Ana Sayfa YaşamSANAT MEKANLARI Fırat ve Dicle arasından yansımalar; ‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’

Fırat ve Dicle arasından yansımalar; ‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’

Yazar: Mehlika Bilgutay CETIN

Ara Güler Müzesi ve Leica Galeri İstanbul önemli bir sergi için ilk kez bir araya geldi. Proje kapsamında, İstanbul, New York ve Urfa ekseninde çalışmalarını sürdüren sanatçı Sinem Dişli’nin ‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’ isimli sergisi Ara Güler Müzesi ve Leica Galeri İstanbul’da aynı anda sanatseverlere kapılarını açıyor. Sergide sanatçı Sinem Dişli tarafından üretilen fotoğraf, video, resim ve enstalasyonlarının yanı sıra Ara Güler’in Göbekli Tepe fotoğrafları sanatseverlerle buluşacak.

Son yıllarda özellikle fotoğraf üretimiyle uluslararası başarılar elde eden ve 2007’den bu yana Göbekli Tepe ve çevresinde çalışmalar yürüten Sinem Dişli’nin, ‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’ isimli sergisi Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Leica Galeri İstanbul’un destekleriyle Yapı Kredi Bomontiada’da kapılarını sanatseverlere 17 Eylül’de (bugün) açıyor.

Göbekli Tepe... Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, avcı-toplayıcıların kalker, bazalt ve çakmaktaşına şekil vererek yaklaşık 12 bin yıl önce inşa ettiği devasa yapı

16. İstanbul Bienali’ne paralel düzenlenen serginin ana odağını Şanlıurfa’da yer alan ve bilinen en eski tapınak olan Göbekli Tepe Arkeolojik Alanı oluşturuyor. Ara Güler Müzesi bu sergi kapsamında ilk kez genç bir sanatçıya kapılarını açıyor. Sergide Sinem Dişli’nin fotoğraf, video, resim ve enstalasyonları sanatseverler ile buluşuyor. Sanatçı, bu uzun dönemli projesinde ‘su ve taş üzerinden tarih okuması’ yaparken arkeoloji, jeoloji ve coğrafya gibi bilimlerden yararlanıyor. Belgeselle kurguyu harmanlayarak, bölgenin mitolojisine uygun sembollerle yaşam ve tarih döngüsünü, insanın kendine biçtiği rolleri sorguluyor. Urfa, İstanbul, New York arasında yaşayan sanatçı farklı medyumlar kullanarak evrensel dil olan sanat üzerinden ortak tarihimizi anlatıyor.

Ara Güler Müzesi, bu sergide, eş zamanlı olarak ustanın Göbekli Tepe fotoğraflarını ilk kez izleyici ile buluşturuyor.

En uzak tarihe en yakından bakan sergi

‘Oyuklar ve Höyükler: Göbekli Tepe’ye Bir Bakış’ sergisiyle aynı adı taşıyan sanatçı kitabı da okuyucularla buluşuyor. Ara Güler Müzesi tarafından hazırlanan kitapta Dr.Christopher Lightfoot, Prof.Dr.Wendy M.K.Shaw, Doç.Dr.Ahmet A.Ersoy, İpek Ulusoy Akgül’ün Sinem Dişli’nin işleri üzerine metinleri yer alıyor.

Sol baştan: Sinem Dişli, Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili Hüsnü Akhan, Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç, Leica Galeri İstanbul Direktörü Yasemin Elçi.

Doğuş Grubu’nun Ara Güler ile iş birliği sonucu 2016 yılında hayata geçirdiği Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi /AGAVAM ve Ara Güler Müzesi’nin hedefinin Ara Güler’in çok yönlü sanatçı kimliğini ve ilham veren yaşamını gelecek nesillere aktarmak olduğunu söyleyen Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç, büyük usta Ara Güler’in adına yakışacak projeler üretmeyi ve bunları sanatseverler ile buluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. Saraç, sergiyi şu ifadelerle yorumladı; “Sinem Dişli ile birlikte yaklaşık 11.500 yıl önce Göbekli Tepe’nin ritüel ve yaşam alanlarını inşa eden toplulukların, 1995 yılından bugüne bilimsel kazı çalışmaları gerçekleştirmiş ekiplerin, 1998 yılında kazı ekibini alanda ziyaret eden Ara Güler’in, Leica Galeri İstanbul ve Ara Güler Müzesi’nin ve tüm bunları bugün bir araya getiren Doğuş Grubunun yarattığı telos’tur.”

Leica Galeri İstanbul Direktörü Yasemin Elçi ise, taşla meselesi bitmeyen topraklarda, yer altı ve yer üstünü birleştiren bir fabrikanın yine taş binaları arasında, en uzak tarihe en yakından bakan bir sergi ve bir kitabın, dünyanın bilinen ilk tapınağı olan Göbekli Tepe’yi yaklaşık 12 bin yıl sonra bir çağdaş sanatçının yorumuyla buluşturduğunu dile getirdi.

Taşla meselesi bitmeyen toprakların tarihe işaret eden çıktıları, bu sergide sanatseverlere sunuluyor.

Göbekli Tepe’nin doğup büyüdüğü şehir olan Urfa’da yakın bir geçmişte keşfedildiğini belirten sanatçı Sinem Dişli; “Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, avcı-toplayıcıların kalker, bazalt ve çakmaktaşına şekil vererek yaklaşık 12 bin yıl önce inşa ettiği bu devasa yapının bir ritüel alanı ve gözlemevi olduğu düşünülüyor. Göbekli Tepe, yerleşik düzenin henüz belirmemiş olduğunun düşünüldüğü erken Neolitik dönemde dahi evreni anlama ve onun hareketlerini taklit eden mekanlar üretme arayışının varlığına işaret ederek karmaşık zaman çizelgemizde kritik bir noktaya oturdu. Bulunuşundan bu yana tarımsal, mimari, dini ve yaşamsal pratiklerle ilgili varsayımları çürüterek bilgi akışını ve bilgiye olan yaklaşımımızı dönüştüren bu yapı geleneksel tarih yazımına meydan okuyor. Öte yandan, Göbekli Tepe’ den bugüne uzanan tüm pratiklerimiz, yaşamı kavrayışımızdaki tüm değişiklikler, uzun bir mayalanma döngüsünün sadece birer parçası. Bölgede bugün bulunan gündelik ritüellerin, insan malzeme ilişkisinin mikrokozmosuna daha derinlemesine bakmanın ve onları kadim kökenlerine kadar izlemenin, tarihin yeniden yorumlanmasında ve çevremizle etkileşimimizde yeni yaklaşımlar sağlayacak verimli bir zemin oluşturabileceğini düşünüyorum” dedi.

Söyleşilerin de gerçekleşeceği sergi, 15 Ocak 2020’ye kadar ziyaret edilebilir.

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku