Turizm ve seyahatte tek kullanımlık plastikleri yeniden düşünmek

Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi/WTTC ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı/UNEP, turizm ve seyahat sektörleri kapsamında tek kullanımlık plastik ürünlerin yarattığı sorunu ele alan bir rapor yayımladı.

COVID-19 salgınından toparlanma belirtileri artıp, dünyanın dört bir yanındaki ülke sınırları tekrar açılmaya başladıkça, turizm ve seyahat sektörlerinin ‘Turizm ve Seyahatte Tek Kullanımlık Plastik Ürünleri Yeniden Düşünmek’ başlığını taşıyan bu raporu değerlendirmeye alınacağı öngörülüyor. Rapor, turizm ve seyahat sektörleri değer zinciri boyunca tek kullanımlık plastik ürünlerin haritasını çıkarmak, çevresel sızıntılar için sıcak noktaları belirlemek ve işletmelerle politika yapıcılar için pratik, stratejik öneriler sağlamayı ilk adım olarak önceliyor. Bu sektörlerdeki paydaşların, döngüsellik ilkelerine, atık altyapılarına uygun olarak tek kullanımlık plastik ürün kullanımını azaltma, tekrar kullanım modellerine geçişlerini sağlayan koordineli eylemlere ve politikalara yönelik ortak adımlar atmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Okyanuslardaki plastik atıkların yaklaşık yüzde 90’ının karasal kaynaklı olması (Wasteaid 2020) ve bu kirliliğin deniz ekosistemlerine verdiği zararın yılda 13 milyar ABD doları (UNEP 2014) bulması nedeniyle, tek kullanımlık plastiklerin turizm ve seyahat ekosistemi içindeki durumunu proaktif olarak ele almak kilit rol oynuyor.

COVID-19’un ortaya çıkışı ve buna bağlı olarak tek kullanımlık plastik ürünlerin yaygınlaşması, atık krizine aciliyet kattı. Hazırlanan rapor, sektördeki paydaşları, bu çok yönlü zorluğun üstesinden gelmek üzere bir araya getirmeyi hedefliyor. İşletmelerin tek kullanımlık plastik ürün atıklarını azaltması, gezegenimizi korumak için döngüselliği sürdürmesi bekleniyor.

En çok kullanılan/kirleten 5 ‘tek kullanımlık plastik ürün’

Turizm ve seyahat sektörlerine özgü tek kullanımlık plastik ürünlerin sıcak noktalarının incelendiği raporda, en çok kullanılan/kirleten beş ‘tek kullanımlık plastik ürün’ olduğu ortaya kondu. Bunlar;

  1. Su şişeleri
  2. Tek kullanımlık buklet malzemeler
  3. Plastik torbalar/çöp torbaları
  4. Gıda ambalajları
  5. Bardaklar
Turizm ve seyahat sektörlerinde en çok tüketilen tek kullanımlık plastik ürünün ‘su şişesi’ olduğu belirlendi.

Bu tek kullanımlık plastiklerin, doğrudan turizm işletmeleri tarafından tedarik edilerek misafirlere sunulan ürünler olduğu belirlendi. Ayrıca, sigara izmaritleri, ıslak mendiller, sıhhi ürünler, balık ağları, tarımsal plastikler gibi turizm işletmeleri tarafından doğrudan tedarik edilmese bile, hedef düzeyde önemli etkiler yaratan diğer plastik kirlilik kaynakları da tespit edilerek raporda yer aldı.

Turizm ve seyahat sektörleri, iklim değişikliği, biyo-çeşitlilik kaybı ve kirlilikten oluşan üçlü kriz örgüsünün ele alınmasında kilit bir role sahip. Turistlerin hijyen güvenliği açısından duydukları endişe ve paket servis hizmetlerinin artması, tek kullanımlık plastik ürünlere olan talebi de arttırdı. Tayland Çevre Enstitüsü’ne göre, yiyecek servis hizmetinin artması nedeniyle plastik atık miktarı günde 1.500 tondan 6.300 tona yükseldi.

Plastik atık krizini aşmada kilit unsurlar; işbirliği ve koordinasyon

2019’da yapılan küresel bir araştırma, katılımcıların yüzde 82’sinin plastik atıkların farkında olduğunu ve kirlilikle mücadele etmek için pratik adımlar attığını ortaya koydu. Tüketicilerin daha bilinçli seçimler yaptığı ve sürdürülebilirliği ön planda tutan işletmeleri giderek daha fazla desteklediği de giderek netleşiyor.

Tek kullanımlık plastik ürün kullanımının azaltılması için, işletmeler, kurumlar ve halkın ‘zihniyet değişikliği’ gerekiyor.

UNEP’in yaptığı bir incelemeye (2018) göre, 192 ülkede tek kullanımlık plastik ürünler bağlamında ilgili mevzuata ilişkin bazı kararlar yürürlüğe konmuş durumda.
Özellikle:
Plastik poşetler: 192 ülkenin 127’sinin (% 66) plastik poşetler ile ilgili mevzuatı bulunuyor. Plastik torbaları hedef alan ilk düzenleyici önlemler 2000’li yıllarda yürürlüğe girdi. Bu konudaki en yaygın düzenleme şekli; ücretsiz perakende dağıtım yasağı.
Diğer tek kullanımlık ürünler: 27 ülke, tabak, bardak veya pipet gibi tek kullanımlık plastikler hakkında bir tür Yasaklama Yasası çıkarmıştır. Bu yasaların hiçbiri, “biyobozunur plastikler” gibi belirli ürünler/malzemeler için mevcut olan bazı istisnalar dışında, tek kullanımlık plastik ürünlerin toplamını kapsamıyor.
Mikro boncuklar: Kanada, Fransa, İtalya, Kore Cumhuriyeti, Yeni Zelanda, İsveç ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere 192 ülkenin 8’i, çoğunlukla kişisel bakım ürünlerini kapsayan ulusal yasalar aracılığıyla mikro boncuklara yönelik yasaklar oluşturdu.

Tek kullanımlık plastik ürünlere yönelik farklı yasal düzenlemeler uygulanıyor

Plastik kirliliğiyle ilgili belirli sosyal, ekonomik ve çevresel kırılganlıklarla karşı karşıya olan küçük ada devletlerinin, deniz ekosistemleri ve turizmle bağlantıları nedeniyle tek kullanımlık plastik ürünlere yasak getirme olasılığı daha yüksek.

Tek kullanımlık plastik ürünler bağlamında yapılan vergi düzenlemesi de plastik atık kirliliğine karşı oluşturulan uygulamalar arasında bulunuyor. Halihazırda 29 ülke, plastik ürünler için bir vergi düzenlemesi oluşturmuş durumda. Örneğin Tunus, ülkede üretilen veya ülkeye ithal edilen herhangi bir plastik ürün için bir eko-vergi uygularken, Danimarka, malzemenin çevresel yüküne bağlı olarak, tek kullanımlık plastik ürün ambalajları üzerinde bir vergi uyguluyor.

Turizm ve seyahat sektörlerinde en çok kullanılan tek kullanımlık plastik ürün sıralamasında, buklet malzemeler 2. sırada yer alıyor.

‘Turizm ve Seyahatte Tek Kullanımlık Plastik Ürünleri Yeniden Düşünmek’ raporunda, yaşadığımız küresel atık krizini aşmak için tek kullanımlık plastik ürünlere olan talebin azaltılması, zorunlu olmayan kullanımın caydırılması ve tekrar kullanılabilir alternatiflerinin teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Bununla birlikte, böyle bir geçiş yapmanın, turizm ve seyahat değer zincirinde bir zihniyet değişikliği ve kapsamlı işbirliği gerektirdiği vurgulanıyor.

Raporda ayrıca, özel sektör tarafından uygulanan operasyonel değişiklikler ve yeniliklerin, değer zinciri ve atık altyapısının tüm aşamalarında yeniliğe yapılan uygun kamu yatırımlarının, elverişli bir politika ortamının ve tüketiciler arasında farkındalık yaratma çalışmalarının paralel olarak gerçekleşmesi gerektiği öne çıkıyor. Her şeyden önce, ulusal ve yerel makamlar arasında, turizm ve seyahat sektörleriyle değer zinciri aktörleri arasında koordinasyona ihtiyaç bulunuyor.

Selma ALTIN

Son Haberler