Rüzgâr Enerji Santrallerinin (RES) çevresel etkileri ve Milas-Karpuzlu Beşbüyükdağı RES’i*

Rüzgâr enerjisi; doğal ve tükenmez, fosil enerji kaynaklarındaki gibi çevre kirliliği yaratmayan enerji kaynağı olarak görülmektedir. Rüzgâr türbinlerinin çevresel etkilerini arazi kullanım alanı, gürültü, habitata etkisi, elektromanyetik alan etkisi, görüntü ve estetik etki olarak sıralayabiliriz.  

Arazi kullanımı

Türbinlerin kurulacağı yerlere yolların yapılmasında ve türbin alanında bitki örtüsü ortadan kaldırılmaktadır. Türbinler için belli bir alan kullanılmaktadır. Tek türbin için kullanılan alan 700-1000 m2/MW düzeyinde, RES birim kurulu güç başına toplam alan ihtiyacı 0.1-0.2 km2/MW seviyesinde, türbinlerin kapladığı alan arazinin yaklaşık %1-2’sine karşılık geldiği, geriye kalan alanın tarım ve hayvancılık için kullanılabileceği belirtilmektedir [1, 2].

Gürültü etkisi

Rüzgâr türbinlerinde gürültü sorunu olup,  iki nedenle oluşur. Biri mekanik diğeri aerodinamik nedenledir.

Mekanik gürültü: Dişli sistemi, jeneratör, soğutma fanları gibi sistemlerden kaynaklanır.

Aerodinamik gürültü: Rüzgâr ve kanat etkileşimi nedeniyle oluşan gürültüdür.

Mekanik gürültünün büyük ölçüde önlendiği, aerodinamik gürültü üzerine iyileştirme çalışmaları yapıldığı,  600 kW güç kapasiteli rüzgâr türbininden 200 m uzaklıkta duyulan gürültü seviyesi 46,5 dB iken; 2 MW güç kapasiteli rüzgâr türbininden aynı uzaklıkta duyulan gürültü seviyesi 47 dB olarak belirlenmiştir [3, 2].

Rüzgâr türbinlerinin ürettiği darbeli ses ötesi dalga ve düşük frekanslı gürültü doğrudan uyku bozukluğu ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Rüzgâr türbinlerinin ürettiği darbeli ses ötesi dalgalar ve düşük frekanslı gürültü semptomlara ve duyarlılığa neden olduğu ortaya konulmuştur. Özellikle ses ötesi dalgaların kapalı cam ve duvarlardan geçtiğini, hatta odaların içinde yankılanarak daha da şiddetli bir etki yarattığını ortaya konulmuştur [4].

Tepelere kurulan rüzgâr türbinlerinin ürettiği ses ötesi dalgalar çok daha uzak mesafelere ulaşmaktadır. Mevcut gürültü ölçümleri yerine evlerin içinde tam spektrum ölçüm yapılması gerekiyor. Düşük frekanslı gürültüyü ve ses ötesi dalgaları ölçmeyen A ağırlıklı Ses Düzeyi (dBA) ölçümlerinin uygun olmadığı belirtilmektedir [5].

Gürültüden kaynaklı Rüzgâr Türbini Sendromu, insanların evlerini terk etmelerine neden olacak kadar ciddi semptomlara yol açmaktadır. Yapılan araştırmada güvenli mesafenin en az 2 kilometre olacağını göstermektedir [6]. Rüzgâr türbini gürültü kaynağı kanadın ucu değil, ucuna yakın bir bölgedir.

Hava kirliliğine etkisi

Kömür, petrol, doğal gaz en fazla elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaktadır. Bu fosil yakıtlar karbon dioksit, kükürt dioksit ve azot oksitler yayarlar. RES’ler bu bakımdan avantajlı görünmektedirler. Rüzgâr türbininden 1 kWh’lik elektrik enerjisi üretimiyle salınımı en fazla önlenen emisyonlar sırasıyla; kükürt dioksit 7.1 gr, azot oksit 2.8 gr, karbonmonoksit 0.9 gr, karbondioksit 0.7 gr ve partikül madde 0.18 gr olduğu ortaya konulmuştur [2].

