Ana Sayfa RÖPORTAJ Süs bitkileri sektörü Ar-Ge ile dışa bağımlılığı azaltacak

Süs bitkileri sektörü Ar-Ge ile dışa bağımlılığı azaltacak

Yazar: Selma ALTIN

Türkiye, yüzde 35,6’lük endemizm oranı ile endemik tür çeşitliliği açısından Avrupa’nın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Ülkemiz, Avrupa kıtasındaki tüm bitki türleri ile neredeyse eşit sayıda bitki türüne tek başına sahip… Fakat ne yazık ki bu biyoçeşitlilik zenginliği ticari anlamda Türkiye’yi kalkındırmıyor. Son yıllarda kentsel yapılaşmayla birlikte artan peyzaj çalışmaları, Türkiye’nin biyoçeşitliliğinden yararlanmak şöyle dursun, gıda sektöründe yaşananın benzeri, ithalat oranıyla insanı şaşkına çeviriyor ve yaralıyor.

Geçtiğimiz günlerde, bu durumu tersine çevirebilecek bir gelişme yaşandı. Yüksek ithalat oranına sahip Türkiye süs bitkileri sektöründe, yoğun emek sarf edilmiş bu proje ile umutlar tazelendi… Projeyle, Türkiye’de doğal olarak yetişen bitkilerin, peyzaj çalışmalarında süs bitkisi olarak kullanılması amaçlanmıştı. Bunun anlamı şu; Türkiye, kendi kaynaklarından ‘değer’ yaratabilecek…

Ali Nihat Gökyiğit Vakfı ve Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde yürütülen bu proje; “Türkiye’de Doğal Yayılış Gösteren Bazı Pelemir Adaçayı ve Karanfil Taksonlarının Dış Mekân Süs Bitkisi Olarak Kullanımlarına Yönelik Çeşit Geliştirme Çalışmaları” başlığını taşıyor.

NGBB tarafından yürütülen proje ile, Türkiye’de doğal olarak yetişen bitkilerin, peyzaj çalışmalarında süs bitkisi olarak kullanılması amaçlanıyor.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi /NGBB, 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Gökyiğit adına hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş ve başlangıçta ‘hatıra parkı’ amacına yönelik bir bitkilendirme ve ağaçlandırma planı uygulanmış. Önce yol inşaatı nedeniyle yapısı aşırı derecede bozulmuş, toprak ıslah edilmiş. Sonra 46 hektarlık park alanına takriben 50.000 ağaç ve çalı dikilmiş. Daha sonra amaç değiştirilerek, bir botanik bahçesi olma yolunda çalışmalara başlanarak 2002 yılında halkın ziyaretine açılmış ve 2003 yılında adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiş.

İstanbul’un Anadolu yakasında, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla, Anadolu otoyolunun -Ankara- birleştiği kavşakta bulunuyor. Bahçe, kavşaktaki anayollar ile bağlantı yolları arasındaki adalar üzerinde kurulu ve sekiz adadan oluşuyor. Alan, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ANG Vakfı arasındaki bir protokolle bu hizmete tahsis edilmiş. Şu an NGBB, İstanbullular için bir nefes alma noktası olmasının yanı sıra, bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi konumunda.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Bilim Bölümü Sorumlusu Burçin Çıngay, bu proje için çok emek sarf edenlerden… Hevesi ve heyecanı tüm ekibe yansıyor. Çıngay’a proje çalışmalarını ve süs bitkisi sektörünü sorduk.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Bilim Bölümü Sorumlusu Burçin Çıngay. 

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin kuruluş amacı ve öngörüsü nedir? Buradaki çalışmalarınız içeriği ve kapsamı nedir?

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ni Babil’in Asma Bahçeleri kadar ünlü yapmayı amaçlıyoruz. Merhume Nezahat Gökyiğit’in hatırasına, İstanbul halkının yararlanacağı, çevre korumada önemi olan, güzel, eğitsel bir bahçe, yeşil bir akciğer oluşturan NGBB’nin dünyadaki canlılığın devamının gerçek ve tek garantisi olan bitkilerin önemi ve değeri hakkında toplumun bilgisini arttırmasını amaçlıyoruz.

