Madencilik faaliyetlerinin iklime etkisi

İklim değişikliği yazı dizisi-7

Makalenin başlığına bakarak, “madencilik faaliyetlerinin iklime etkisi nasıl olabilir?” diye bir soru akla gelebilir, ilişkilendirilmede biraz zorlama olduğu düşünülebilir… Fakat sorunun cevabı; evet, madencilik faaliyetlerinin iklimle doğrudan ilişkisi bulunmaktadır.

Günümüzde madencilik faaliyetleriyle binlerce hektar alanda oksijen üreten, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeni olan karbondioksiti emen ormanlar yok edilmekte, kara yüzeyi adeta süpürülmekte, toprak ve bitki örtüsü kaldırılmakta, çıplak kalan alanlarda erozyon hızlanmakta, çölleşme olmakta, su kaynakları kurumakta ya da kirlenmekte, fauna ve flora zarar görmektedir.

Mermer ve taşocakları, madencilik faaliyetleriyle, karbondioksit emilimini sağlayan ağaçlar ve orman örtüsü yok edildiğinden, bu durumun yöre ikliminde bir takım değişikliğe yol açabileceği ve dolayısıyla iklim değişikliği nedenlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya üzerindeki karbondioksit derişimi %70 kömür, gaz, petrol yakıtlarından, bir kısmı da orman kaybına yol açtığı için madencilik faaliyetlerinden kaynaklandığını belirtebiliriz. Atmosferdeki karbondioksit derişimi arttığı zaman havayolu ile gelişen hastalıklarda artmaktadır. Termik santrallar, sera gazlarının %20’sinden sorumludur. Her yıl atmosfere 16.000 km3 kömür yakılmasından karbondioksit boşaltılmaktadır. Karbondioksit yükselmesinin nedeni dörtte üç oranında fosil yakıtların kullanılması, dörtte bir oranında ise orman tahribidir.  

Günümüzde orman tahribi de en fazla madencilik faaliyetleriyle olmaktadır. Madencilik faaliyetleriyle orman kaybı yüzünden karbondioksit emilimi de azalmakta ve dolayısıyla sera etkisine katkısı olmaktadır. Sera etkisi nedir, açıklayım.

Sera etkisi ve küresel ısınma

Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından ziyade, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması, yerkürede ısınmayı büyük oranda artırır.

Kızılötesi ışınların bir kısmı atmosferden geçer; bir kısmı sera gazlarının molekülleri tarafından emilir, bir kısmı saçılır. Bu etkileşimler dünya yüzeyinin ve atmosferin alt kısımlarının ısınmasına neden olur. Güneş enerjisi yansımaları, dünyanın yörüngesi, atmosferik bileşenler, karbon dioksit ve metan gibi sera gazları, volkanik küller, bulut örtüsü faktörleri iklim değişikliğine neden olmaktadır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği başlıca atmosfere salınan sera gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir.

Madencilik faaliyetleriyle ormanların tahribi ve bu tahribatın iklime etkisi

İklim değişikliği, insani fosil yakıtlar tüketimi, endüstriyel ve tarımsal gibi faaliyetlerinin sonucu olarak atmosferdeki miktarı ve yoğunluğu artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleridir. Bu iklim değişiklikleri kuraklık, çölleşme, yağışlardaki dengesizlik ve sapmalar, su baskınları, tayfun, fırtına, hortum gibi meteorolojik olaylarda artışlar ile kendini gösterir.

Paris Anlaşması’na göre, küresel ısınma en fazla 2°C olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmak için birçok faaliyet arasında en önemlileri arasında fosil yakıt kullanımının bırakılmasıdır.

Karbondioksit yükselmesinin nedeni dörtte üç oranında fosil yakıtların kullanılması, dörtte bir oranında ise orman tahribinden kaynaklandığını belirtmiştim. Günümüzde orman tahribi de en fazla madencilik faaliyetleriyle olmaktadır. Bunun nasıl olduğunu açıklamaya çalışayım.

