Talan sırası Çeşme’de

Son yıllarda Çeşme ilçesi, sermaye ve merkezi-yerel yönetimlerin çabasıyla parsel parsel ihale edilmek isteniyor. Kuşkusuz bu ihtiyacın toplumun ve doğanın ortak yararıyla en ufak bir ilişkisi bulunmuyor. Bütün bu talanın ise doğaya zarar vermeden istihdam sağlamak amacıyla yapıldığı iddia ediliyor. Yıllardır Alaçatı Sulak Alanı‘nı yok etmeye çalışanların, hemen yanı başındaki alana, doğaya zarar vermeyen bir şeyi yapması mümkün mü?

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun Çeşme Projesi ile ilgili bugün yaptığı basın açıklamasında, projenin, ormanlık alanlar, kıyılar, SİT alanları, tarım alanları, sulak alanlar, Önemli Doğa Alanları ve meraların üstün kamu yararı anlayışı ile bütüncül olarak korunması esasından uzak, yarımadanın eşsiz doğal güzelliklerini ve ekosistemini tahrip edici nitelikte olduğu vurgulandı. Çeşme, Alaçatı Liman Mevkii’nde inşaat faaliyetlerine başlandığı, kıyı çizgisine usulsüz yollarla müdahalede bulunulduğu ve su kotunun derinleştirilerek kanal açıldığı hususlarına yönelik olarak, TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi tarafından yapılan açıklamalar, uyarılar ve suç duyurularını da kapsayan yargı süreçlerine rağmen ilgili Bakanlık ve yerel yönetimler, uzman görüşlerinin dikkate alınmayarak, sunulan bilimsel verilerin göz ardı edildiği belirtildi. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, basın açıklamasında, kentimize dönük bu saldırıların sadece meslek odalarının konusu olmadığını hatırlatarak, geleceğimizi tehlikeye atacak rant projelerine karşı, halkımızın bütün kesimlerini birlikte mücadele etmeye davet etti.

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu.

Çeşme Projesi, İzmir’in Kanal İstanbul’udur

2019 yılı ortalarında kamuoyunda tartışmaya açılan Çeşme Projesi’nin kısa sürede bir talan projesi olduğu ortaya çıkmıştır. Son iki yıldır yetkili Bakanlıklar tarafından Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları genişletiliyor, SİT alanlarındaki koruma statüleri düşürülüyor. Alanda mevcut mera, zeytinlik ve nitelikli tarım arazilerinin tarımsal faaliyet dışında kullanılmasını sağlayacak İl Toprak Koruma Kurulu Kararı alınmıştır. Bu kararlar, bilimsel dayanaktan yoksundur ve bir süre sonra gündeme gelecek plan kararlarına altlık teşkil etmesi amacıyla yapılmıştır. Alandaki mülkiyetlerin yüzde 97’si kamu mülkiyeti olmasına rağmen bu projenin hayata geçmesi durumunda buranın parsel parsel satılacağı itiraf ediliyor. Üstelik bu itiraf çok sayıda üniversitenin, sivil toplum kuruluşları ve özel şirketlerin katkısıyla yapılarak kamuoyu aldatılmaya çalışılıyor.

Söz konusu talan projesini meşrulaştırmak amacıyla suyun ters ozmoz yöntemiyle denize deşarj edileceği söylenmekle birlikte, deniz ortamına deşarjı ile bertaraf edilmesi halinde deniz ortamında ekolojik tahribat oluşacağı, tuz giderme tesislerinden kaynaklanan konsantre akımlar yoğun tuz ve toksik içerikli olduğundan deşarj edildikleri noktalarda sucul ekosistemin olumsuz yönde etkileneceğinden bahsedilmiyor.

Kuraklık açısından Çeşme riskli bölgeler arasında yer alıyor

Yakın dönem çalışmalarından olan İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nda (İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020) ve İklim Değişikliğine Dirençli Kentler için Bir Çerçeve: Yeşil Odaklı Uyarlama Kılavuzu’nda (İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Peyzaj Araştırmaları Derneği, 2019) yer alan analizlere ve 2050-2100 yılları iklim senaryolarına göre, Çeşme, İzmir’in kırılgan olan ilçeleri arasında raporlanmıştır. İlgili araştırmalarda İzmir’de birçok ilçede birbirini izleyen kurak günlerin (yağışların mm’den az olduğu) sayısı da analiz edilmiştir. RCP4.5 (orta iyimser) ve RCP8.5 (en kötümser) iklim değişikliği senaryoları kullanılarak kurak günler endeksi 25’er yıllık dönemler için hesaplanan Çeşme, Dikili ve Konak ilçelerinde kurak günlerin sayısının her iki iklim senaryosunda da arttığı görülüyor. Ayrıca, “ortalama toprak sıcaklığı artışı, buharlaşma artışı, toprak nemi azalışı, ardışık kurak günler, toplam yağış miktarından azalış, sıcak hava dalgası gün sayısında artış” faktörlerine göre Çeşme ve çevresi (yarımada) riskli bölgeler arasında gösterilmiştir. Bu analizlere dayanarak su miktarındaki azalmanın özellikle bitki su ihtiyacı açısından oldukça önem taşıdığı, suyun depolanması ve kullanımında daha dikkatli davranılması gerektiği vurgulanmıştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapılan bu akademik tabanlı çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar şu an inkar mı ediliyor?

Çeşme yarımadasına ilişkin lisansüstü/doktora çalışmaları ve yerel yönetimlerce geçmişte yapılan araştırmalar bu talan projesiyle görmezden geliniyor ve bu yıkım projesini şirin göstermek için Cumhuriyet Köyü ve hayvan köyünün kurulacağı, 130 bin sakız ağacı dikilerek sakız üretiminin geliştirileceği ifade ediliyor. Sakız fidanı üretimi yaklaşık 10 yıldan beri devam ediyor ve Orman Genel Müdürlüğünce başlatılan Sakız Eylem Planı ile dahi yılda 10 bin adetten fazla fidan üretilemedi. Sakız fidanı üretiminin teknik güçlükleri bilindiği halde bir anda belirtilen miktarda sakız fidanı dikme taahhüdü gerçeği yansıtmıyor. Belirtilen mevkiinin tamamında, ifade edilen miktarda sakız fidanının dikileceği (yaklaşık 325,00 hektar), ağaçlandırmaya uygun büyüklükte bir alan bulunmuyor. Bu teknik verilere göre projede sakız ağaçlandırması yapılması öngörüsü teknik olarak gerçeği yansıtmıyor.

Bölgedeki tarımın bütünlüğünü olumsuz etkileyecektir

Bölgedeki Sakız Enginarı, Çeşme Sakızı, Çeşme Anasonu önemli tarımsal değerler olarak ön plana çıkıyor. Bölgede yetişen Çeşme Kavunu coğrafi işarete sahip. Tarımsal ürünler niteliklerini sadece topraktan değil, ekosistemden de alır. Bu alanda yapılacak her türlü müdahale, ekosistem ve tarımın bütünlüğünü olumsuz etkileyerek, habitatın ve sayısız canlı türünün ölümüne sebep olacaktır.

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından gerçekleşen basın açıklamasında, popülist söylemler ve bilimsel açıdan oldukça tartışmalı olan uygulamalarla İzmir kamuoyunun aldatılmasına izin verilmeyeceği belirtildi. Yapılan açıklamada, “Turizm dışında bir kalkınma stratejisi sunamayan, tarımsal destekleri her geçen yıl azaltan, tarımı ve sanayiyi dışarıya bağımlı kılan, özellikle iklim krizinin bu derece tırmanışta olduğu süreçte doğayı sömürülmesi gereken bir meta olarak gören bu aklı gayet iyi tanıyoruz. Açıkça söylüyoruz, bu rant projesinde rol alan herkes (Siyasetçi, bürokrat, bilim insanı, meslek insanı…) bu ekolojik kıyımın ve yıkımın bizzat suç ortağıdır” ifadelerine yer verildi.

Sermaye daha fazla kazansın diye Alaçatı Sulak Alanı yok ediliyor

Alaçatı Sulak Alanı, Alaçatı Önemli Doğa Alanı sınırları içindedir. Alaçatı Önemli Doğa Alanı, çok sayıda nadir canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Önemli Doğa Alanları kitabındaki koruma önceliği, “korumaya bağımlı” olarak belirtilmiştir. Önemli yırtıcı türlerinin üreme alanı olan Alaçatı Önemli Doğa Alanı, nesli tehlike altında olan çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Alan, memeli türleri için de büyük önem taşıyor. Doğa Derneği’nin Önemli Doğa Alanları kitabına göre Ege Bölgesi’nde sırtlan ve karakulağın nadir yaşadığı alanlardan biri.

Bu alanda yıllardır devam eden müdahaleler sayısız canlı türünün yaşam alanını elinden alıyor. Alaçatı Sulak Alanı da mevsimlere göre sayıları ve türleri değişen bir biçimde üreme ya da göç güzergâhı üzerinde mola ve beslenme amaçlı olarak kullandığı tespit edilen 150’nin üzerindeki kuş türü, alana özgü olarak varlığı tespit edilen su yılanı ve yine bilimsel çalışmalarla tespiti yapılan endemik/endemik olmayan flora ve faunaya sahip. Bu alanda yapılacak her türlü müdahale, bu habitatın ve sayısız canlı türünün ölümüne sebep olacaktır. Bu ölümler ekolojik işleyişin yapı taşları olan biyoçeşitliliğin garantörlerinin ortadan kalkması anlamına geliyor. İşleyiş bir döngüdür ve döngünün çarklarına verilen zarar domino etkisi yaratarak geri dönülmez sonuçların yaşanmasına sebep olur. Bu sulak alan yapısı ve bulunduğu bölge gereği çok fonksiyonlu önemli bir karbon yutak alanıdır. Su kaynaklarının bu kadar sıkıntılı olduğu bu bölge için, su ağlarının akışı için önemli bir tampon alandır.


Selma ALTIN

Son Haberler