Ana Sayfa YaşamMağazalar Plastik kirliliği çözümünde büyük adım: Dolum sistemi

Plastik kirliliği çözümünde büyük adım: Dolum sistemi

Yazar: Selma ALTIN

En derin denizlerde, en yüksek dağlarda, mikro ve makro partikül halleriyle okyanuslarda, kıyılarda ve sularımızda… Ulusal ve uluslararası düzenlemelere rağmen, plastik atıklar, tüm dünya için sorun olmaya devam ediyor. Plastik atık sorununun en temel kaynağını ambalaj atıkları oluşturuyor. Bu sorundan kurtulmanın çözümü ise; öyle karmaşık bir sistem değil, bilakis çok basit bir yöntem olan “tekrar kullanım”. Tekrar kullanım, özellikle plastik atıkların azaltılmasında ideal çözümlerin başında geliyor.

İsviçreli perakende şirketi Migros, Ağustos 2020’de gıda dışı segmentte yeni bir pilot proje başlattı. Şirketin Almanya’daki iki mağazasında, tüketiciler artık kendi ambalajlarını getirerek, deterjanlarını doldurabiliyorlar.  Müşterilerin uygulamayı benimsemesi halinde projenin genişletileceği açıklandı.

Mağaza müşterileri, tüketim oranıyla yaşamı tehdit eder boyuta ulaşan ambalaj atıklarını azaltmak adına, Marktgasse Bern ve Migros Shoppyland Schönbühl şubelerindeki dolum istasyonlarından, dört ürün arasından seçim yaparak, seçtikleri ürünleri kendi ambalajlarına dolduruyor.

Şirket ayrıca, bu dört ürünün biyoçözünür olduğunu ve mikroplastik içermediğini de vurguluyor. “Sıfır Atık” segmentinde ürün gamını genişleten şirket, müşterilerin gıda dışı ürünlerde de plastikten tasarruf etmelerini sağlıyor.

İhtiyacınız olduğunda kolayca doldurun

Daha sürdürülebilir bir yaşam için plastik atıklarını azaltmak isteyen müşteriler, otomatik dolum makinelerinden, dört çeşit deterjandan istediklerini kendileri doldurabiliyor. Dolum sistemi, süpermarkette deterjanların yanında yer alıyor. Müşteriler, getirdikleri boş ve temiz şişelerini, dolum makinesinde kolayca doldurabiliyor. Boş şişesi olmayanlara, ilk aşamada ücretsiz bir şişe veriliyor.

Dolum sistemi şöyle çalışıyor:

Müşteriler, istenen maddeyi seçiyor ve boş şişeyi doldurma musluğunun altına yerleştiriyor. Sistem, ürünü şişe üzerindeki barkoddan tanıyor. İstenilen miktar bir düğmeye basılarak dolduruluyor. Doldurma işleminin sonunda sistem, bir EAN kodu ile yapışkan bir etiket çıktılıyor. Bu etiket, mevcut barkodun veya EAN kodunun üzerine orijinal şişeye yapıştırılıyor. Şişe daha sonra rahatlıkla taranabiliyor, kasada veya kendi kendine ödeme noktalarında ücreti ödenebiliyor.

Uygulamayla ilgili olumsuz denilebilecek ve belki de tüketici yönünden caydırıcı olan tarafı ise; dolum istasyonlarındaki ürün fiyatlarının, önceden doldurulmuş şişeler ile aynı olması. Her ürünün ambalaj maliyetinin, ürün satış fiyatına yansıdığı göz önünde tutulacak olursa, bu maliyet kaleminin, ürün satış fiyatından düşürülmesi gerek. Dolum istasyonu uygulamasının tüketiciler tarafından benimsenmesi ve uygulamanın yaygınlaşması adına, tüketicinin tercih nedeninde etkili olacak mantıklı bir fiyatlandırma yaratılmalı.

Üretimleriyle ekonomik, atıklarıyla çevresel sorun yaratıyorlar

Ürün ambalajları, büyük bir çevre sorununa neden olmakla beraber, üretim maliyetleri nedeniyle ekonomiyi de etkiliyor. PAGEV/Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın verdiği bilgiye göre;

  • 0,5 litrelik PET su şişesinde maliyetin yüzde 80’i şişenin kendisidir.
  • Rafine ayçiçek yağı fiyatının yüzde 11’i plastik şişeye aittir.
  • Sentetik kıyafetlerin maliyetinin yüzde 20’si dokundukları plastik ipliğin fiyatıdır.
  • Ayakkabı maliyetinin yüzde 50’sini plastik taban/kaplama maliyeti oluşturuyor.
  • Makarna fiyatının yüzde 16’sını plastik ambalaj oluşturuyor.

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku