İklim değişikliği çocuklarımızı nasıl etkiliyor?
İklim değişikliği gelecekte gerçekleşmeyecek. Çünkü şu an gerçekleşiyor…
Dünyanın her yerinde milyonlarca çocuk iklim değişikliğinden etkileniyor. Deniz seviyeleri, daha şiddetli ve sık yaşanan kasırgalar, sıcaklık dalgaları ve kuraklıklar, hava kirliliği, orman yangınları ve bulaşıcı hastalıklarda artışlar nedeniyle iklim krizi çocuklarımızın hayatlarını zaten etkiliyor. Ekosistemlerin durmadan yok edilmesi, çocuklarımızın doğanın güzelliklerini görmelerini, temiz havaya, güvenilir içme ve rekreasyon suyuna, besleyici besinlere ve güvenli barınmaya ulaşmalarını engelliyor.
Doktor Susan Pacheo, kendini başta çocuk sağlığı olmak üzere iklim değişikliğinin kamu sağlığı üzerindeki etkileri hakkında farkındalık yaratmaya adamış bir çocuk doktoru ve iklim gerçekliği konusunda liderlik yapıyor. Pacheo, iklim değişikliğinden etkilenen birçok hasta olduğunu belirterek, ebeveynlerinin olanca çabalarına ve ilaç desteğine rağmen hava kalitesinin düşük olduğu günlerde astım hastası veya burun alerjileri olan çocukların hastalıklarının kontrolden çıktığına sıkça şahit olduğunu söylüyor.

Dr. Susan Pacheo (fotoğrafta), iklim değişikliği sebebiyle çocuklar üzerinde gözlemledikleri diğer belirtileri şöyle dile getiriyor; “Egzama alerjik bir deri hastalığıdır. Hastaların, aşırı sıcaklarda veya hava kirliliğinin normalin üstünde olduğu günlerde egzamaları kontrolden çıkıyor. Birçok çocuk, hava kalitesinin kötü olduğu veya çok sıcak günlerde sokakta oyun oynayamıyor. Teksas’ta bu durum daha sık görülüyor. Çocukların yeni normal duruma göre yaşamaya başlamasını görmek oldukça üzücü.
Harvey Kasırgası’nda olanları unutmak zor. Save the Children girişimi tarafından paylaşılan bilgiye göre, 3 milyon çocuk bu felaketten etkilendi. Sığınaklardaki yaklaşık 34 bin insanın 8.500’ünün çocuk olduğu düşünülüyor.”
Ortam eski haline dönse de travmalar zor atlatılıyor
Houston’daki geçici bir sığınakta gönüllüyken sayısız kurtarılma hikâyesine, öfke ve korkuya tanık olan Dr. Susan Pacheo, bunlardan çoğunun birbirine benzer olduğunu fakat her birinin eşsizliğini vurguluyor ve deneyimlerini anlatmaya devam ediyor; “Yüzlerce çocuk, hiç tanışmadığı insanlarla kulübelerle dolu büyük alanlarda bir arada sığınıyordu. Sığınaktaki kliniğe yeni doğmuş oğluyla gelen annenin paniğe kapılmış yüzünü asla unutamayacağım. Bebek battaniyesi, evlerini tahliye ederken selde ıslanmıştı.

Harvey Kasırgası’nın duygusal tarafı, sığınaklar boşaltılıp evler restore edildikten sonra da bitmemişti. İlerleyen haftalarda, evlerini terk etmek ve hayatlarını yeniden inşa etmek zorunda kalan hastaların aileleri, çocuklarının acı çekmesiyle baş etmek zorunda kaldı. Birçoğu anksiyete, davranış bozuklukları yaşıyor ve kâbuslar görüyordu.
Bir annenin bana, sel basmış evlerinden kurtarılan dokuz yaşındaki oğlunun travma sonrası stres bozukluğu yaşadığını ve yalnız uyumak istemediğini söylediğini hatırlıyorum. Onları yalnızca rahatlatabilmek ve zamanın iyileştirici gücüne güvenmelerini söylemek yapabileceğim tek şeydi. Bu durum canımı yaksa da dinmek bilmeyen iklim değişikliğiyle bu trajedileri tekrar yaşayacaklarını düşünüyordum.
Porto Riko’daki çocukların Maria Kasırgası’nda aynı şeyleri yaşadığını hayal etmek son derece güç. Şiddetli rüzgâr ve yağmurdan sonra yarım milyardan fazla çocuk dâhil olmak üzere Porto Riko’daki her insan, harap edilmiş bir adada gözlerini açtı. Birçok ağacın yaprağı yoktu, sırtlardaki nehirler kontrolden çıkmıştı ve evlerin tamamı rüzgârla havaya uçmuştu. İçme suyu ve elektrik olmadan aylarca yaşamak kimsenin hayal edemeyeceği bir olaydı ve aynı anda gerçekleşmişti.”

