Ana Sayfa RÖPORTAJ Tüketen bir dünyada türeten bir idol

Tüketen bir dünyada türeten bir idol

Yazar: Selma ALTIN

Üretmek, farklı düşünmek, estetik bakış açısıyla görebilmek, yaşama enerji olarak dönüşen bir dinamo etkisi yaratıyor. Bunu fark eden ve bu enerjiyle hayata bağlananlardan biri de Tacihan Özkan Yongacı. Tüketmek yerine türetmeyi sevenlerin danışmanı, geri dönüşüm ve dekorasyon koçu.

Sosyal medyada Dekotrend hesabıyla tanınıyor. Boyama ve yenileme konularında ismi ilk anılan kişi olan Yongacı, bir boya markasının da marka yüzü. Asıl mesleği fizik öğretmenliği. Dekorasyona olan ilgisi ve kendi evinde yaptığı boyamalarla birdenbire dikkatleri üzerine çekti. Şu an eline fırça ve boya alıp evini güzelleştirmeye çalışan herkesin uğradığı bir sosyal medya hesabına sahip.

Tacihan Özkan Yongacı, el sanatları öğretmeni değil ama bu alanda öğretmenlik yapan birçok kişiden daha bilgili ve en önemlisi ilgili… Kendisine yöneltilen her soruya bıkmadan, atlamadan cevap veriyor. Bilginin paylaşılması gerektiğini söylüyor ve bunu para karşılığında yapanlara çok şaşırdığını dile getiriyor; “Sosyal medyada bu tarz çalışmaları olan hocalardan biri, mermer efektini bulmuş, videosunu 100 TL’ye paylaşıyor. Soru soruyorsun, hesabına parayı gönderince whatsapp’tan videosunu gönderiyor. Her bilgiyi para karşılığında satıyor. Soru soruyorsun söylemiyor. Bendeki olay tam tersi. Hiçbir maddi beklentim yok. Kendi uyguladığım her şeyi anlatıyorum.”

Herkesin evinin güzel olmasını istiyor. İnsanların, onun yaptıklarının üstünde, daha güzel işler yapmalarını, kendilerinden bir şeyler katmalarını bekliyor. Ve bundan mutlu oluyor. “Ben siyah mermer mi yaptım, sen de beyaz mermer yap, granit yap, başka bir şey yap…” diyerek takipçilerini yaratıcılığa teşvik eden Yongacı’nın dönüşüm/yenileme çalışmalarını, ‘var olanı değerlendirmek’, ‘değer katmak’ adına odağımıza aldık. Tacihan Özkan Yongacı ile atmıyoruz yeniliyoruz…

Yıpranmış bir komodin, yenileme sonrası, zamana meydan okuyarak, estetik bir mobilyaya dönüşebiliyor.

Nasıl keşfedildiniz ve bu işten nasıl para kazanmaya başladınız?

Başlangıcım; üç yıl önce kendi evimdeki koridora bant tekniğiyle boyama yaptım. Sonra instagramda bunu paylaştım. TRT’ye program yapan bir ajanstan bir mesaj geldi. ‘Çok güzel bir çalışma, sizinle çalışmak isteriz’ dediler. Ben de, ‘ben bir duvar boyadım, program yapacak biri değilim’ dedim. O zamanlar bu konularda hiçbir bilgim yoktu. Duvarı bantlayarak boyamıştım. Ama benim ışığım olduğunu, farklı şeyler yaptığımı ve el becerim olduğunu söylediler. ‘Bunu şimdiye kadar hiç kimse yapmadı, çok düzgün yaptınız ve bu konuda ilerleyebilirsiniz, hatta direkt gelip çalışın’ dediler. Öğretmenim nasıl geleyim?.. Fakat o teklif benim için bir ışık oldu.

Konsolun yenileme aşamalarını aşağı doğru ilerledikçe görebilirsiniz.

Sonrası nasıl gelişti?

Sonra yatak odamı yeniledim. O zaman bugünkü gibi stencil/şablon yok. Ozalitçiden bir buçuk metreye bir buçuk metre şablon çıkarttırdım. Deseni çizdim, şablonu kestim, monte ettim ve şimdiki gibi ruloyla değil, fırçayla boyadım.

Çıtaları görüyorum, beğeniyorum. Ama Avrupalılar yapıyor, Türkiye’de yapan yok. Videolarını izliyorum. Onlarda başka malzemeler var, Türkiye’de olmayan, o yüzden anlayıp, birleştirip yapamıyorum. Öyle böyle derken çekomastiği keşfettim. Köpük çıtayı, köşe kesme aletini keşfettim, yaptım… Bu yaptıklarımın hepsini sosyal medyada hesabımda paylaştım. Her soruya cevap verdim. Hiçbir soruyu cevapsız bırakmadım. Bu sayede insanlar evlerini yenilediler. O kadar çok teşekkür aldım ki… Ve bu beni hayata bağladı. Bu dünya için kendimi işe yarıyor hissettim. Kendime böyle bir görev, misyon edindim. Ve bu görev beni çok mutlu etti. Ben bu duyguyla, bu mutlulukla beslenmeye başladım.

Boya markalarıyla yolunuz böylece kesişmiş oldu sanırım?..

Boya şirketleri beni keşfettiler. Önce Rich ile çalıştım. Sonra Cadence’e transfer oldum. Boya şirketleriyle çalışmayı hayal bile etmiyordum aslında. Sonra onlar beni eğittiler, bana teknikleri öğrettiler. İki markanın da hocalarından eğitim aldım. Üzerine kendim videolar izledim. Devamını getirdim. Bir şeyleri öğrendim ama kendim üzerine koydum. Sonrasında, yaptıklarımı sürekli sosyal medya hesabımda paylaştım. Geçen sene 150K iken, şu an 450K oldum. Bir anda büyüdüm.

Yenileme ve dönüştürme, biraz zahmetli fakat bir o kadar keyifli bir süreç.

Fark Yarattı

Bu yükselişin sırrı nedir?

Çünkü yapılan her çalışma farklıydı. Kimse şimdiye kadar fayans boyamadı. Halı boyamadı. Koltuk boyamadı. Bu çalışmalar faklı… Araba koltuğu boyuyorlar mesela. Bu arada, sadece boyama da değil. Örneğin, danışanlarımdan biri; evinde hiç kullanmadığı bir komidini banyosuna banyo dolabı yaptı. Başka biri, eski büyük konsolunu ikiye ayırıp bir bölümünü Tv ünitesi konsoluna, üst bölümüne de ayak takıp başka bir konsola dönüştürdü. Ya da evinde hiç kullanmadığı eski Tv ünitesinin içini boşaltıp, tuğla deseni ile boyayıp şömineye dönüştürdü. Bu dönüşümlerin birçoğunu evet ben tavsiye ediyorum ama benim sosyal medya hesabımı takip ederek insanlar ‘a bu da oluyormuş’ diyerek kendileri üzerine bir şeyler koyuyorlar. Ben yapılan her çalışmayı sayfada paylaştım. Ve insanlar sayfaya sahip çıktılar. Herkes fotoğrafların altına yorum yapıyor, birbirine tavsiyelerde bulunuyor. Çok enteresandır; bizim kahverengi milli mutfaklarımız çok sağlam mutfaklar ama renklerinden artık insanlara fenalık geçirtiyor. Atsan atılmaz, yerine yenisini yapsan bir dert… Bir de sökmek, ustayla uğraşmak gerek. Şimdi onu beyaza, griye boyuyorlar, desenler yapıyorlar. İnanılmaz güzel şeyler yapıyorlar.

Yenileme çalışmalarında, bir eşyaya uygulanabilecek teknik, kullanıcının nasıl bir sonuç elde etmek istediğine göre çeşitleniyor.

Sayfada gözlemlediğiniz en güzel şey nedir?