Habitata Etkisi

Bazı göçmen kuşların davranışlarından RES’lerden olumsuz etkilendikleri saptanmıştır. Bu nedenle RES’ler kurulmadan ve tesis yapıldıktan sonra gözlemin en az iki yıl süreyle yapılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Rüzgâr Elektrik Santrallerinden 48 tanesi önemli kuş göç yollarının olduğu alanlarda bulunmaktadır. Rüzgâr türbinleri pervanelerine takılma ve çarpmayla tehlike altında olan canlılar kuşlardır.  Türbinlerin çalışması sırasında pervanelerine çarpmayla kuş ölümleri olmaktadır.  Ancak, araştırmalar türbin-kuş etkileşiminin çok ciddi boyutlarda olmadığı yönündedir.

Danimarka’da yapılan bir araştırmada, rüzgâr türbinleri sebebiyle yıllık ortalama 20 bin civarında kuş ölümünün gerçekleştiği belirlenmiştir. Ayrıca avlanma sebebiyle 1 buçuk milyon adet, enerji hatlarına çarparak yaklaşık 1 milyon adet, trafikte ise yaklaşık 2 milyon kuşun her yıl öldüğü tespit edilmiştir [8, 2]. Kuş göçleri genellikle 300-1000 m arası yükseklikte yoğun olmakla birlikte daha yükseklerde göç eden kuşlar da vardır. Ama yine de rüzgâr enerji santrallerinin kurulduğu bölgelerin göç yolları üzerinde olmaması en iyi çözüm yolu olarak görülmektedir [8, 2].

Elektromanyetik alan etkisi

Rüzgâr türbinleri, elektromanyetik alan oluşturarak kurulduğu bölgedeki havacılık ve denizcilik haberleşmelerini, radyo ve televizyon yayınlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu etki, rüzgâr türbinlerindeki gövde ve kanatların bir ayna görevi görmesinden kaynaklanmaktadır. Alıcıdan gelen sinyaller yansıtılmakta ve bu sinyaller alıcıya giden sinyalleri doğrudan etkilemektedir [8, 2].

Görüntü ve estetik etki

Görsel etkileri rüzgâr türbinlerindeki gölge titreşimi ve parıltı şeklinde olmaktadır. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında rüzgâr türbinlerinin dönmekte olan kanatları gölge oynamasına ve gölge titreşimine sebep olabilir. Benzer şekilde cilalı kanatlara gelen güneş ışığı da etrafa yansıyarak parıltı etkisine neden olabilir [2].

Rüzgâr enerji santrallerinin bal arısı ve arıcılık üzerine olası etkileri

 Rüzgâr santrallerinin bal arılarını olumsuz yönde etkilediği ifade edilmiştir. Bunlardan biri, ABD’de görülen kitlesel bal arısı ölümlerinin rüzgâr santrallerinin en çok artış gösterdiği dönemde başlaması rüzgâr santrallerini gündeme getirmiştir. Böyle bir bağlantı sadece bir varsayım olarak kalmış, söz konusu ölümler daha sonradan Koloni Çöküş Hastalığı ile ilişkilendirilmiştir.

Diğer bir varsayım, rüzgâr türbinleri kanatlarından oluşan; gürültü ve kaçak akımların sebep olduğu kaçak gerilim nedeniyle arıların yönlerini şaşırmaları ve kaybolmaları şeklindedir. Bu varsayım niteliğinde kalan bildirimlerde yeni teknolojiler ile yok edilebilmekte veya limitlerin altına indirilebildiği belirtilmektedir [10].

Rüzgâr santralleri rüzgâr ırmakları üzerine ve yüksek yerlere kurulduğundan böyle yerlerin arı yaşam alanları olmadığı, dolayısıyla, arıların etkilenmeyeceği, türbinler arıların uçuş güzergâhı üzerinde olsalar bile, arıların uçuş yükseklikleri türbin kanatlarına çarpacak yüksekliğin çok altında olduğu belirtilmektedir [10].

RES’lere bir örnek olarak Milas ve Karpuzlu Beşbüyük Dağı RES’den bahsedebiliriz.

Muğla-Aydın, Milas Ve Karpuzlu ilçeleri Beşbüyük Dağı Rüzgâr Enerji Santrali

Muğla Milas’a bağlı Sakarkaya bölgesinden başlayarak, Anadolu Geçidi, Kayabükü, Narhisar, Konak, Ketendere köy arazilerinde ve Aydın Karpuzlu’ya bağlı Kızılcabölük, Yahşiler’den Tekeler’e kadar uzanan 33 kilometrekarelik geniş bir alanda 125 MW kapasiteli 30 adet rüzgâr enerji türbininden oluşacak santral inşaatlarının yapılması düşünülüyor.

Söz konusu proje duyurusu Muğla ve Aydın İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlükleri WEB sayfası ÇED duyuruları kısmı, “ÇED süreci başlayan” projeler kategorisinde 11.4.2022 tarihinde ilan edilmiştir.

Proje:

ÇED başvuru: 6.4.2022

Kurulu gücü: 126 MWm/125 MWe

Türbin sayısı: Her biri 4,2 MWm/4,1667 MWe kurulu gücünde olmak üzere 30 adet

Toplam santral sahası alanı:  32.76 km2=3276 ha)

Milas’a mesafesi: Kuş uçuşu yaklaşık 15,52 km

Karpuzlu’ya mesafesi: Kuş uçuşu yaklaşık 7 km

Proje ömrü: 49 yıl

İnşaat süresi: 46 ay

İnşaat montaj aşamasında çalışacak eleman: 110 kişi

İşletme aşamasında çalışacak eleman: 12 kişi

RES santral sahası: Orman, kayalık taşlık, tarım alanı

Proje sahasının tamamı: Tabiat parkı/tabiat koruma alanı kullanımında yer almaktadır.

Orman kesimi: Orman ön izni ve orman kesin izni alınacaktır.

Yerleşim yerine en yakın türbin: Bölüklerharımı yerleşimine 1479,18 metre mesafede

Proje kapsamında gürültü seviyesi: 104 dBA [11].

Proje alanı uydu fotoğrafındaki konumu.
Düzenleme: Bahattin Sürücü.
Proje alanı topoğrafik haritadaki konumu [11].

Rüzgâr türbinlerinin çevresel etkilerini arazi kullanım alanı, gürültü, habitata etkisi, elektromanyetik alan etkisi, görüntü ve estetik etki olarak sıralayabiliriz. 

Projenin toplam santral sahası alanı: 32.76 km2=3276 ha, yerleşim yerine en yakın türbin: Bölüklerharımı yerleşimine 1479,18 metre mesafede ve proje kapsamında gürültü seviyesi: 104 dBA olduğu görülüyor.

Tüm sırt boyunca türbin bağlantı yolları yapılacağından, bu da doğada tahribata, orman örtüsünün ortadan kaldırılmasına yol açacaktır.

Dikkati çeken bir husus, PTD birinci sayfasında proje sahasının tamamı: Tabiat parkı/tabiat koruma alanı kullanımında yer almaktadır denilmiş. Bu ifade sehven mi yer almakta yoksa gerçekten böyle midir? Eğer böyleyse alana RES yapılmaması gerekiyor.

Proje alanında jeolojik olarak metagranit, gnays kayaları bulunur. Alan içinde antik yollar, mağaralar, kaleler ve kaya resimleri bulunmaktadır. Suratkaya’da bulunan Hitit Yazıtları, kaleler, kaya resimleri, savunma yapıları, antik yerleşim alanları gibi pek çok kültür varlığı bulunmaktadır. Bölgenin koruma altına alınması için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapıldığı belirtilmektedir 12].

