Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü icat çıkarıyor!
Türkiye’de çevre ve temiz üretim alanında neler yapıldığını, hangi uygulamalar geliştirildiğini biliyor musunuz? Özellikle geri dönüşüm ve atık kontrolü dendiğinde sadece yurt dışındaki uygulamaları görüyoruz. Biz, bu alanda Türk mühendisleri ve kurumları neler yapıyor diye merak ettik ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi bünyesinde bulunan Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü’nü mercek altına aldık.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi /MAM bünyesindeki Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü, çevre yönetimi ve teknolojileri ile temiz üretim alanındaki gereksinimleri karşılamak amacıyla, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik, ulusal ve uluslararası düzeyde Ar-Ge faaliyetleri yaparak bilgi ve teknoloji üretiyor, birikimlerini toplumun hizmetine sunuyor.
Enstitü çalışma alanları beş stratejik iş birimi /SİB arasında dağılıyor. Bunlar; Su ve Atıksu Yönetimi, Hava Kalitesi Yönetimi, Katı ve Tehlikeli Atık Yönetimi, Temiz Üretim ve Deniz ve İç Sular.
Birimler ve çalışma alanları
Su ve Atıksu Yönetimi Stratejik İş Birimi altında; bütünleşik havza yönetimi, yer altı suları, yüzey suları ve alternatif su kaynakları yönetimi, toprak kirliliği ile su kaynaklarının ilişkilendirilmesi ve modellenmesi, klasik ve ileri arıtma teknolojileri uygulamaları ve geliştirilmesi, doğal arıtma yöntemleri ve sürdürülebilir atıksu yöntemi, yerinde arıtma uygulamaları, suyun geri kazanım ve yeniden kullanımı konuları çalışılıyor.
Hava Kalitesi Yönetimi Stratejik İş Birimi’nde; yerli baca gazı analizörleri geliştirme, baca gazı karakterizasyonu, bölgesel emisyon envanteri, hava kalitesi izleme, dağılım modellemesi, koku kirliliği ve iklim değişikliği araştırmalarının yanı sıra çevresel gürültü yönetimi konularında da çalışmalar sürdürülüyor.
Katı ve Tehlikeli Atık Yönetimi Stratejik İş Birimi ise; katı ve tehlikeli atık karakterizasyonu, azaltımı, geri dönüşümü, geri kazanımı ve bertarafı ile çevresel risk değerlendirme çalışmalarını gerçekleştiriyor. Ülkemizde; Atık Yönetimi Yönetmeliği Ek 3B Analizleri için tek yetkili olan enstitüde atığın tehlikeli olup olmadığı belirleniyor.
Deniz ve İç Sular Araştırmaları Stratejik İş Birimi; deniz ve göl bilimleri, kıyı ve deniz alanları yönetimi, denizcilik faaliyetlerinin yönetimi, CBS, geomatik ve uzaktan algılama konularında çalışmalar yapıyor. Deniz kirliliğinin belirlenmesinde parmak izi analiz çalışmaları öncü faaliyet alanları içinde bulunuyor.
Enstitü, temiz üretim alanında ulusal odak noktası olarak görev yapıyor. Bu kapsamda, sanayicilere hizmet veren kişi ve kurumların kapasitesini geliştirmeye, güncel temiz üretim teknolojileri, sektörel bazda en iyi uygulamalar ve referansların paydaşlara tanıtımına yönelik eğitim ve koordinasyon programları düzenleniyor. Ayrıca, olanak değerlendirmesi, yaşam döngüsü değerlendirme/LCA, eko-tasarım, enerji verimliliği uygulamalarında uzman kuruluş ve konuyla ilgili dış uzmanlardan oluşan ağ yapısını koordine ediyor.
TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi
Ülkemiz deniz araştırma filosunun güçlenmesi ve gençleştirilmesi amacıyla Türkiye’de inşa edilen, 500 grostonluk 42 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindeki TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi, 1 Temmuz 2013 tarihinde TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafından işletmeye alındı. Gemi, sahip olduğu güncel donanımı ve sınırsız seyir imkanlarıyla, Türkiye denizlerinde ve uluslararası sularda bilimsel araştırmalar yaparak deniz kirliliğinin izlenmesi ve deniz çevresinin korunmasına yönelik önemli bilgiler sağlıyor (http://ctue.mam.tubitak.gov.tr/tr/rv-tubitak-marmara-gemisi). İşletmeye alındığı tarihten itibaren Boğazlar başta olmak üzere, Marmara Denizi, Karadeniz ve Ege Denizi’nin oşinografik yapısı, kirlilik seviyesinin izlenmesi ve kirliliğin kontrolüne yönelik bilimsel araştırma seferleri yapılıyor. Bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler, kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, özel sektör temsilcileri ve uluslararası Ar-Ge merkezleriyle ulusal ve uluslararası araştırma projeleri gerçekleştiriliyor.

TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi ile Didim açıklarında sualtı varlıklarımızın ortaya çıkarılmasına yönelik bir dizi çalışma gerçekleştirilmiş. Saha çalışmalarında, batık alanının batimetrik haritaları gemide bulunan Çok Hüzmeli Derinlik Ölçer cihazı ile ortaya konmuş. Geminin insansız sualtı aracı, projede çok kritik görevler üstlenerek batıkların görüntülenmesi ve yerlerinin tespitini sağlamış. İnsansız sualtı aracı, ilk kez bu proje ile sualtı varlıklarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanıldı. 1000 metre derinliklere kadar inebilen insansız sualtı aracı, dalgıçların inemeyeceği derinliklerde sualtı nesnelerinin görüntülenmesi, yerlerinin tespit edilmesi imkanını sağlıyor.
Projede yerleri tespit edilen bir dizi buluntular 3.5 ton kaldırma kapasitesine sahip vinç yardımıyla gemi güvertesine alınmış ve uygun saklama şartlarında muhafazası için korunumlu konteynerlera yüklenmiş. TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi’nde oşinografik cihazlara ek olarak, geminin sabit konumlandırılması gereken araştırmalar için dinamik konumlandırma sistemi, bu projede başarıyla kullanılmış. Yine bu proje kapsamında kullanılan USBL akustik konumlandırma sistemi ile üzerine verici yerleştirilen sualtı aracı, ölçüm cihazı gibi ekipmanların ve dalgıçların yerlerinin takibi sağlanabilmiş.

Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü, çalışmalarını, 2002 yılında DAR/DAP, 2010 yılı itibariyle EN ISO/IEC 17025:2000 Deney ve Kalibrasyon Laboratuarlarının Yeterliliği için Genel Şartlar standardına göre akredite edilmiş laboratuarlarda gerçekleştiriyor. Ayrıca, gerçekleştirdiği proje ve endüstriyel hizmet çalışmalarındaki müşteri odaklılık ile kalite yönetimi kapsamında 2001 yılından beri ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 14001:2004 Çevre Yönetim Sistemi Belgelerine sahip.
Su, atık yönetimi ve iklim değişikliği
Strateji geliştirme, ulusal öncelikleri belirleme, politika geliştirme çalışmalarına destek vermek amacıyla ulusal mevzuatların bilimsel altyapısını oluşturmak amacıyla enstitüde kamu kurum ve kuruluşları, sanayi sektörleri ile birlikte projeler yürütülüyor. Bu kapsamda ülkemizin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerinin yerine getirilmesini ve AB Mevzuatına uyum çalışmalarını desteklemeye yönelik; Havza Koruma Eylem Planlarının Hazırlanması, Hassas Alanların ve Su Kalitesi Hedeflerinin Belirlenmesi, Havzalarda Günlük Maksimum Toplam Yük Yaklaşımının Uygulanması, İçme Suyu Havzaları için Özel Hüküm Belirlenmesi Çalışmaları, tüm denizlerimizin bütünleşik izlenmesi ve izlemelerde standart belirlenmesi, ulusal katı atık ana planı ile il atık yönetim planlarının hazırlanması ve bölgesel yatırım maliyetlerinin belirlenmesi, stratejik gürültü haritaları ile gürültü yönetimi ve eylem planlarının hazırlanması, iklim değişikliği kapsamında sanayide teknoloji ihtiyaç değerlendirmesi ve sera gazı azaltım ve potansiyelinin belirlenmesi, iklim değişikliği ulusal bildirimlerinin hazırlanması gibi çalışmalar yapılıyor.
Ülkemizin ihtiyacı olan düşük masraflı arıtma teknolojileri alanında ise; nüfusu 5000’den küçük yerleşim yerlerine, klasik arıtmaların vazgeçilmezi olan elektrik enerjisini kullanmadan doğal atıksu arıtma tesislerine yönelik çalışmalar da gerçekleştiriliyor.
Sanayi tesislerinin hava kirliliğine katkılarının izlenmesi amacıyla, küresel markalar tarafından üretilen baca gazı analizörlerinin yerli imkânlarla geliştirilmesi çalışmalarına başlanmış. Ürünün ticarileştirilmesi hedefleniyor… Bu kapsamda, özel sektör ortaklığı ile iki adet yerli baca gazı analizörü /YEBA geliştirilmiş ve Türk Patent ve Marka Kurumu’na patent ile ilgili başvuru süreci tamamlanmış. Ayrıca, analizörün EN ISO 14956 ve EN 15267 standartlarına göre uygunluğu çalışmalarının enstitüde yapılmasına yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan onay alınmış.