İnsanların birbirlerine tavsiyeleri… Mesela biri; ‘ben eşimi ikna edemedim’ diyor. Başka biri; ‘önce şöyle yap; bu eve yeni bir mutfak alırsam kaç para olur diyerek eşine en pahalısını söyle. Pahalı bir hazır mutfağın fotoğrafını göster, sonra Tacihan Hanım’ın sayfasını göster’ diyor. Erkekler eşlerine önce hayır diyorlar. Sonra boyamaya başlıyorlar. Boyama, eşlerin arasını da düzeltiyor. Bazı danışanlarım; ‘eşimle boşanma aşamasına gelmiştik, boya yaparken tekrar yakınlaştık’ diyorlar. ‘Çocuğumun elinden tableti aldım çünkü onunla birlikte boyuyoruz’ diyenler var. ‘Çocuğum kendi odasını boyayalım istedi’ diyenler var…

Atmıyoruz yeniliyoruz

İsrafı önlemek için bir farkındalık yarattı değil mi?

Şimdi kimse bir şey atmıyor. Çöpte bir eşya gördüklerinde; ‘bakın değerini bilememişler’ diyerek bana fotoğrafını gönderiyorlar. Yeni evli birçok çift artık mobilya almıyor. Eskiciden ya da antikacıdan gerçek ahşaptan yapılma eşya alıp boyuyorlar. Cebimizdeki para anca düğün yapmaya yetti ama mutfağımız çok kötüydü. Onu boyadık çok mutluyuz diyenler var. Eskiden mutfakları fayans yapıyorlardı. Şimdi onları boyuyorlar. Çünkü fayansları söksen sökemezsin. Üzerine yeni fayans yapıştırsan olmaz. Boyamak en iyi çözüm…

Boyamak ne kadar sağlıklı?

Doğru tekniklerle boyarsanız sağlıklı. Her boyanın bir tekniği var. Yemek yapmak gibi… Kurabiyeyi 200 derecede pişiremezsiniz. Ya da kekin ve diğer yemeklerin yapılışları farklı… Boyanın da kullanım alanı, tekniği var. Her boyanın işlem sırası var. İşlem sıralarına göre yaparsanız evet doğru teknik.

Tacihan Özkan Yongacı.

En çok sorulan soru ne oluyor?

Zımpara yapmıyor muyuz? Benim her zaman söylediğim şu; teknoloji bu kadar ilerlemişken neden zımpara yapalım?… Yani hala çevirmeli telefonda kalmışız. Teknoloji ilerliyor, boya teknolojisi neden ilerlemesin? Neden zımpara yapalım?… Boyanın tutunma süresi var. Belli bir zaman alıyor. Mesela kemikleşme süresi denen 21 gün var. Boya, 21 günde kemikleşiyor. Ne yaparsanız yapın 21 gün dikkatli kullanmanız gerekiyor. Bu süre, fayans için de mobilya için de geçerli.

Neler boyanamaz?

Plastik boyanamaz. Çünkü doğal bir madde değil. Doğanın bize verdiği her şeyi boyayabiliriz. O yüzden seramik de mermer de boyanıyor. Boya, plastiğe tutunmuyor. Bazı plastiklere tutunsa da genel olarak tutunmuyor. Kumaş, deri… Söylediğim gibi; kurallara uygun şartlarda her şey boyanıyor.

Boyamanın dışında neler yapılıyor?

Mobilyalar sadece boyanmıyor. Mesela çıtalar yapılıyor. Ayna, ahşap obje yapıştırılıyor. Ayak kesilip yeni bir ayak takılıyor. Üzerine rölyef pastayla eskimiş ahşap doku, mermer efekti veriliyor. Mobilyaya her şey yapılabiliyor. Oymalı olmayan bir mobilyaya ahşap aplikler yapıştırıp üstü boyanabiliyor. Her şey dönüştürülebiliyor.

Konsolun üst bölümüne diş budak tekniği ile eskitme uygulandı. Çekmecelerinden birinin içi nar çiçeği rengiyle yenilendi.