Latmos Dağları’nın doğal peyzajının en güzel olduğu, hareketli bir yaban hayatının devam ettiği, yoğun ormanlık alanların bulunduğu, bitki çeşitliliği açısından endemik cıclamen mirable başta olmak üzere yüzlerce bitki çeşidinin bulunduğu, ilginç şekilli kayalarıyla potansiyel bir jeoturizm ve ekoturizm alanıdır [13]. Bölge halkının en önemli geçim kaynakları olan fıstık çamı, arıcılık, zeytincilik ve hayvancılık zarar görebilir.

Önlemler

  1. Rüzgâr enerji santrali kurulacak alanda ön değerlendirme yapılırken; arazinin kuşların göç yollarında, sit alanlarında ve milli parklarda olmamasına dikkat edilmelidir.
  2. Gürültüden etkilenilmemesi için rüzgâr türbinlerinin yerleşim yerlerinden en az 2000 m uzakta kurulması gerekir.
  3. Rüzgâr türbinleri kurulduğu alanda kanatların hareketi radyo, TV ve haberleşme sinyallerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bunu önlemek amacıyla türbin kanatları fiberglas veya kompozit malzemeden üretilmelidir  [2].
  4. Parıltı etkisi oluşturmaması için kanatların yüzeyinin açık mat gri renkte olması, görüntü etkisi açısından da boru tipi kulelerin tercih edilmelidir [2].
  5. Türbinler kurulmadan önce yöre halkı, faaliyetin tanımı ve önemi, bölgenin seçilme nedenleri, çevresel açıdan alınacak önlemler konularda bilgilendirilmeli, görüş ve önerileri, halkın onayı yani sosyal onay alınmalıdır. Ayrıca ÇED raporunun hazırlanması sırasında söz konusu öneriler değerlendirilmelidir.

*Bilgilendirme amaçlı hazırlanmış derleme yazıdır.

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar

Kaynaklar

[1] Karadeli, S.2001. Rüzgâr Enerjisi, Elektrik Enerjisi Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, Ankara, s. 1-38.

[2] M. C. Şenel ve E. Koç, 2017. Rüzgâr Türbinlerinde Çevresel Etkilerin Değerlendirilmesi. Rüzgâr Enerjisi, 10-14.

[3] Doğanlı, M.2010. Rüzgâr Türbini Gürültüsü, Sağlık Etkileri ve düzenleme önerileri, Novosim Mühendislik.

[4] cdn.knightlab.com

[5] Jean-Louis Butré European Platform Against Wind Farms (EPAW) (epaw.org)

[6] Obert M. May, windturbinesyndrome.com

[7] cesmeplatformu.org/ruzgar-turbini-gurultusu-hakkinda-acik-mektup-ve-acil-eylem-cagrisi/

[8] Özkaya M. G.2008. Variyenli H. İ., Ucar, S., Rüzgar Enerjisinden Elektrik Enerjisi Üretimi ve Kayseri İli İçin Çevresel Etkilerinin Değerlendirilmesi, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Dergisi, cilt 29, sayı 1, s.1-20.

[9] ruzgarenerjisi.com.tr/10-4-ruzgar-enerji-santrallerinde-yaban-hayati-ve-ornitoloji-kus-etkilesimi/

[10] ruzgarenerjisi.com.tr/bolum-10-ruzgar-enerji-santrallerinin-cevresel-etkileri/

[11].EN 2 Rüzgâr Enerjisi Yatırım A. Ş.ÇED başvuru dosyası-6.4.2022

[12] Bahattin Sürücü-https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/besparmak-daglarina-kurulmak-istenen-ruzgar-santrali-cevreyi-tehdit-ediyor-

[13] Bahattin Sürücü-Ekodosd

Eşref ATABEY

Son Haberler