Mermer ocakları Burdur’u çölleştiriyor
Burdur yöresinde son yıllarda mermer ocaklarının yol açtığı doğa tahribatı ve çevre felaketi yaşanıyor.
Mermerde beyaz ve gri renk modasını takip etme telaşı ve daha fazla kâr amacı yüzünden Burdur, Karamanlı, Yarışlı Gölü çevresindeki doğal su deposu kireçtaşı kayaları yok ediliyor. Orman, bitki ve toprak örtüsü kaldırılıyor. Göller kuruyor ve yöre giderek çölleşiyor. Burdur-Karamanlı-Yeşilova arasında, Yarışlı Gölü çevresinde yollar üzerinde, orman alanları içinde, tarım alanlarının ortasında hemen hemen her tepede açılmış mermer ocağı görmek mümkün. Sanki yüzeyden sıyırma yapılıyor.
Yazıda, Burdur-Karamanlı-Yeşilova arasında ve Yarışlı Gölü çevresindeki mermer ocaklarının giderek yöreyi nasıl çölleştirdiğinden bahsedeceğim.




Burdur Gölü’nün ülke ve dünya ölçeğinde öneme sahip sulak alan niteliği, 1993 yılında Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası, 1994 yılında da Ramsar Alanı ilan edilerek tescillenmiştir. Her yıl sonbahar ve kış mevsimlerinde 300.000’nin üzerinde su kuşunu barındıran Burdur Gölü sahip olduğu hidrolojik ve ekolojik özellikleri nedeniyle su kuşları için tercih edilen kışlama alanını oluşturmaktadır.
Yarışlı Gölü
Yarışlı, 14 km2’lik bir alana yayılmış, küçük kaynaklarla beslenen sığ bir göldür. Alanın çevresinde her geçen yıl daha fazla mermer ocağı açılmaktadır. Göldeki tuzluluğun mevsimsel olarak çok değişken olması ve zaman zaman gölün kuruması, göl ve çevresindeki ekosistemi etkilemektedir.


Burdur Gölü
Burdur Gölü’nün ülke ve dünya ölçeğinde öneme sahip sulak alan niteliği, 1993 yılında Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası, 1994 yılında da Ramsar Alanı ilan edilmiştir. Her yıl sonbahar ve kış mevsimlerinde 300 binin üzerinde su kuşunu barındıran Burdur Gölü, sahip olduğu hidrolojik ve ekolojik özellikleri nedeniyle su kuşları için tercih edilen kışlama alanını oluşturmaktadır. Uydu fotoğrafı ve resimde göldeki kuruma görülmektedir.

Göl, mevcut kapasitesinin üçte birini kaybetmiştir. Önlem alınmadığı durumunda, tahminlere göre 2040 yılında gölün önemli bir kısmı yok kuruyacaktır. Kirlenme ve kurumanın nedeni, göle gelen su kaynaklarının azalması, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, evsel ve endüstriyel atıkların boşaltılması ile çevresinde faaliyet gösteren mermer ocaklarıdır.
Türkiye’nin en önemli mermer merkezlerinden biri olan Burdur, dünya literatürüne geçmiş “Burdur Beji” olarak markalaşmış mermeriyle bilinmektedir. Burdur Gölü’nün güneybatısında yer alan milyonlarca yıl önce denizel ortamda oluşmuş kireçtaşlarında neredeyse her tepede, yamaçta hektarlarca alanda sayısız mermer ocağı açılmıştır. Bu mermer ocaklarının bir bölümü Yarışlı Gölü-Burdur Gölü çizgisinin kuzeyinde yer alan Dumluca Dağı, Soğanlı Sivrisi çevresindedir.
Bu kütlenin suları kuzeyde Ulu Dere’nin yan kolu ile güneyde Uz Çayı ve doğuda kısa derelerle Burdur Gölü’ne akmaktadır.


Burdur Gölü’nü besleyen dere ve çayların sularının barajlarda tutulması, tarımsal amaçlı kuyu suyu kullanımı yüzünden gölün su seviyesi düşmüştür. Gölü besleyen hemen hemen bütün dereler üzerine barajların yapılmış olması ve dolayısıyla Burdur Gölü’nü besleyen önemli akarsuların suyunun göle ulaşamaması göl alanındaki düşüşün devam etmesine neden olmuştur. Buna mermer ocakları etkisi dahildir.

Burdur Gölü çevresindeki karstlaşmış araziye sızan suyun göle akışının engellenmesi her geçen yıl gölü küçültmektedir. Çünkü çatlak sistemine sızan sular bir yerlerde kaynaklardan yüzeye çıkmakta, ilerde dere vadilerinde yeniden çatlak sistemine sızmakta, sığ taban suları veya yer altı sularını (akiferleri) beslemekte ve nihayet göle ulaşmaktadırlar (Yiğitbaşoğlu ve Uğur, 2005; Ataol, 2010).

Diğer mermer ocaklarının bulunduğu bölüm Bozçay güneyindeki alanda Karaçal Barajı havzasındadır. Bozçay Havzası’ndaki barajlar ile göletler ve seddelenmiş olan Karagöl’de tutulan su, ovadaki parçalanmış kireçtaşı akiferinde toplanan suyun kuyular vasıtasıyla çekilmesi sonucunda Burdur Gölü’ne ulaşan su miktarı iyice azalmaktadır.
Gölün bir diğer su kaynağı olan Senir kaynağındaki suyun Burdur Kenti’nin içme suyu olarak kullanılmaya başlanması gölün su seviyesinin daha fazla düşüşe geçmesine nedenidir (M. Doğan Kantarcı).
Burdur yöresi mermer ocaklarının çevresel etkileri
Blok mermer çıkarma amaçlı açılan kireçtaşı kayaları oldukça kırıklı olup, kırıklı yapı içinde ancak müstakil blok alınabilmektedir. Ocak üretiminin madencilik bilim ve tekniğine uygun olarak yapılmadığı, vahşi sayılabilecek bir üretim biçimiyle çok önemli miktarda yapılan kazı ve hafriyat yapıldığı görülmüştür. Göl havzası içindeki maden ocaklarının kümülatif etkisinin tarım, orman, mera üzerindeki etkileri, ve bunların sosyo-kültürel-ekonomik etkilerinin hesaplanması gerekmektedir (TMMOB, 2014).
Mermer ocakları ve aynı sektörün bir uzantısı olan moloz döküm alanları; doğal ve tarımsal peyzaj özelliklerini görsel ve ekolojik açıdan olumsuz yönde etkilemektedir. Yarışlı Gölü çevresindeki mermer ocakları ve göle doğru yığılan pasalar resimde görülmektedir.
Mermer ocağı açılan alanlar ile pasa materyalin döküldüğü alanların ağaçlandırılması artık mümkün değildir. Oluşturulan kayalıkta 1 cm toprağın yeniden oluşması için yerine göre 1000 yıldan fazla bir zamana ihtiyaç vardır. Açılan mermer ocakları vazgeçilemez bir kamu hizmeti için değil, kar amacı ile işletilmektedir (Doğan Kantarcı).
Mermer ocaklarına düşen yağışın sellere dönüşmesi, erozyonu hızlandıracak, kısa mesafede Burdur ve Yarışlı Gölüne önemli miktarda materyali taşıyacak ve Karaçal Barajı kısa sürede dolacaktır. Mermer ocaklarının açıldığı alana düşen yağışın kayanın çatlak sistemine sızıp Göl’ü beslemesi beklenmemelidir. Mermer ocaklarına düşen yağışın tamamı yüzeysel akışa geçecek, sel dönüşecek ve önüne gelen her şeyi de sürükleyip, taşıyıp götürecektir.

Mermer ocaklarında yüzeysel akışa geçen yağış suları taşıdıkları ince kum, toz, kil, çöp gibi materyaller ile göl ve akarsu ortamları bulanıklaştırarak akarsularda ve göllerde yaşayan canlıların (balıklar, bitkiler ve mikroorganizmalar) ölümüne sebep olacaktır. Mermer ocağından kaynaklı tozdan, toprak ve ağaçlar beyaz örtüye bürünmüştür. Yerleşim alanlarına bitişik konumlanması ile birlikte, yerleşimleri birbirine bağlayan yolların neredeyse hiçbir önlem alınmadan mermer taşımacılığında kullanılması toz etkisi dışında trafik açısından da önemli bir risk oluşturmaktadır.
Burdur’da mermercilikte moda renkler
Mermerde dönem dönem bazı renkler ön plana çıkmakta ve moda olmaktadır. Birkaç yıldan bu yan mermerde beyaz ve gri renkler modadır. Renk modasını takip eden Burdur’daki bir mermerci şöyle demektedir; “Elimizdeki beyaz ve gri mermerlerin satışları iyi gidiyor. Bej rengi ürünlerin yıllardır iyi giden satışları da bu yıl geriledi. Modayı oluşturan renkteki mermer ocaklarının izin süreçlerinde biraz geri kaldığımız için dünya piyasasına o mermerleri fazlasıyla sağlayamadık. Bizim arz edemememiz nedeniyle İtalya ve İran gibi diğer ülkeler öne çıktı.”
Renkte modanın her yıl değişmediğini belirten mermerci söze devam ederek; “Mimari projelerde tekstilden tutun mobilyaya kadar dönem dönem gri, bej ve beyaz modası olur. Daha çok 3-4 yılda bir renklerde kaymalar olur. Ana renkler vardır, onlar yine satılır ama yüzde 10-15 azalma olabilir. O arada da moda olan renk öne çıkar. Doğal taş aslında bir yapı malzemesi, mimarların kullandığı renk ve çeşit anlamında önem arz eden, projelere değer katan bir ürün. Dolayısıyla biz mimari modayı takip etmek ve buna göre üretimlerimizi organize etmek zorundayız” demektedir.
Görüldüğü üzere burada tek kaygının mermerde moda rengini kaçırmamak, daha çok mermer ihraç edip, daha fazla para kazanma olduğu açıktır. Burada önemli olan, taşı yerinden çıkartmak, kesmek, blok ya da plaka halinde satmaktır. Doğa tahrip edilmiş, milyonlarca yılda oluşan, doğal servet ve her vatandaşın hakkı olan kayalar yerlerinden sökülmüş, parçalanmış, su kaynaklarının haznesi kireçtaşı kayaları yok edilmiş, su kaynakları ve göller kurutulmuş, orman ve bitki örtüsü yok edilmiş, yöre adeta çölleştirilmiş bunlar umurunda değil. Varsa yoksa taşta modayı kaçırmamak, onu çıkartmak ve satmak, bir an önce kâr elde etmek.
Burdur yöresi mermerde sanal su ihracatı
Fabrikada plaka-ebatlı üretim; katrak, S/T, kalibre, honlama, cila, plaka ve fayans silim, yarma, köprü kesme ve ebatlama işlemlerini içermektedir. Üretimde kullanılan sanal su miktarları için daha çok Burdur yöresinde kireçtaşı kökenli kayalarda yaygın olarak işletilen mermer üretim aşamalarında kullanılan su miktarları dikkate alınmıştır.

Buna göre;
Bir metreküp blok mermerde: 630 litre,
Bir metrekare blok+katrakta: 2.670 litre,
blok+katrak+honlamada: 4.170 litre,
blok+katrak+honlama+cilada: 6.370 litre,
blok+katrak+honlama+cila+ebatlamada: 6.650 litre,
Bir metreküp molozda: 380 litre,
Bir metrekare moloz+S/T’de: 995 litre, moloz+S/T+ebatlama+yarma+kalibre+honlamada: 2.685 litre, moloz+S/T+ebatlama+yarma+kalibre+honlama+cilada: 4.185 litre su kullanılmaktadır.

Buna göre bir metreküp ham blok mermerde 630 litre sanal su kullanılmakta ve bu suyun tamamını mavi su yani yer altı tatlı suyu oluşturmakta, pazarlanan ürünün son aşamasında bir metrekare katrak cilalı ebatlı üründe kullanılan sanal su miktarı 6.650 litre olup, bunun 1.330 litresini mavi su yani yer altı suyu, 5.320 litresini gri su oluşturmaktadır. (M. Mutlutürk, 2018).