Üniversite ortaklığı ile gerçekleştirilen ve hava kalitesinin belirlenmesinde kullanılan inorganik pasif örnekleyici çalışmaları tamamlanmış. Ürünün patent başvurusu da yapılmış, ticarileşmesi adına lisanslama çalışmalarına başlanmış. Kurum tarafından organik pasif örnekleyici çalışmalar da tamamlanıp, örnekleyicide kullanılan adsorban malzemenin üretiminin 2018 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.


Özel sektör ortaklığı ile arıtma çamurlarının hücre duvarlarının parçalanmasını sağlayarak biyo-metanizasyon proseslerinde hız kısıtlayıcı olan hidroliz aşamasını hızlandırmak ve metan oluşum miktarını arttırmak amacıyla Ultrasound Kavitasyon Reaktörü prototipi üretilmiş. Ürünün arıtma çamurlarındaki susuzlaştırma ve atıksulardaki renk giderimine de katkılarının olduğu belirlenmiş. Patent başvuru süreci devam ediyor.

Dünya ortalamasının üstünde bir yöntem
Enstitü, Anaerobik Amonyum Oksidasyonu /ANAMMOX Prosesi İle Sentrattan Azot Giderimi projesi sonunda; Türkiye’nin ilk yan akım azot giderimi için kullanılan ANAMMOX prosesi pilot tesisi İSKİ Ambarlı AAT’de kurulmuş. Ayrıca arıtımda kullanılan ANAMMOX bakterisinin yurtdışına bağımlı olmadan 40 gün içinde aktif çamurdan zenginleştirilmesi (Dünyada ortalama 200-300 gün) için bir metod bulunmuş ve konuyla ilgili olarak Türk Patent ve Marka Kurumu’na patent başvuru süreci tamamlanmış. Çalışmanın sonunda tam ölçekli tesis için fayda-maliyet ve fizibilite çalışması yapılmış. Buna göre; mevcut tesise oranla ANAMMOX prosesi kullanılması durumunda daha az oksijen ihtiyacına bağlı olarak yüzde 65 daha az enerji maliyeti oluşmuş. Bu prosesin ana akım ham atıksuda uygulanmasına yönelik araştırma projesinin İSKİ ile birlikte yapılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Enstitü olarak Malzeme Enstitüsü/TÜBİTAK BİLGEM/Özel Sektör ortaklığı ile özellikle atıksu arıtma tesislerinde kullanılan ve ülkemizde ticarileştirmeye yönelik ilk defa Çözünmüş Oksijen Sensörü ve Kontrol Ünitesi geliştirilmesi amacı ile AR-GE çalışmalarına başlanmış. Yaklaşık 20 Milyon Euro’luk pazar payı ile tamamen ithal ürünlerin hakim olduğu sektörde çalışmanın tamamlanıp ticarileşmesi ile pazarda yerli ürünler de yer almış olacak.
Stratejik Gürültü Haritaları hazırlandı
Günümüz dünyasında artan şehirleşme ile birlikte, şehirlerdeki gürültü kaynaklarının sayısı ve bu kaynakların insan sağlığı üzerindeki olumsuz psikolojik ve fizyolojik etkileri de hızla artıyor. Havalimanları, karayolları, sanayi ve eğlence tesisleri gibi birincil gürültü kaynakları, etraftaki yerleşim yoğunluğu ve gürültü kaynağına yakınlığı oranında insan sağlığını tehdit ediyor.
Enstitü, kurumsal altyapısı ve deneyimli proje ekibi ile Türkiye’de ilk kez gürültü çalışmalarında öncü rol üstlenerek ülkemizde gürültünün insan sağlığına etkisini azaltma amacına hizmet edecek önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Bugüne kadar 18 ilin 3 boyutlu Stratejik Gürültü Haritaları hazırlanarak şehirlerin gürültü simülasyon modelleri oluşturuldu. Enstitü tarafından 2018 yılı sonuna kadar 21 ilin ve 2019 yılı sonuna kadar 41 ilin daha stratejik gürültü haritalarının tamamlanması hedefleniyor. Türkiye’de yerleşim alanlarının yanı sıra, havalimanı stratejik gürültü haritaları da ilk kez enstitü tarafından hazırlandı. Bu kapsamda 39 havalimanının stratejik gürültü haritaları tamamlandı ve yeni sekiz havalimanında haritalama ve sekiz farklı havalimanında da eylem planı hazırlama çalışmaları sürüyor. Mevcut durum analizinden elde edilen stratejik gürültü haritası çıktılarıyla Gürültü Eylem Planları oluşturuluyor. Gürültü probleminin bölgesel ve ulusal ölçekte tanımlanması, sınır değerleri aşan yerleşim birimlerinde çözüm önerilerinin oluşturulması, sessiz alanların belirlenmesi vb. gürültü kontrol hedefleriyle Mersin, Sivas, Bolu, Antalya, Kahramanmaraş ve Trabzon illeri özelinde eylem planı çalışmaları gerçekleştiriliyor.
