Çevre Mühendisleri İzmir Şubesi İzmir Su Raporu’nu açıkladı

22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından hazırlanan İzmir Su Raporu, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Şube Yönetim Kurulu katılımı ile gerçekleşen basın toplantısında Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Tanyeri tarafından, İzmir’in su yönetimine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı İzmir Su Raporu’nda, havza koruma alanlarında yapılaşma ve madencilik faaliyetlerinin önünün açılmasının yerel idarenin su yönetim planlaması karşısında büyük engel teşkil ettiğine dikkat çekildi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu.

25 su havzasında yüzeysel sularımızın yüzde 70‘i, yeraltı sularımızın yüzde 40’ı kirli

İzmir Su Raporu‘nda, her yıl Su Günü’nde kurumların gerçekleştirdiği faaliyetlerde suyun yaşamsal önemi vurgulanmasına karşın su miktar ve kalitesine yönelik artan tehditlerin, kısıtlı su kaynaklarımızın ve mevcut kirliliğin görmezden gelindiğini gösterdiği belirtildi. Raporda ayrıca, “Ülkemizdeki kentleşme, sanayi, madencilik, tarım ve diğer yatırım süreçleri ile ilgili politika ve uygulamalara baktığımızda; arazi planlamasının yapılmadığı, orman alanları, doğal karakteri korunması gereken alanlar, meralar, tarım, alanları ve sulak alanların kaybedildiği, vasfının yitirildiği, doğal varlıklarımızın tahrip edilerek yok edildiği “ekolojik yıkım” olarak tanımladığımız bir süreçte; 25 su havzasında yüzeysel sularımızın yaklaşık yüzde 70‘inin, yeraltı sularımızın yüzde 40’ının kirli olduğu bilimsel veriler ve kamunun raporları ile ortaya çıkmaktadır” bilgilerine yer verildi.

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından hazırlanan İzmir Su Raporu‘nda, ‘Kentsel Su Yönetimi Sorunları ve Çözüm Önerileri’ başlığında özetle şu bilgilere yer verildi;

“Şehrin büyümesine paralel olarak yeni su kaynaklarına ihtiyaç artmaktadır. Bu noktada yerel idarenin su teminine yönelik planlamış olduğu baraj yatırımlarının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması gereklidir.

İzmir’in şu anki ve orta vadeli gelecekteki en önemli su kaynağı Tahtalı Barajı’dır. İzmir’in güneyi, Tahtalı ve Çamlı Baraj Havzaları, Ürkmez ve bütünüyle yarımada bölgesi kentin en önemli, yeraltı ve yüzey suyu bakımından oldukça zengin temiz su havzası konumundadır. Bu havz a halen İZSU tarafından korunmaya çalışılmaktadır. Tahtalı Baraj Havzası başta olmak üzere İzmir’e su sağlayan baraj havzalarındaki koruma ve kontrol çalışmaları yoğunlaştırılarak sürdürülmeli, bu bölgenin korunmasına özel önem verilmeli, gelecekte yararlanılması planlanan kaynaklar şimdiden korunmaya alınmalıdır.

Bölgedeki ekolojik tarım faaliyetleri desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Doğal dengeyi bozacak, kirlenmeye neden olacak her türlü yapılaşma, sanayileşme ve madencilik faaliyetlerinin önüne geç ilmelidir. Havzadaki sanayinin planlı şekilde dışarıya taşınması sağlanmalıdır. Bu bölge tamamen bir içme ve kullanma suyu havzası olarak değerlendirilmeli ve korunmalıdır. Güzelbahçe, Urla tarafında ortalama 300,000 kişinin içme suyunu karşılama amaçlı planlanmış Çamlı Barajı’nın yapımı önündeki engeller kaldırılmalı, baraj havzası koruma alanında bulunan Efemçukuru’nda, altın madenciliği dahil diğer tüm maden işletmelerine verilmiş olan arama ruhsatları derhal iptal edilmelidir.

Kamuoyunda Çeşme Turizm Projesi olarak bilinen proje ise kentin su yönetimine yönelik bir tehdit olarak ortaya çıkmıştır. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulunca hazırlanan değerlendirme raporunda da yer aldığı üzere; Çeşme Karaburun Yarımadası’nda yer alan yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının potansiyeli adanın mevcut kullanımına yönelik içme, kullanma ve tarımsal su ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Alaçatı Barajı’nın adanın su ihtiyacını karşılayacak kapasitede olmaması, Ildırı Kaynaklarındaki tuzluluk dikkate alındığında Çeşme ve Yarımada susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı, proje kapsamında planlanan golf sahası ve yeşil alanların su ihtiyacı için mevcut kaynakların kullanılması , proje alanının büyük kısmının Alaçatı Barajının koruma alanı içinde kalması nedeni ile projede öngörülen yapılaşma ve tesislerini işletimi sürecinde Alaçatı Barajında kirlilik ve kalite sorunu ortaya çıkacağı öngörülmektedir.

Sanayi sektöründeki su ihtiyacının azaltılması için üretim proseslerinde gerekli değişiklikler yapılarak kuru prosesler tercih edilmeli, su verimli kullanılmalı, yağmur sularının ve kullanılmış suların geri kazanımı tercih edilmeli, su verimli kullanılmalı, yağmur sularının ve kullanılmış suların geri kazanımına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.”

Raporun tamamına şu linkten ulaşılabilir; https://api.cmo.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/b2d3b02b12f62f6_ek.pdf

Selma ALTIN

Son Haberler