Genel olarak sizi kimler takip ediyor? Takipçileriniz belli bir gelir seviyesinin altında olan kişiler mi?

Herkes takip ediyor. Ünlülerden; Öykü Gürman, Zahide Yetiş var. Eskiden ekonomik geliri daha düşük olanlar takip ediyordu. Şimdi danışanlarımın gönderdiği mutfak fotoğraflarına bakıyorum; yepyeni mutfaklar. Yeni taşınacak ama ‘mutfağı sevmedim’ diyor ve boyuyor. Müstakil evde, villada oturuyor, merdivenlerini boyuyor. ‘Taşındım, hayalimdeki gibi değil’ diyor boyuyor. Gelir düzeyi her gruptan insan var. Hatta geçen seneki takipçilerimden klinik sahibi bir doktor bayan vardı. Ortağı; o mu boyanır, bu mu boyanır diye eleştirmiş ama bir gün, kargo şirketinin evine boya getirdiğini görmüş.

Her meslek grubundan takipçim var. Eskiden sadece kadınlar takip ederdi, şimdi erkekler de takip ediyor.

Yenilenme sırasında yapılan işlemler için özenli çalışmalar keyifli anlara dönüşüyor.

Sadece ihtiyaç için boyamıyorlar

İnsanlar sadece ihtiyaçları olduğu için değil, hobi amaçlı da boyuyorlar. Bir kısım ihtiyacı olduğu için, bir kısımsa hobi olarak, çok keyif aldığı için boyayanlar var. ‘Hayalimdeki masayı bulamadım, seviyorum boyamayı’ diyenler var.

Son dönemde diğer malzemelerle birlikte boya fiyatlarının artmasıyla ilgili de şikayetler var.

Boyanın hammaddesi olan kimyasallar yurt dışından geliyor. Dolar ile ithal edildiği için de boya fiyatları artıyor. Döviz kuruna bağlı olarak bu artış oluyor. Büyük parça boyamalarında satın almaya göre yine de daha ekonomik.

Masanın yüzeyine uygulanan beton ve mermer efektleri, dore renkli varakla tamamlandı.

Boyanın dışında yan sanayi üreticileriyle de çalışıyorsunuz. Küçük ölçekli üreticilere bu anlamda nasıl geri dönüş sağladınız?

Onun da hikayesi çok ilginç. Şömine istiyordum ama kendim boyamak istiyordum. Facebook üzerinden, İzmir’de, küçük çapta şömine üretimi yapan bir firma buldum. İflas etmiş, şirketini kapatıyordu. ‘Şömine istiyorum, yapar mısınız?’ dedim. ‘Yaparım’ dedi ve yaptı. Ben boyadıktan sonra sayfamda paylaştım. Hala teşekkür eder. Ham olarak mobilya yapar ve gönderir.  İnsanlar hem kendileri yapmak için, hem de böylesi daha ekonomik olduğu için küçük ölçekli üreticilerinden mobilyaları ham almayı tercih ediyorlar. Kendi yaptıkları mobilyalarla gurur duyuyorlar.

Beton ve siyah mermer efektleri ile yenilenmiş masa.

Takdir de bekliyorlar mı?

Kadınların en çok istedikleri şey; yaptıklarını sayfamda paylaşmam. Özellikle paylaşın diyorlar. Tek tek bütün yorumları okuyorlar. Çünkü bizim halkımızda sanırım şöyle bir şey var; küçük yaşlardan beri çok fazla onurlandırılmıyoruz. Hep komşu kızıyla, komşu çocuğuyla kıyaslanmışız. Şimdi sosyal medyada hanımların yaptıkları objeleri paylaşınca çok mutlu oluyorlar. Fakat sosyal medyanın biraz acımasız tarafı da var. Çok güzel çalışmalara aferin deniyor ama kötü bir çalışmada inanılmaz acımasız eleştiri de yapılıyor. Tabi bunlar tamamen tarz meselesi. Böyle durumlarda o gönderiyi yoruma kapatıyorum.

İlgili Diğer Haberler

Yorum Yap

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku