Rüzgâr türbinlerinin bal arılarına ve arıcılığa etkisi

RES yazı dizisi-1

Rüzgâr enerjisi, doğal ve tükenmez, fosil enerji kaynaklarındaki gibi çevre kirliliği yaratmayan, karbondioksit emisyonunu azaltan enerji kaynağı olarak görülmektedir. Geleneksel güç kaynaklarının aksine rüzgâr enerjisi; partiküller, metan, cıva, kükürt dioksit ve azot oksitler gibi kirleticiler içermez. Madencilik veya sondaj için yakıt gerektirmez. İşletme sırasında milyarlarca metreküp su tüketilmez ve minimum miktarda atık üretilir. Sürdürülebilir enerjiye yönelik dünya çapında talep arttıkça, her yıl binlerce rüzgâr türbini kuruluyor.

Temiz enerji üreten rüzgâr enerji santrallerinin olumlu yönü bulunduğu gibi, olumsuzlukları da bulunuyor. RES’lerin etkilerini arazi kullanım alanı, gürültü, kuşlara ve yarasalara etkisi, elektromanyetik alan etkisi, görüntü ve estetik etki, bal arıları üzerine etkileri diye sıralayabiliriz [1, 2]. Bu yazımda, rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve arıcılık üzerine etkisinden bahsedeceğim. Diğer etkilerden başka yazılarımda bahsedeceğim.

Tozlaşmayı sağlamaya yardımcı olduklarından dolayı meyve ve tarımın devamı büyük ölçüde arılara ve böceklere bağlıdır. Bitkilerin yaklaşık yüzde 90’ı tozlayıcıların yardımına ihtiyaç duyar. Arılar en etkili tozlayıcılardır. Bir arı kırk gün kadar yaşar, dolayısıyla önemsizdir, diye düşünülebilir. Ancak bir günlük ömrü de olsa o bir canlıdır ve yaklaşık bin çiçeği ziyaret ederek yarattığı değerin büyüklüğü tartışılamaz. Eğer rüzgâr esen her tepeye ve dağların sırtlarına RES kurulursa dünyadaki bal arısı popülasyonunun neredeyse yok olmasından sorumlu RES’ler görülebilir.

Rüzgâr türbinleri bal arılarına ve arıcılığa nasıl zararı veriyor?

Dönen rüzgâr kanatları böcekler ve arılar için ölümcül bir mekanizma durumundadır. Bu öldürücü etkinin yanı sıra türbin çevresinde oluşan türbülans ve basınç farkı da arıların kalıcı fiziksel hasar almalarına neden olmaktadır. Ek olarak türbin kanatlarından kaynaklı böcek ve arı ölümleri, parçalanmış böceklerin etrafa saçılmasına ve bununla beraber koku oluşumuna neden olarak diğer kanatlı hayvanları da çekecektir. Böylelikle bu durum artarak devam edecektir [3].

Rüzgâr türbinleri kanatlarından oluşan; gürültü ve kaçak akımların sebep olduğu kaçak gerilim nedeniyle arıların yönlerini şaşırmaları ve kaybolmalarına neden olabilmektedir. Rüzgâr türbinleri kanatlarına ulaşan rüzgârın yarısından fazlasını hareket enerjisine dönüştürebilmektedir. Gerisi kalan rüzgâr ise yüksek hız ile savrulmaktadır. Buna bağlı olarak yerdeki nemli havanın yukarıya çıkmasına neden olabilmekte ve çevredeki arı varlığına önemli zararlar verebilmektedir [3].

Marmara ve Ege Bölgeleri’nde kızılçam ormanlarında ağacın kabuğu altına girip öz suyunu emen çam pamuklu koşnili (Marchalina hellenica Genn.) emdiği şekerli özsuyunu beyaz köpük halinde (balsıra) dışkılamaktadır. Arılar bu balsıradan çam balı üretmektedirler. Türkiye bal üretiminde ve özellikle Muğla ili arıcıların geçiminde çam balı çok önemli bir gelir kaynağıdır. Kızılçam ormanlarının deniz etkisini alan yörelerinde balsıra oluşmaktadır. İklim değişikliği (Isınma ve kuraklaşma süreci) balsıra yapan kabuklu koşnilin daha yüksek araziye taşınmasına sebep olur [3].

Kızılçam ormanları içine kurulacak rüzgâr enerji santrallerin; orman içi iklimi değiştirmesi ve balsıra yapan koşnilin verimliliğini azaltması veya yaşamasını engellemesi mümkündür. Böyle olumsuz etkileme ormanlara zarar vermek yanında, halkın geçim kaynağına da olumsuz etki yapması söz konusudur [3].

Böcek ve arı varlığı türbin performansına da etki etmektedir. Türbin kanatları üzerindeki böcek kalıntıları rüzgâr türbini performansında azalmalara neden olabilmektedir. Böcek kalıntıları bıçakların yüzeyi boyunca toplandığında, bıçağın pürüzsüz yüzeyi pürüzlü hale gelir. Havayı döndürür ve güç çıkışını yüzde 50’ye kadar azaltır. Ayrıca türbinlerin göbeği yüksekliğinde rüzgâr hızında bir azalmaya neden olur ve bir türbinden gelen türbülansın hava katmanlarını karıştırır. Türbinler, yağışta, sıcaklıkta ve buharlaşmada artış gibi rüzgâr yönündeki değişikliklere neden olur [4]. Ek olarak temizlik sorununu da beraberinde getirmektedir.

Rüzgâr türbinlerinin bal arılarına etkileri üzerine bazı araştırmalar

Rüzgâr enerji santrali-rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve arıcılık üzerine etkileri konusunda yapılmış uluslararası birçok araştırma vardır. Bunlar arasında rüzgâr türbinlerinin bal arılarına olumsuz etkileri olduğuna ilişkin yayınlar olduğu gibi, hayır; rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve arıcılık üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığına ilişkin görüşler de bulunmaktadır. Olumlu ya da olumsuz bazı görüşlerden aşağıda söz edilmiştir.

Almanya’da rüzgâr türbinleri nedeniyle, bal arıları ve yaban arıları, yusufçuklar ve diğer çevresel ve tarımsal açıdan yararlı 1200 ton böceğin yılda öldüğü belirtilmektedir [5].

ABD’de görülen kitlesel bal arısı ölümlerinin rüzgâr santrallerinin en çok artış gösterdiği dönemde başlaması rüzgâr santrallerini gündeme getirmiştir. Böyle bir bağlantı sadece bir varsayım olarak kalmış, söz konusu ölümler daha sonradan Koloni Çöküş Hastalığı ile ilişkilendirilmiştir.

Diğer bir varsayım, rüzgâr türbinleri kanatlarından oluşan; gürültü ve kaçak akımların sebep olduğu kaçak gerilim nedeniyle arıların yönlerini şaşırmaları ve kaybolmaları şeklindedir. Bu varsayım niteliğinde kalan bildirimlerde yeni teknolojiler ile yok edilebilmekte veya sınır değerlerin altına indirilebildiği belirtilmektedir [6].

Kızılçam ormanları içine kurulan rüzgâr enerji santrallerinin, orman içi iklimi değiştirdiği yönünde görüşler bulunuyor.

Rüzgâr santralleri rüzgâr ırmakları üzerine ve yüksek yerlere kurulduğundan böyle yerlerin arı yaşam alanları olmadığı, dolayısıyla, arıların etkilenmeyeceği, türbinler arıların uçuş güzergahı üzerinde olsalar bile, arıların uçuş yükseklikleri türbin kanatlarına çarpacak yüksekliğin çok altında olduğu da iddia edilmektedir [6].

Beeline to Fury: Güney Koreli çiftçiler rüzgâr enerjisine savaş ilan etti” başlıklı makalede, arıcı Ahn Hyo-jong, 2017 yılında binlerce arıyı kaybettiğini, daha fazla kayıplara maruz kalma korkusuyla tüm arı kolonilerini başka bir alana taşıdığını belirterek, “Rüzgâr türbinlerinin düşük frekansının doğrudan neden olduğuna inanıyorum” diye söz etmiştir.