Buna göre bir metreküp ham moloz mermerde 380 litre sanal su kullanılmakta ve bu suyu tamamını mavi su yani yer altı tatlı suyu oluşturmakta, pazarlanan ürünün son aşamasında bir metrekare S/T cilalı ebatlı üründe kullanılan sanal su miktarı 4.185 litre olup, bunun 837 litresini mavi su yani yer altı suyu, 3.348 litresini gri su oluşturmaktadır. (M. Mutlutürk, 2018).
Ham blok üretiminde doğrudan mavi su ayak izi yani yer altı tatlı suyu tüketilmektedir. Diğer aşamalarda kirliliği gidermede kullanılan gri su söz konusudur.
Bunun anlamı şudur: Blok mermer ihracatında bir m3 ham blok ile birlikte üretimde tükettiğimiz 630 litre yer altı suyunu da ihraç etmiş olmaktayız. Bunu ülke genelindeki tüm blok mermer ocakları üzerinden hesaplayacak olursak ülkemizin milyarlarca m3 yer altı su kaynakları mermer ihracıyla yurt dışına bedava gönderilmektedir.
Bunun bir de fosil su, formasyon suyu sanal su miktarları yönü bulunmaktadır. Özellikle blok mermer için kullanılan kireçtaşı ve dolomit kayaları gözeneklerinde su bulundururlar.
Kireçtaşı kayaları gibi sedimanter kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan METEORİK SULAR, daha önceden hapsolmuş FORMASYON SULARI vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan fosil sular bulunmaktadır. Özellikle kireçtaşı kayaları birer su deposudurlar. Mermer olarak üretilen kayaçlar özellikle kireçtaşı kayaları yer altı suyunu sağlayan birer su hazne kayaları akiferlerdir.
Özellikle mermer amaçlı kullanılan kireçtaşı ve dolomit içinde tane, matriks, karbonat çimento ile doldurulmamış boşluklar gözenekler bulunur. Bu boşluklar taneler arası, tane içi, kristaller arası ve kalıp porozitesi şeklinde olmakta ve gözenek suyu bulunmaktadır (E. Atabey, 1997; 2004).
Karbonat minerallerinden olan kalsit, kalsiyum karbonat (CaCO3), dolomit ise kalsiyum-magnezyum karbonat CaMg(CO3)2 bileşimlidir. Dolomit, kalsitin diyajenez geçirmesiyle oluşur. Kalsitin 108.7 cm3 mol gözenek hacmi, dolomitleşmede 94.6 cm3 mole düşer ve sonunda %13 molekül eksilmesi olur. Yani boşluk oluşur. Kalsitin gözenek hacmi düşük, dolomitin gözenek hacmi-porozitesi diğer kayaçlara göre yüksektir (E. Atabey, 1997; D. İ. Önenç ve E. Atabey, 2003). Bu özelliği kayacın bünyesinde yağmur ve kar sularının depolanmasını sağlar.
Su depolandığı yerde mevsimlik kar olarak 2 ile 6 ay, toprak nemi olarak 1-2 ay, sığ yer altı suyu olarak 100 ile 200 yıl, derindeki kayaçlar içindeki yer altı suyu olarak 10 bin yıl kalabilir/yaşayabilir. Bu döngü içinde, Burdur’daki mermer ocaklarıyla su depolayan kayaçlar yok edilmekte, aşırı yer altı suyu çekimi olmakta, suyun toprağa, kayaçlara süzülmesini sağlayan orman ve bitki örtüsü yok edildiğinden yer altı sularının yaşamı da sona ermektedir.
Mermer ocağı üretimi sırasında orman alanları tahrip edilmekte, yörenin ekolojik dengesi bozulmakta, yer altı suyu rezervi görevi gören kireçtaşı ve dolomitik kaya kütleleri yok edildiğinden yer altı suyu dengesi bozulmakta, bunun sonucunda içme suyu kaynaklarının debileri ve yer altı su seviyesi düşmekte, faaliyetlerin yoğunlaşmasıyla da giderek su kaynakları kurumakta ya da yok olmakta, erozyon etkisiyle de yöre adeta çölleşmektedir.
Mermer ocakları yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olmaktadır. Kireçtaşları mikro ve makro çatlaklı ve gözenekli, içinde karstik boşluklar barındıran, kar sularını depolayan tıpkı bir binanın çatısındaki su deposu gibi, birer su deposudurlar. Mermer ocağı ile bu sistem ortadan kalkmaktadır.
Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Mermer ocaklarıyla bu sistem zarar görür.
Yarışlı Gölü’nü besleyen kireçtaşlarında açılmış, gölü tamamen çevreleyen, adeta boğan, mermer ocakları gölün kurumasını hızlandırmıştır. Burdur-Karamanlı-Yeşilova yöresinde, Burdur ve Yarışlı Gölü çevresinde neredeyse her tepede açılmış olan mermer ocaklarıyla, milyonlarca yılda oluşmuş ve bir jeolojik miras niteliği taşıyan, bir daha yerine gelmeyecek olan, canlıları besleyen suyu bünyesinde depolayan kireçtaşı kayaları yok edildiğinden, ocak işletmeleriyle orman ve bitki örtüsü de ortadan kaldırıldığından, doğa tahribatı ve pasa dağlarının, mermer tozu kirliliği yüzünden, su kaynakları azalmakta ya da kurumakta, Burdur ve Yarışlı Gölü suyu da giderek azalmakta, yöre adeta çölleşmektedir.
Bölgede üretilen mermerin tamamı blok ve plaka olarak yurt dışına ihraç edilmektedir. Ancak yarattığı katma değer ve olumsuzluklara bakıldığında kamu yararından söz etmek oldukça güç olduğu söylenebilir. Çok ciddi sağlık, güvenlik ve çevre problemleri yaratarak çıkarılan mermer, işlenmeden ucuza blok halinde yurtdışına satılmakta, yarattığı olumsuzluklar nesiller boyunca halkın sırtında miras olarak kalacaktır.
Doğru madencilik stratejileri ve planları oluşturmadan, madenciliğin bilim ve tekniğine uygun olmayan, kamu yararı gözetmeksizin yapılan bu çalışmaların sürdürülebilir olmadığı Burdur Bölgesi için bugünden net olarak gözlemlenmiştir.
Ülkemizde Ağustos-2020 itibariyle blok mermer ihracatı 3.775.518 ton olmuştur (İMİB, 2020). Ocaklarından çıkartılan mermerin daha çok blok halinde ihracatı yapıldığından, doğa daha fazla tahrip edilmekte, su deposu görevi gören özellikle kireçtaşı kayaları daha fazla parçalanmakta, ormanlar da daha fazla yok edilmektedir. Blok mermer ihracatıyla yıllarca toprağı, bitkileri, canlıları besleyen suyu bünyesinde tutan ve depolayan kayalarla birlikte su da ihraç edilmiş olmaktadır.
Mermer ve taşocakları madenciliği iç talebi karşılayacak ölçüde ve bilimsel temelli yapılmalıdır. Gayri Safi Milli Hasıla ve istihdamdaki payı düşünüldüğünde mermer ihracatının getirisinin, yurt içinde yaptığı doğa tahribatı, su kaynaklarına zararı düşünüldüğünde önemli bir payı olmadığı görülmektedir.
Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprak, bitkiler, su da olmaz. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır. Bu ilişki ‘üstün kamu yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir.
Bilimsel sonuçları ortaya konmadan, çevreyi ve su kaynaklarını, ormanı yok edecek mermer ocağı açılmamalı, mermer ve taş ocakları faaliyetleri kontrol altına alınmalı, denetimleri yapılmalı, su depolama alanı, önemli akifer özelliğinde olan yerlerde, su havzalarında mermer ve taşocağı faaliyetlerine izin verilmemelidir.
Hindistan ve Çin’e blok mermer, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine işlenmiş ürün ihraç edilmektedir. Blok ve işlenmiş mermer ihracatıyla sürekli bir şekilde yağmur ve kar sularını gözeneklerinde depolayarak yaşamımızı sağlayacak olan bu su rezervlerini de bir anlamda yurt dışına ihraç edilmiş olmaktadır.

Dr. Eşref Atabey
Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji uzmanı / Yazar
Kaynaklar
- Eşref Atabey. 1997. Karbonat sedimantolojisi. JMO yayını No: 45. 130s. Ankara.
- Eşref Atabey. 2021. Su Damlası. 1.Baskı, Haziran 2021.228s. ISBN 978-625-7647-502
- Eşref Atabey. 2018. Suyun Hikayesi. 615s. ISBN: 978-605-9331-87-6 Asi Kitap. İstanbul.
- Eşref Atabey. 2003. Tufa ve Traverten. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları: 75. 106s.
- Deniz İ. Önenç ve Eşref Atabey. 2003. Mermer. Meslekiçi Eğitim semineri kitabı. JMO yayını No: 74. 175s. Ankara.
- Anaç, S. Özçakal E. Mangü G.A. 2011. Sanal su kavramı ve su yönetiminde önemi. Ege Üniv. Ziraat Fak. Dergisi, 48,2, s.159-161.
- M. Ataol. 2010, Burdur Gölü Havzası İçin Yeni Bir Su Yönetim Modeli Önerisi, Doktora Tezi, T.C. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya (Fiziki Coğrafya) Anabilim Dalı.
- Doğan Kantarcı. “Burdur Gölü Havzasında Barajlar ve Göletler İle Taşocaklarının Su Akışına Olumsuz Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı rapor.
- TMMOB. 2014. Burdur Gölü Havzası Mermer Ocakları Raporu.118s.
- Hoekstra, A.Y., Hung, P.Q. 2002. Virtual water trade: A Quantification of virtual water flows between nations in relation to ınternational crop trade, Value of Water Research Report Series No:11, UNESCO-IHE, Delft, The Netherland, Pages 116.
- Mahmut Mutlutürk. 2018. Doğaltaş üretimi ve su ilişkisi. Bilimsel Madencilik Dergisi.