştır.
Ayrıca Enerji Bakanlığı’nın özellikle çatı tipi enerji sistemlerinin konu alındığı yasal düzenlemeleri bulunmaktadır.

İmar barışı ile çarpık kentleşmenin önüne geçilebilir mi, geçilebilirse nasıl geçilir?
Şehirlerimizin durumu maalesef ortada ve biliyoruz ki çevre sorunlarının temelinde planlama sorunları var. İmar barışı aslında bir sıfırlamadır. İnsanımıza huzur getirmiştir. Bu uygulamada amaç; var olanı kayıt ve kontrol altına almak ama sonrasında artık plansızlığa engel olmaktır. Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır.
Yapı Kayıt Belgesi’nin en önemli unsurlarından biri mülkiyet sorununu ortadan kaldırarak kentsel dönüşümün altlığını oluşturmaktadır.
Bakanlığımızın özellikle üstünde durduğu bir diğer konu ise bilindiği üzere kentsel dönüşümdür. Dönüşümün hızlandırılması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm düzenlemeleriyle, doğal afetlerde çökme riski taşıyan yapıların risksiz hale getirilmesiyle olası büyük yıkımların önlenmesi amaçlanmaktadır. Dönüşüm uygulamalarıyla, can güvenliğinin yanı sıra kullanıcı konforu da arttırılacak, kente daha nitelikli bir yapı stoğu kazandırılacaktır. Yenilemeler yapı ve çevresinin katma değerini yükseltecektir.
İmar barışındaki en önemli dikkat edilecek hususlardan bir tanesi 31/12/2017 den önce yapılan kaçak veya ruhsat eklerine aykırı yapıların bildirimini yapmaktır. Bu tarihten sonra yapılacak yapılarla ilgili imar barışından faydalanılması mümkün değildir. Bu tür müracaat eden vatandaşlarımızın yapılarının, yapı kayıt belgeleri iptal edilip; yapıları yıkılarak adli mercilere de bildirim yapılacaktır.