Türkiye’de maden ruhsatı sayısı 4 Nisan 2022 tarihine göre 14.871 adettir. Bunun 9.779 adedi işletme, 5.092 adedi arama ruhsatıdır. 2020 yılına göre Türkiye’de maden arama dâhil ruhsat sahaları toplamı 7.709.205 hektar olarak açıklanmıştır. Bu kadar geniş bir alanda orman ve bitki örtüsünün yok edileceğini söyleyebiliriz.

Maden Müracaatları,

I (b) Grubu madenlerde 50 hektarı,

II. Grup madenlerde 100 hektarı,

III. Grup madenlerde 500 hektarı,

IV. Grup madenlerde 2000 hektarı,

V. Grup madenlerde ise 1000 hektarı geçmeyecek şekilde yapılmaktadır.

ÇED sürecinde olanlarla, daha önce faaliyetleri devam edenler ve terk edilen ocakları düşündüğümüzde Türkiye genelinde madencilik faaliyeti sonucunda binlerce hektar alanın orman örtüsü ortadan kaldırılmıştır; kaldırılmaya da devam edilmektedir.

Ağaçlar, dünyanın ciğerleri olarak bilinir. Karbondioksitin depolanmasında ve oksijen üretiminde, toprağı dengelemede ve hava sıcaklığını, nemi ve taşkınları azaltmada kilit rol oynarlar. Ağaçlar, oksijen üretirken, liflerinde karbondioksit depolayarak havayı temizler. Karbondioksitin sera etkisini azaltarak iklim değişikliğine olumlu etki yapar.

Bitkiler ve okyanus birlikte, her yıl insanlar tarafından yayılan 40 milyar ton karbondioksit kirliliğinin yaklaşık yarısına eşit miktarda karbondioksit emer. Bazı madencilik faaliyetleri, mermer ve taş ocaklarıyla yer altı suyunun da kaynağını oluşturan ve aynı zamanda karbondioksitin emilmesini sağlayan orman ortadan kaldırılmakta, ekolojik denge bozulmaktadır.

Kaz Dağları altın madeni için 13.000 adet ağaç kesildiği belirtilmektedir (Foto: Çanakkale Belediyesi).

Muğla çimento fabrikası tesis alanı için kaldırılan orman alanı.

Bir ağaç, gezegenimizdeki tüm canlılar için temel bir yaşam sağlama yeteneğine ve soluduğumuz havayı daha sağlıklı hale getiren karbondioksit gibi zararlı gazları giderme gücüne sahiptir. Fotosentez sürecinde yapraklar karbondioksit ve suyu çeker ve güneş enerjisini kullanarak, ağacı besleyen glikoza dönüştürür.

Ağaçlar, karbondioksit ve sudan glikoz yapmak için güneş ışığından enerji kullandıklarında oksijeni serbest bırakırlar. Büyük bir ağacın, 4 kişiye kadar bir günlük oksijen sağlayabileceği belirtilmektedir. Bir dönüm ağaç yılda ortalama 42 bin km giden bir arabanın ürettiği karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksit tüketir. Aynı dönüm ağaç aynı zamanda 18 kişinin bir yıl boyunca nefes almasına yetecek kadar oksijen üretir.

Ağaçlar gündüz saatlerinde fotosentez yapar. Geceleri oksijeni kullanır ve karbondioksiti serbest bırakırlar. Karbon emme kapasitesi değişebilse de, genel olarak bir ağacın yılda yaklaşık 167 kilogram karbondioksit veya altı olgun ağaç için yılda 1 ton karbondioksit depolayabileceği kabul edilir.