Yaşanan olumsuzluklar anne karnındayken başlıyor
“Çocuk doktorları olarak çocukların küçük yetişkinler olmadığını söylemeyi severiz” diyen Dr. Susan Pacheo, çocukların, hislerini kelimelere dökmekte sıkıntı yaşadıklarını, güvenlikleri için yetişkinlere dayandıklarını, sıra dışı stres ve travmayla baş etmek için gelişmiş bir mekanizmaya sahip olmadıklarını belirtiyor. Pacheo; “Bedenleri ve zihinleri tamamen gelmişmiş değildir ve iklim krizinin artan taleplerinin duygusal ve fiziksel sağlıklarının üzerindeki etkisine tolere etmek onlar için zordur” diyor ve iklim değişikliğinin çocuklar üzerindeki etkilerini açıklamaya devam ediyor; “Çevresel istikrarsızlığın oluşturduğu güçlük, çocuk daha doğmadan başlar. Aşırı sıcaklara, hava kirliliğine maruz kalmak ve hamilelikte artan enfeksiyon oranları, zayıf gelişmiş akciğerlerle, prematürlük, düşük, beyin anomalileri, kalp anomalileri ve artan sinir gelişimsel bozukluklarla ilişkilendirilebilir. Hamilelikte yaşanan endişe ve ruh hali bozukluklarının doğmamış çocuğu yalnızca fiziksel değil sinirsel ve bilişsel gelişimini de etkilediğini biliyoruz. Kadınların endişe ve ruh hali bozuklukları, iklim değişikliğinin belirsizlikleri kendilerinin ve ailelerinin hayatlarına yansıdığında tetiklenebilir.
Birçok çocuğun akciğerler ve beyin gibi hayati organları gelişmemiş durumda ve hava kirliliğinden daha çok etkileniyor. Ayrıca çocuklar birim sürede daha fazla hava soluyorlar bu da daha fazla kirli hava soludukları anlamına geliyor. Çocuklar, birim vücut ağırlıklarına göre daha fazla yiyecek ve su tükettiklerinden su ve yiyecek atıklarına daha çok maruz kalıyorlar. Ellerine aldıklarını ağızlarına götürme davranışları ve dışarıda daha fazla vakit geçirmeleri çevresel kirliliğe ve bulaşıcı maddelere potansiyel olarak daha çok maruz kalmalarına sebep oluyor.
Çok küçük çocuklar bağışıklık sistemleri tamamen gelişmediği için enfeksiyonlara daha yatkın olabilirler. Ayrıca yeni doğmuş ve küçük çocuklar, sıcaklık dalgalarında hastalıklara hatta ölüme daha yatkınlar.

Çocuklar ve bazen de ergenlerin kendilerini korumak için karar verme kapasiteleri yok. Bu yüzden spor veya diğer açık hava aktivitelerini yaparken yeterli sıvıyı almıyor veya yeteri kadar dinlenmiyorlar. Çok sıcak günlerde bu durum onları dehidrasyona (susuz kalma) ve diğer potansiyel sıcaklıkla ilişkili ölümcül durumlara yatkın hale getiriyor.
Yaşadığımız krizi yansıtmamız gerek. Bilgi sahibi ve lider pozisyonunda olanlarımızın insanları iklim değişikliği konusunda eğitmek ve korunmasız nüfusları savunma gibi ahlaki sorumlulukları var. Nihayetinde, çok gençler, çok yaşlılar, azınlıklar, sağlık sigortası olmayanlar ve yoksul olanlar bu durumdan en çok etkilenecek olan gruplar.”
Isınan dünyanın zorlukları için mücadele edecek çocukların bu duruma hazır olmaları adına birer ebeveyn, koruyucu veya bakıcı olarak elimizden gelenin en iyisini yapmak hepimizin sorumluluğu…
Kaynaklar: Climate reality project, Save the children