Mahalle sakinlerine göre gürültüden etkilenen sadece arılar değildi. Bölgede arılar olmayınca elma üretiminde de sert düşüşler yaşandığı, çiftliğe zararlı böcekleri avlayan ‘yusufçuk’ gibi diğer canlıların son üç yılda ortadan kaybolduğunu belirtmekteler ve  nedeni olarak rüzgâr türbinlerine işaret etmektedirler [5].  

WH Kircher tarafından 1993 yılında hazırladığı “Bal arılarında akustik iletişim” başlıklı bir raporda, yine 2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde rüzgâr türbinlerinin bal arılarına etkileri üzerine yapılan bir araştırmada; havadaki seslerin ve titreşimlerin bal arısı iletişiminde önemli bir rol oynadığını, aynı zamanda bal arılarının deniz yaşamının kullandığı, sonar’a benzer şekilde gezinmek için ses titreşimlerini kullandığı ortaya çıktığı, doğrudan bal arılarının en çok kaybolduğu alanların çalışan rüzgâr türbinlerinin bulunduğu alana karşılık geldiği, Kaliforniya’nın, bal arısı kayıpları açısından Kuzey Dakota’nın ardından ikinci ve rüzgâr çiftliği operasyonlarında birinci sırada yer aldığı, dünya ölçeğinde, bal arılarının kaybolduğu alanların, rüzgâr çiftliklerinin işletilmesiyle ilişkili olduğu, bazı arıcıların gölgeleme, parlama, çarpma etkisiyle endişelerini dile getirdikleri, arıların etkiden ya şaşıracağından ya da rahatsız olacağından korktukları, diğer endişeler ise türbin kanatlarından gelen “gümleme sesi” ve “kaçak voltajın olduğu belirtilmiştir [7].

Rüzgâr çiftlikleri: Milyonlarca kuş, yarasa ve böcek için endüstriyel ölüm bölgeleri” adlı makalede; rüzgâr türbinlerinin kuş, kartal, yarasa ve arıları ve böcekleri öldürdüğünden bahsedilmektedir [8].

Bir firmanın internet sayfasında; “Rüzgâr santrallerinin bal arıları, arı yaşamı ve arıcılık üzerine olumsuz etkilerinin olmadığı, tam tersine, bu santrallerin çevre kirliliğine ve sera gazı etkisine sebep olan klasik santrallerin olumsuz etkilerinin azaltılmasına olan katkıları nedeniyle dolaylı olarak çevreye ve arı yaşamına olumlu katkılarının olduğu söylenebilir”’ denilmektedir [6 4]. Durum gerçekten böyle midir?

Bu görüşün dayanağını oluşturan bilimsel araştırmalar neler olduğunu da bilmemiz gerekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri Wyoming Üniversitesi’nden birkaç yüksek lisans ve lisans öğrencisi ile çalışan Tronstad, rüzgâr türbinlerinin yakındaki bitki ve böcek topluluklarını değiştirebileceği yolları 2017 yılında araştırmaya başladı.

Grup, son iki yaz mevsiminde güney Wyoming’deki iki rüzgâr çiftliğinin çevresinde böcek topladı. Başka bir öğrenci, rüzgâr çiftliklerinin yakınındaki tozlaşma faaliyetleri hakkında temel bilgileri topladı. Tronstad, bitkiler veya böceklerle ilgili rüzgâr çiftlikleri hakkında yayınlanmış başka bir çalışma bulamadığını belirtmektedir.

Rüzgâr türbinleri yerde oldukça küçük bir alan kaplayarak altlarında çiftçilik ve otlatma işlemleri için yer bırakırken, büyük bir hava alanı kaplıyorlar. Tipik bir 1,5 megavatlık kule 64.6 m yüksekliğindedir ve 65.8 m kanatları 99.97 m yüksekliğe ulaşır. Bıçakların kendileri hareket ederken yaklaşık bir dönümlük alanda dönerler [4].