En çok karbondioksit emen ağaç türleri

Bir ağacın tutabileceği karbondioksit miktarına karbon tutma denir. Bu karbondioksiti gövdelerinde, dallarında, yapraklarında ve köklerinde depolayarak hapsederler; karbondioksit emilimi için en iyi ağaçların büyük gövdeleri ve yoğun odunları olacaktır. En verimli karbondioksit emici ağaçlar çam, meşe, servi, manolya ve çobanpüskülüdür. Meşe ağaçları, geniş dallara ve yoğun ahşaba sahip olup, büyük oranda karbondioksit emer. Çok fazla karbondioksit emen iğne yapraklı ağaçlardan çam cinsleri, karaçam, kızılçam, ladin, köknar, sedir, servi, mazı, ardıç, dünyadaki birçok ormanın bir parçasıdır. At kestanesi, ceviz, sığla ağacı büyük miktarda karbondioksit tutarlar.

En çok oksijen üreten ağaç türleri

Bir hektar geniş yapraklı orman yılda 16 ton oksijen üretmektedir. En çok oksijen üreten ve karbondioksit emen geniş yapraklı ağaçlar, akçaağaç, çınar, dişbudak, gürgen, ıhlamur, kavak, kayın, kestane, kızılağaç ve okaliptustur. Bir hektar iğne yapraklı orman yılda 30 ton oksijen üretmektedir. İğne yapraklı en çok oksijen üreten ve karbondioksit emen ağaçlar; ardıç, çam, köknar, ladin, mazı, sedir ve servi ağacıdır.

Türkiye’de en çok oksijen üreten ve karbondioksit emen geniş yapraklı ağaçların Karadeniz kuşağında, iğne yapraklı ağaçların da Akdeniz kuşağı Toroslar’da bulunduğu düşünülürse, bu bölgelerde yapılacak madencilik faaliyetleri, mermer ve taş ocaklarıyla sedir, köknar, çam, ardıç, ladin ormanlarının yok edilmesi, aynı zamanda oksijen üretiminin de büyük oranda azalacağı ve yaşamımızın da tehlikeye gireceği, karbondioksiti emen ormanlar olmayınca sera etkisinin artacağı anlamına gelmektedir.

Burdur-Karamanlı-Yeşilova arasında ve Yarışlı Gölü çevresindeki mermer ocakları yöreyi giderek çölleştirmektedir.

Karamanlı ve Yarışlı Gölü arasında faaliyet gösteren mermer ocakları.

Yarışlı Gölü kenarında açılmış mermer ocakları ve yığılmış pasa dağları.

Mermer ve taşocakları, madencilik faaliyetleriyle, karbondioksit emilimini sağlayan ağaçlar ve orman örtüsü yok edildiğinden, bu durumun yöre ikliminde bir takım değişikliğe yol açabileceği ve dolayısıyla iklim değişikliği nedenlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi  / Tıbbi Jeoloji Uzmanı  / Yazar

Kaynaklar

Eşref Atabey. 2021. İklimsel ve Biyolojik Tehlikeler. Doğa ve Antropojenik Tehlikeler-2, Sarmal Kitabevi. 231s. 1.Baskı, Mayıs 2021. İstanbul. ISBN 978-625-7647-41-0

Eşref Atabey. 2021. Su Damlası. 1.Baskı, Haziran 2021.228s. ISBN 978-625-7647-502

Eşref Atabey. 2018. Suyun Hikayesi. 615s. ISBN: 978-605-9331-87-6 Asi Kitap. İstanbul.

Ali Demirsoy. 2019. 2035 Sonun Başlangıcı. 179s. Asi Kitabevi. İstanbul.

IPCC. 2022. Summary for Policymakers. In: Climate Change 2022: Impacts, Adaptation and Vulnerability. Contribution of Working Group II to the Sixth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate Change [Ed. Hans-O. Pörtner, et al.)WWAP UNESCO Türkeş, M. 2008. Küresel iklim değişikliği nedir? Temel kavramlar, nedenleri, gözlenen ve öngörülen değişiklikler. İklim Değişikliği ve Çevre, 1, 26-37.World Water Assessment Programme, 2019

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/kaz-daglarindaki-maden-sahasi-bakanlikta-6400943/

https://www.haber48.com.tr/mentese/mentese-de-cimento-fabrikasi-yapilmasi-planlanan-alan-goruntulendi-h52861.html

Eşref ATABEY

Son Haberler