Çölleşme ve iklim değişikliği

İklim değişikliği yazı dizisi-6

Çölleşme; yarı-kurak, kurak iklim bölgelerinde arazinin yağış alma, su tutma kapasitesinin azalması, orman ve bitki örtüsünün tahrip edilerek, toprak erozyonunun yaşanmasıdır. Çölleşme, toprağın çoraklaşmasıdır.

Jeolojik süreçler, yağış yetersizliği, kuraklığın yanında, aşırı otlatma, ormansızlaşma, yanlış ve aşırı sulama, çevreyi gözetmeyen aşırı madencilik faaliyetleri, toprağın kirlenmesi, çölleşmeye etki eden faktörlerdir.

Sulama suları toprağın tuz içeriğini artırarak çölleşmeye katkı sağlar. Su buharlaşırken küçük bir miktar tuz toprakta çökelir. Bu tuz içeriği çok yağmur alan bir bölgede olabilecek kadar temizlenemez. Zamanla, tuz derişimi canlıların artık büyüyemeyeceği kadar artar [1].

Ormanların azalması toprak aşınmasının ana nedenidir. Ağaç kökleri suyu tutar ve bu şekilde bölgedeki su havzaları korunur. Ağaçlar olmazsa su da olmaz. Suyu tutan ormanlar kesildiği takdirde suyun depolanabileceği bir yer kalmaz. Yağmur yağmaya devam ettikçe de yüzeydeki fazlalıkları süpürür [2]. Çölleşme sonucunda orman ve bitki örtüsünün tahribi, su kaynaklarının kuruması, biyoçeşitliliğin azalması gibi bozulmanın yanında yaşam kalitesi düşer, kıtlık ve göç gibi sosyoekonomik sorunlar da ortaya çıkar.

Dünyada çölleşme

Dünyada her yıl yaklaşık olarak ortalama 24 milyar ton toprak erozyonla kaybedilmektedir. Erozyon sebebiyle 110 ülke çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan hesaplamalarla, çölleşme ve erozyonun önüne geçebilmek için yılda 42 milyar dolar harcanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Çölleşme; yoksulluk, kıtlık, açlık, sel ve taşkın, göç ve savaşlara sebep olabilmektedir. Erozyon, gıda üretiminde azalma, biyoçeşitliliğin azalması çölleşmenin diğer sonuçlarıdır. Dünya karalarının %30’unu tehdit eden çölleşme, Asya, Afrika ve Kuzey Amerika’yı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Avrupa’da beş devletin çölleşme problemi bulunmaktadır [4].

Her yıl dünyada en verimli üst kısmından olmak üzere 24 milyar ton toprak erozyon ile taşınmaktadır. Çölleşen alanın boyutu yıllık 6 milyar hektardır. Dünyada 10 milyon insan çölleşme sonucu ekolojik göçmen konumuna düşmüştür [5].

Çölleşme, dünya gündemine 1960’lı yıllarda altı yıllık kuraklık yaşanan Sahel bölgesi ile girdi. Sahel, Sahra Çölü’nün güneyindeki 11 ülkeyi kapsayan, yarı kurak-nemli bölgedir. 1968 ile 1974 yılları arasında yağış azlığı ile bitki örtüsü yok olmuş, milyonlarca hayvan ölmüş, hayatta kalabilen insanlar güneydeki kurak ve kalabalık kentlere göçmek zorunda kalmıştır [6].

Dünya çölleşme haritası.

Türkiye’de çölleşme

Dünya çölleşme haritasına göre, Türkiye yüksek ve çok yüksek riskli ülke durumundadır. Çölün bulunmadığı Türkiye’de Konya, Iğdır ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi çölleşme tehlikesi altındadır. Türkiye arazisinin %65’i dikkatli kullanılmadığında çölleşme sorunu oluşabilecek kurak/yarı kurak iklim tesirindedir. Türkiye erozyon ve çölleşme ile en fazla mücadele eden dünyadaki beş ülkeden biridir [4]. İç Anadolu Bölgesi, dünyada çölleşme açısından aşırı/çok hassas alan olarak kabul edilmektedir.

Türkiye BM’nin Çölleşme ile Mücadele sözleşmesini 1994 yılında imzalayıp, 1998 yılında onaylamıştır. Ulusal eylem planı hazırlanmış, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Karapınar kumullarının oluşumu tipik bir çölleşme olayıdır. Daha önce çöl olmayan bir alanda şartların oluşması durumunda çölleşme başlayacağını göstermektedir. Bu alandaki çölleşme Türkiye’nin kurak alanlarının çölleşmeye karşı hassasiyetini teyit etmiştir. Alan 15 yıl gibi kısa zamanda çöl görünümü almıştır [7]. Çölleşmenin başladığı alanda rüzgâr erozyonuna karşı önlemler alınarak çölleşme durdurulmuştur. Kamış perdeler, otlandırma ve ağaçlandırma çalışması yapılmıştır. Ağaç çeşidi olarak iklime uygun akasya, iğde, dişbudak, akçaağaç, karaağaç, çam, sedir, badem kullanılmıştır[7]. Karapınar çalışmaları dünyadaki en başarılı 10 projeden biri kabul edilir. Çölleşen arazi yeniden tarım arazisine dönüşmüştür [3].

Kumulların oluşumu ve göçü

Kumlarla kaplı alanların en karakteristik yüzey şekilleri, rüzgârların çökelttiği kum sırtları ve yığınları olan kumullardır. Kumullar rüzgâr bir engelin çevresinden ya da üzerinden eserken oluşur. Bu durum engelin hemen önünde ve arkasında rüzgâr gölgesi diye adlandırılan iki durgun hava zonunun oluşmasına neden olur.

Sıçrayan kum taneleri bu iki rüzgâr gölgesinde çökelirken, birikmeye ve kum yığını oluşturmaya başlar. Bu yığınlar büyürken, kum çökelleri, rüzgârın hızını, taşıdığı kumları çökeltmeye zorlayacak şekilde azaltan büyük rüzgâr setlerine dönüşür [1]. Çoğu kumulların yandan asimetrik bir görünümü vardır. Egemen rüzgâr yönündeki yamaç az eğimli; gittiği yöndeki yamaç ise daha diktir.

Kum taneleri az eğimli yamaç üzerine sıçramayla hareket eder ve kuru kum tanesinin üzerinde dengede durabildiği açı olan yataydan itibaren 300-340 arasında bir açı oluşturan rüzgârın gidiş yönündeki yamaçta ise birikirler. Bu açı kum birikimiyle artarsa, yamaç yıkılır ve kumlar rüzgârın gidiş yönüne doğru kayalar ve yamacın tabanında kalırlar [1]. Kumlar bir kumulun rüzgârın geliş yönündeki yamacından taşındığı ve dönemsel olarak rüzgârın gidiş yönündeki yamacından da aşağıya doğru kaydığı için, kumul yavaş yavaş ana rüzgâr yönünde göç eder.

Jeolojik kayıtlarda iyi korunduğu zaman kumullar jeologlara, rüzgârın, eski ana esinti yönlerini belirlemede yardımcı olur [1].

Kumul tespit çalışmaları

Kumul hareketleri, tarım alanlarını, gölleri ve yerleşim yerlerini tehdit eden bir erozyon olması nedeniyle mücadele çalışmalarını gerektirmektedir.

Hareket halindeki kumullarda zemini oluşturan kum tabakası sürekli hareket halinde olduğundan bu hareketli zemin sabit duruma getirilmeden alınacak önlemlerin kumulun hareketini engellemesi çok güçtür.

Hareketli kumulların duyarlılığı ve çevreye verdikleri zararların engellenmesinde birbirini izleyen ve tamamlayan bir takım çalışmaların yapılması gerekmektedir. Egemen rüzgâr yönünden yapılacak ilk müdahale kumul ıslahının ilk aşamasıdır. Çalışmalar, kumul oluşumunu sağlayan kaynaktan başlayıp iç kısımlara doğru genişletilmelidir [10].


Türkiye kumul alanları haritası

Türkiye, Avrupa’nın en fazla kumula sahip ülkesidir. Türkiye’nin %0,6’sı kumullarla kaplı olup, en fazla kumul 21.611 hektar ile Akdeniz Bölgesi’nde bulunmaktadır [10].

Türkiye kumul alanları haritası [9].

Önlemler

  • Günümüzde çevreyi gözetmeden yapılan madencilik faaliyetlerinin kontrol altına alınması ya da durdurulması gerekiyor,
  • Bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırma çalışmalarının yapılması,
  • Su kaynaklarının korunması,
  • Mera ve otlakların aşırı otlatmaya karşı korunması,
  • Doğal kaynakların israf edilmeden kullanılması,
  • Bilimsel ölçütlere göre arazi kullanım planlarının yapılması,
  • Bölge şartlarına uygun tarım ürünlerinin tercih edilmesi,
  • Aşırı ve yanlış sulamanın önüne geçilerek damla sulama gibi yöntemlerin tercih edilmesi
  • Çölleşme ile mücadelede yerel halkın sürece dâhil edilmesi gerekiyor.

İklimsel değişimler, kuraklık süreçleriyle birlikte insanın tabiattaki toprak-su-bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki özellikle orman alanlarının yok edilmesi, barajlar, madencilik faaliyetleri, tarımsal alanların genişletilmesi gibi müdahaleleri sonucu Türkiye’de erozyon hızlanmakta ve beraberinde çölleşme tehlikesi de giderek artmaktadır. Önlemler alınmazsa yaşam alanları ve insanlar zarar görecektir.

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar

Kaynaklar

Eşref Atabey. 2021. İklimsel ve Biyolojik Tehlikeler. Doğa ve Antropojenik Tehlikeler-2, Sarmal Kitabevi. 231s. 1.Baskı, Mayıs 2021. İstanbul. ISBN 978-625-7647-41-0

[1] Monroe, J. S. ve Wicander, R. 2004. Physical Geology (Fiziksel Jeoloji Yeryuvarı’nın Araştırılması; Türkçe baskıya hazırlayanlar. Kadir Dirik ve Mehmet Şener). TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Çeviri Serisi No:1, 642s.

[2] Atabey, E. 2018. Suyun Hikayesi. 615s. Asi Kitap: 65, Araştırma: 45,1.Baskı Şubat 2018. ISBN: 978-605-9331-87-6.

[3] “Çölleşmeyle Mücadele”. tema.org.tr. 5 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Eylül 2015.

[4] “Çölleşme Nedir?”. cem.gov.tr. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Eylül 2015.

[5] Çölleşme ile mücadele ulusal strateji belgesi. 14 Haziran 2016, tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Eylül 2015.

[6] Tümertekin, E. ve Özgüç, N. Beşeri Coğrafya (1997).

[7] Barçın, A. “Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ve Türkiye’de Örnek Uygulama “Konya Karapınar””. Uluslararası Ekonomik Sorunlar Dergisi. mfa.gov.tr. 21 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2015.

[8]http://www.cem.gov.tr/erozyon/AnaSayfa/Erozyonyeni/Genel_Bilgi/kumul_tespit_calismalari/turkiye_kumul_alanlari_harita.aspx?sflang=tr

Birleşmiş Milletler. Çölleşmeyle mücadele eylem planı.

Eşref ATABEY

Son Haberler