Bazı bilim insanları, böceklerin ya kanatların rengi, türbinlerin yaydığı ısı, geceleri yanıp sönen göbeklerin üzerindeki yanıp sönen ışıklar ya da sırtların üzerindeki konumları nedeniyle rüzgâr çiftliklerine çekilebileceğini varsaydı [4].

Bitkilerin yaklaşık yüzde 90’ı tozlayıcıların yardımına ihtiyaç duyar. Arılar en etkili tozlayıcılardır. Tronstad ve öğrencileri, çalışma alanlarında, rüzgâr çiftliklerinin yanı sıra rüzgâr çiftliklerinin rüzgâr üstü ve rüzgâr altı konumlarındaki arı bolluğunu tahmin ettiler. Ayrıca sırtlarda, orta yamaçlarda ve vadilerde arı bolluğunu tahmin ettiler.

Yükseklik nemi, toprak tipini, rüzgârı ve bitki örtüsünü değiştirebilir. Arılar ayrıca çiçek bolluğuna, sıcaklığa ve suya olan mesafeye duyarlıdır. Orta kotlarda arıların en bol olduğunu buldular [4].

Tronstad, “Bir tepenin üstü ile dibi arasında değişen pek çok şey var,” dedi. Yapışkan tuzaklar ve süpürme ağları kullanarak diğer böcek yaşamı için numune alırken, çiftlik sahaları arasında daha fazla farklılık olmasına rağmen, rüzgâra karşı bölgelerde ve çiftlik sahalarında benzer sayıda böcek buldular. Thelen-Wade, rüzgâr çiftliğinde ve ayrıca rüzgâr altı ve rüzgâr üstü bölgelerde bulunan dikenli armutları inceledi [4].

Bazı bitkileri kendi başlarına tozlaşmaları için bıraktı, bazı bitkileri tozlaşmayı önlemek için kumaşla kapladı ve diğerlerini elle tozlaştırdı. Elle tozlaşanlar mümkün olan en fazla poleni alırlar. Doğal olarak tozlanan bitkilerin tohumlarının sayısı ve ağırlığı, elle tozlananlara kıyasla farklı olsaydı, o zaman doğal tozlaşma sürecinin olabileceği kadar verimli olmadığını, polen sınırlaması olarak bilinen bir sonucu bilirdi.

Thelen-Wade rüzgâra karşı bölgelerde potansiyel polen sınırlaması buldu. Ancak Rüzgâr yönünde polen sınırlaması yoktu. Tohum kütlesi her üç bölgede de benzerdi. Rüzgâr çiftliğindeki torbalı bitkiler tozlayıcılara erişimi olmamasına rağmen tohum geliştirdi ki bu şaşırtıcı bir sonuçtu. Thelen-Wade, sonraki adımların verilerini rüzgâr verileri ve arı bolluğu hakkındaki bilgilerle karşılaştırmak olabileceğini söyledi. Tronstad, araştırmanın şu ana kadar hazırlık aşamasında olduğunu, ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde daha fazlasını öğrenmeyi beklediğini söyledi [4].

Polonya’da arıcı Dr. Dariusz Karwan, Szczecin’deki Batı Pomeranya Teknoloji Üniversitesi’ndeki doktora projesinin bir parçası olarak rüzgâr tarlalarının arılara zarar vermediğini söylüyor. Bu, 20 arı kovanı ailesi üzerinde 2019 yılında yaptığı iki yıllık araştırmasının sonucudur [9].

Dr. Dariusz Karwan; “Rüzgâr türbinlerinin yakınında bulunmanın arılar üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olduğunu kaydetmedim; bu, arı sağlığı, davranışı ve bal, balmumu ve propolis verimi için geçerlidir” diyor. Araştırması sırasında on bal arısı ailesinin (Apis mellifera carnica, Alfa hattı) rüzgâr türbinlerinin yakınına ve diğer on ailenin rüzgâr türbinlerinden 11 km uzağa yerleştirildiğini belirtiyor. Karwan, “Arılar üzerindeki herhangi bir olumsuz etki, şüphesiz, rüzgâr çiftliğinin yakınındaki arı kolonilerinin davranışlarında veya sağlıklarında görülebilir” diye vurguluyor. “Ayrıca, iki yıllık araştırma boyunca, rüzgâr çiftliğinin yakınında bulunan aileler tarafından daha fazla bal üretildi” diye ekliyor [9].

Sonuç

Dünyada yapılan bazı bilimsel çalışmalardan çıkardığımız sonuç, rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve uçan böcekler üzerine olumsuz etkilerinin de olduğu bir gerçeği ile karşı karşıyayız ve bunu göz ardı edemeyiz.

Bir yerde rüzgâr santralı-türbinleri kurmanın şartı o ortamda teknik olarak gerekli rüzgârın hava akımının olması yeterli değildir. Çevre ve insan sağlığı öncelikli olarak, rüzgâr türbinleri RES’lerin bal arıları ve diğer uçan böcekler üzerindeki etkileri iyi gözlenmeli, fizibilite çalışmaları tamamlandıktan ve bilimsel verilere dayanarak bu gibi alanlarda RES kurulabilir.

Her ne kadar bazı araştırmalarda zararlı etkilerden söz edilse de, rüzgâr türbinlerinin bal arıları ve arıcılık üzerine olumsuz etkileri konusunda araştırmaların henüz yeterli olmadığı ve bir sonuca varılamadığı görülmektedir.

Dolayısıyla bu konuda Türkiye’de sağlıklı araştırma ve inceleme, fizibilite çalışmaları yapılmadan, rüzgâr esen her tepeye ve dağların sırtlarına RES kurulursa, bal arısı popülasyonunun neredeyse yok olmasından sorumlu RES’ler görülebilir.

Yazı, ilgili kaynaklardan derlenmiştir. Bir sonraki yazıda, rüzgâr türbinlerinin kuşlar ve yarasalar üzerine etkilerinden söz edeceğim.

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar

Kaynaklar

[1] Eşref Atabey. 2022. Milas-Karpuzlu İlçeleri Beşbüyük Dağı Rüzgâr Enerji Santrali – RES çevresel etkileri. (https://www.bodrumguncelhaber.com/milas-karpuzlu-ilceleri-besbuyuk-dagi-ruzgar-enerji-santrali-res-cevresel-etkileri/)

[2]Eşref Atabey. 2022. Kemaliye, Arapgir, Divriği, Arguvan İlçeleri Sarıçiçek Yaylasında planlanan Rüzgâr enerji santrali (https://www.temizmekan.com/kemaliye-arapgir-divrigi-arguvan-ilceleri-saricicek-yaylasinda-planlanan-resler/)

[3] M. Doğan Kantarcı. 2015. “Rüzgâr Enerji Santrallarının (RES) ekolojik etkileri üzerine değerlendirmeler”, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim dalı, 6. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu, 7-9 Ekim 2015, İzmir s.563-564.

[4] Eve Newman ve Laramie Boomerang. 2017. New research examines wind turbines and insect communities https://www.wind-watch.org/news/2017/01/21/new-research-examines-wind-turbines-and-insect-communities/

[5] https://stopthesethings.com/2018/03/31/beeline-to-fury-korean-farmers-declare-war-on-wind-power-for-wrecking-communities-killing-bees

[6] Erman Kaya.2021. A’dan Z’ye Rüzgâr santrali. Rüzgâr enerji santrallerinin çevresel etkileri (https://www.ruzgarenerjisi.com.tr/bolum-10-ruzgar-enerji-santrallerinin-cevresel-etkileri/)

[7] https://documents.dps.ny.gov/public/Common/ViewDoc.aspx?

[8] https://stopthesethings.com/2019/04/12/bugs-life-bees-other-flying-critters-being-wiped-out-by-wind-turbines

[9]https://scienceinpoland.pap.pl/en/news/news%2C77880%2Cstudy-wind-farms-do-not-harm-bees.html

Eşref ATABEY

Son Haberler