Dünya bitki hayatı ve Türkiye’nin zengin bitki örtüsü hakkında, bilimsel araştırmaları ve eğitimi, iyi belgelenmiş koleksiyonlar oluşturarak teşvik etmek ve bir bitki danışma merkezi oluşturmak da görevlerimiz arasında… Ayrıca, dünyadaki biyolojik çeşitliliği, endemik, ender ve tehdit altındaki bitkileri koruyarak desteklemek ve ekonomik, faydalı bitkilerle insanlar arasındaki bağlantı ve ilişkileri araştırmak, sergilemek, bu konudaki biriktirilmiş kültür mirasını korumak ve yaymayı hedefliyoruz. Gittikçe artan bir tehdit oluşturan susuzluğa dayanıklı bitkileri sergilemek, dünyadaki erozyon ve çölleşmeyle mücadeleye yardım etmek için çalışıyoruz.

Görevimizi, NGBB’nin alt ve üst yapısını geliştirerek, görsel cazibesini arttırmak amacıyla yapılandırıyoruz. Bitki sistematiği, botanik, tarım, ekoloji, çevre, peyzaj ve bahçe bilimleri araştırma faaliyetlerini arttırmak ve geliştirmek amacıyla çalışıyoruz. Dünyanın diğer bölgeleri ile Türkiye’nin doğal bitkilerinin canlı koleksiyonlarını oluşturmak, sergilemek, tehdit altındaki endemik, doğal veya kültür bitkilerini korumak görevlerimiz arasında yer alıyor. Doğa ve çevrenin tanıtımı, korunması, bitkiler alemi, Türkiye ile dünyanın biyolojik/bitki çeşitliliği konularında kamuoyunun, kurumların bilgisini, ilgisini ve bilincini arttırmayı amaçlıyoruz. Başvuru kütüphanesi ve herbaryuma yönelik faaliyetleri geliştirmek, tanıma, sınıflandırma ve etiketleme ile bir arada bitki kütüğü oluşturmak da yine görevlerimiz arasında yer alıyor.

Projenizin amacını ve bu projenin sağlayacağı katkıyı değerlendirir misiniz?

Türkiye yüzde 35,6’lük endemizm oranı ile endemik tür çeşitliliği açısından Avrupa’nın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin zengin florasındaki süs bitkisi potansiyeline sahip mevcut doğal bitkilere yönelmek ve bunları değerlendirmek doğru bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. ANG Vakfı ve TAGEM, Avrupa kıtasındaki tüm bitki türleri ile neredeyse eşit sayıda bitki türüne tek başına sahip olan Türkiye’de, doğal olarak yetişen bitkilerin peyzaj çalışmalarında süs bitkisi olarak kullanılması için Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde yeni bir projeye başladı. ANG Vakfı İktisadi İşletmesi tarafından yürütülen, Tarım ve Orman Bakanlığı 2017 Yılı Araştırma Geliştirme Destek Programı kapsamında TAGEM tarafından desteklenen bu proje, peyzajda doğal türler ve bunlardan elde edilecek çeşitlerin kullanılmasını ve ithalatın azaltılması ile ekonomiye katkı sağlamayı amaçlıyor.

Proje ile; doğal türlerin doğadan toplanıp, yetiştirilmesinde yirmi yıllık tecrübesi bulunan NGBB’de, ülkemizde dış mekân süs bitkisi olmaya aday pelemir, adaçayı ve karanfil taksonlarından çeşitlerin üretim materyali olarak sektöre kazandırılması amaçlanıyor. Özellikle dış mekân süs bitkilerinde tüketicinin taleplerinin yoğunlaştığı, floramızda süs bitkisi olma potansiyeli yüksek olan, NGGB ve BATEM’de daha önce yetiştirme denemeleri yapılmış, karanfil, adaçayı ve pelemir taksonları seçildi. Bu projeden elde edilecek verilerle yerli üretimde bu bitkilerin kullanımının özendirilmesi hedefleniyor. NGBB aynı zamanda bu bitki çeşitlerinin tanıtıldığı bir vitrin olacak.

Ekolojik koşullar ve bakım şartlarını zorlamadan, peyzaj kullanımı gereken uygulamalarda Türkiye’nin doğal bitkilerini seçmek ve yetiştiriciliği bu yönde geliştirmek gerekli… Bu projede özellikle farklı coğrafik bölgelerde yetişen dış mekân süs bitkisi adayı olan doğal taksonlar seçildi. Peyzajda doğal türler ve bunlardan elde edilecek çeşitlerin kullanılması, ithalatın azalması yönünden büyük bir ekonomik katkı sağlayacaktır. Bu proje sonucunda elde edilecek çeşitlerle estetik özelliği olan, ilginç ve nadir görünen çevreyle bağlantılı formlar keşfedilecek. Çalışma boyunca doğal bitki taksonlarından yararlanılacağı için su kullanımı, pestisit ve gübre kullanımı daha az olan çeşitler piyasaya sürülebilecek.

Piyasaya sürülecek çeşitlerin gen havuzu, ana vatanı olan gen havuzundan oluşacağı için bitkilerin dayanaklılığı artacak ve daha az iş gücüne gereksinim duyularak yetiştirilmesi sağlanacak.

Ülkemiz için katma değeri çok düşük olan doğal kaynaklarımızın dış mekân süs bitkileri sektörüne ve devamında işlenerek ülke ekonomisine kazandırılmasına yönelik yapılan bu Ar-Ge çalışması ile doğal taksonlarımızın ve gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik adımlar atılacak.

Proje başarı ile sonuçlandırıldığında, süs bitkileri sektörüne alternatif olabilecek peyzaj bitkileri üretimi için seçenekler yaratılırken, ülke ekonomisine de katkıda bulunulmuş olacak.

Biyoçeşitlilik zenginliği bakımından Avrupa’nın birincisiyiz

Ar-Ge için adaçayı ve karanfil bitkilerinin seçilmesinin özel bir nedeni var mı? Süs bitkileri sektörünün Türkiye ekonomisindeki yeri nedir?

Bu proje kapsamında adaçayı ve karanfil bitkilerinin yanı sıra pelemir bitkisi ile de çalışılıyor. Bu üç bitkinin seçilmesinin nedenleri şu şekilde özetleyebiliriz. Türkiye, sahip  olduğu  9996  bitki türü  (11707  takson)  ile dünyada en zengin 22. ülke iken, Avrupa’da ilk sırada. Türkiye’nin bu özelliği, coğrafi faktörlerin çeşitliliğinden kaynaklanıyor. İklim özelliklerinde kısa mesafelerde ortaya çıkan değişiklikler, coğrafik oluşumların morfolojik özelliklerinden kaynaklanan çeşitlilikler, toprak tiplerinin farklılıkları gibi çok sayıda coğrafik faktör, bitki formasyonlarının da farklılaşmasına ve tür çeşitlenmesine yol açmıştır.

Dünya üzerinde kullanılan birçok dış mekân süs bitkisinin ana vatanı ve gen merkezi Anadolu’dur. Floramızda yer alan birçok bitki, Avrupa ve Amerika’daki çoğu ülkede süs bitkisi olarak kullanılıyor. Buna rağmen ülkemizde özellikle yeşil alan uygulamalarında çoğu zaman egzotik bitkilerin kullanımına karşı eğilim oldukça yüksek. Karanfil ve adaçayı bitkileri genellikle halk arasında daha yaygın bilinen bitkiler.

Pelemir bitkisi ise ana vatanı Türkiye kökenli olan ve 2000’li yılların başından itibaren doğala yakın peyzaj uygulamalarında (doğayı taklit eden peyzaj uygulamaları) bitkisi olarak bordür alanlarda kullanılmaya başlandı. Özellikle ticarete konu olmaya başlayan dev pelemir (Cephalaria gigantea) Türkiye’den köken alan ve ülkemizde maalesef hiç tanınmayan bitkilerimizden.

Süs bitkileri genel bir kavram olup, sektörün en yaygın sınıflandırma yaklaşımı olan kullanım amaçlarına göre; kesme çiçek, iç mekân, dış mekân ve doğal çiçek soğanları olmak üzere dört alt sektöre ayrılıyor. Süs bitkilerini, farklı yöntemler kullanarak estetik, fonksiyonel ve ekonomik amaçlarla üretilen, çoğaltılan ve büyütülen bitkiler olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere süs bitkileri, kapsamı ve üretim yelpazesi çok geniş bir sektör.

Türkiye’deki iç ve dış mekan süs bitkileri ithalat ve ihracat değerleri nedir? Bu değerleri nasıl yorumluyorsunuz?

Günümüzde artık gıda kadar önemli bir hâl alan sektörümüz, insan psikolojisinin ve sağlıklı nesiller yetişmesinin de bir parçası… Gelişen sosyo-ekonomik yapıyla birlikte artan çevre bilinci, özellikle son yıllarda ülkemizde süs bitkileri üretiminin taleple orantılı olarak artmasını sağladı. Türkiye süs bitkileri sektörü, dış ticaret dengesinde yıllar itibariyle yaşanan dalgalanmalara rağmen, ülkemizin sahip olduğu uygun iklimsel ve topografik koşullar, zengin bitki biyolojik çeşitliliği, pazar ülkelere yakınlığı, ucuz işgücü ve alternatif yenilenebilir enerji kaynakları ile aslında önemli bir avantaja sahip.

Son yıllarda ihracatın önemli oranda artması, ürün bazında nispeten çeşitlenmeye gidilmesi ve alternatif pazar arayışında yaşanan olumlu gelişmelerle ülkemiz, süs bitkileri sektörünün her geçen yıl büyüyen ve büyümeyle birlikte ülke ekonomisine katkısı artan dinamik bir sektör konumuna geldiği gözlemleniyor.

Üretim, üretim alanlarını ve ihracatı arttırmak hedefleniyor

Türkiye süs bitkileri sektörü neler hedefliyor? Bu alanda yaşanılan zorluklar nelerdir?

Türkiye’nin süs bitkileri sektöründeki öncelikli hedefleri; tüketici taleplerini karşılayabilecek iç ve dış pazarda tercih edilebilecek yerli süs bitkileri çeşitlerinin geliştirilmesi ve süs bitkileri ihracatını 2023 yılında 500 milyon dolar seviyesine çıkartmak. 2002-2017 yılları arasında süs bitkileri üretim alanları 4,5 kat arttı. Bu artışa rağmen sektörün hedefine ulaşması için daha fazla üretim alanına ihtiyacı var.

2017 yılı istatistiklerine göre; Türkiye’de dış mekân süs bitkileri ithalatı 66.500,460 ABD doları, ihracatı ise 24.619,000 ABD doları düzeyinde… Bu faaliyet alanındaki ithalat, süs bitkileri toplam ihracatının yüzde 71,7’sini oluşturuyor. Dolayısıyla, Türkiye süs bitkileri sektörü dış ticaret açığı veren bir sektör konumunda. Bu rakamlar da incelendiğinde, başta dış mekân süs bitkileri olmak üzere, süs bitkileri alt sektörünün karşılaştığı en büyük sorun; üretim materyalinde dışa bağımlılık.  

Dış mekan süs bitkileri sektörünün karşılaştığı bazı sorunlar var. Sektördeki firmaların çeşit geliştirmeye yönelik Ar-Ge faaliyetleri yeterli değil. Kamu araştırma kurumları ile üniversitelerde süs bitkileri yetiştiriciliği ve ıslahı konusunda araştırma yapan araştırmacı sayısı az. Islah edilmiş ticari çeşitlerimizin oldukça az olması nedeniyle her yıl üretim materyali (çelik, fide, anaç) ithal edilmesi ve bu materyallere oldukça yüksek ıslahçı hakları (royalite) ödenmesi bu sorunların başlıcaları…

Dışa bağımlı kalınan üretim materyallerinde yüksek ıslahçı hakları ödeniyor. Bu durum karanfilde anaç bitki başına 1.1 – 1.5 Euro, çelik başına 3.5 Euro, adaçayında anaç bitki başına 5 – 20 Euro, sardunya çeliklerinde 3 Euro, saksılı süs bitkilerinde ise türlere göre değişmekle birlikte ortalama bitki başına 0.07 – 12 Euro (Kazaz v.d,20115).

Bu sorunlar özellikle süs bitkisi türlerinde üretim materyali temininde dışarıya bağımlı olma sonucunu doğurmuştur. Neden bu proje sorusuna geri döndüğümüzde, en önemli nedenlerimizden biri de; gen kaynaklarımızın sürdürülebilirliğinin korunmasıdır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı nüfus artışı ve sanayileşmeye paralel olarak biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynaklar, sürdürülebilir olmayan kullanım sonucu önemli oranda tahrip ediliyor. Bu tahribat, ekolojik kayıplarla birlikte ekonomik kayıpları da beraberinde getiriyor.

Doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin korunması

Yapılması gereken nedir, bu kayıpların önüne nasıl geçilebilir?

Biyolojik çeşitlilik kayıplarının kazanca dönüştürülebilmesi ve gelecek kuşakların bundan fayda sağlayabilmesi sürdürülebilirlik ile doğrudan ilişkilidir. Biyolojik çeşitliliğimizin sürdürülebilirliğinin sağlanabileceği alanlardan biri de süs bitkileri sektörüdür. Dolayısıyla, doğal bitki çeşitlerinin sektörde kullanımının yaygınlaştırılması bu hususta atılacak önemli adımlardan biri…

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı’nın bir hayır hizmetidir. Projenin İstanbul ayağının devam ettiği NGBB ve projenin Antalya ayağının devam ettiği BATEM’in bir araya gelerek bu projeyi yapmasının temel nedenlerini şöyle ifade edebilirim; Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, Türkiye’nin en önemli doğal bitki koleksiyonlarına sahiptir. Bünyesinde Türkiye’nin farklı bölgelerinde yayılış gösteren yaklaşık 2500 doğal taksonuna ev sahipliği yapıyor. Bu vesile ile doğal bitkilerin yetiştirilmesi ve bakımı açısından deneyimli bir kurumdur.

ANG Vakfı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin, en önemli projelerinden biri Resimli Türkiye Florasıdır. Daha önce Latince ve İngilizce olmak üzere, iki kere yazılan Türkiye Florası’nın bu sefer Türkçe olarak yazılması ve bütün bitkilerin resimlerini içermesi açısından son derece önem teşkil ediyor. Bu proje, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın himayesi altındadır.

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü /BATEM, gerek alt yapı, gerekse nitelikli araştırıcı eleman sayısı bakımından bu konuda Türkiye’nin en büyük araştırma enstitülerinden birisi. EXPO 2016 Antalya sergisi Tema Alanına Doğal Bitki Tedariki Projesi kapsamında NGBB’nin tecrübeli kadrosu üç aylık kısa bir sürede 605 bitki taksonu doğadan toplandı. Expo 2016 süresince NGBB ve BATEM ekibinin ortaklaşa çalışması ile bu türlerin bakımları ve kültüre alma işlemlerine devam edilerek Türkiye’nin Biyolojik Çeşitliliği Tema Parkuru’nda ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Yetiştiricilik konusunda dışa bağımlı olan ülkemiz süs bitki yetiştiricileri, karanfilde anaç bitki başına 1.1 – 1.5 Euro, çelik başına 3.5 Euro ödüyor.

Doğal türlerin doğadan toplanıp, yetiştirilmesinde yirmi yıllık tecrübesi bulunan NGBB ile BATEM’in süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda deneyimli kadrosu bu projede tekrar bir araya geldi. Özellikle proje yardımcı araştırmacıları Ayşe Serpil Kaya’nın karanfil, Fatma Uysal’ın adaçayı konusundaki başarılı çalışmaları bu ortaklığa ivme kazandırdı. Ayrıca, pelemir konusunda İstanbul endemiği olan Sultan Pelemir (Cephalaria tuteliana) Tür Koruma eylem planı çalışmalarının NGBB tarafından yürütülmesi NGBB personelinin pelemir bitkileri konusundaki tecrübelerini kullanılması konusunda bizlere ışık tuttu.

2017 yılının Ağustos ayında başladığımız projemizin şu anda bir buçuk yıllık çalışmasının ürünlerini başarıyla almış bulunuyoruz. Üç yıl devam edecek olan projemiz altı dönemden oluşuyor. İstanbul NGBB ve Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde ortaklaşa devam proje kapsamında, bu alanda çalışılacak bitkisel materyal olarak, ülkemiz doğal florasında yayılış gösteren pelemir (Cephalaria  Schrad. ex Roem. & Schult), karanfil (Dianthus L.) ve adaçayı (Salvia L.) cinslerine ait 17 doğal tür ile bu türlere ait 14 adet ticari çeşit kullanıldı. Sera koşullarında yapılan melezleme çalışmaları ve dış mekân koşullarında ümitvar bireylerin performanslarının incelenmesiyle devam eden çalışmalarda; ıslah hedeflerimiz ve pazar isteklerine uygun yapılan seçimlerle çeşit adayları elde edilmeye başlandı.

Projenin beklenen somut çıktıları

Sektörün talepleri doğrultusunda, biyotik – abiyotik stres koşullarına dayanıklı, kokulu, farklı renklerde, bitki ve çiçek yapısı değişiklikleri olan, çiçeklenme zamanında değişiklikler gösteren, uzun ömürlü, düşük maliyetli bitki çeşitleri elde edilecek ve sektörün kullanımına sunulacak. Pelemir, karanfil ve adaçayı bitkilerinin doğal taksonları (17 doğal takson) ıslah programına alınarak zengin bir gen havuzu elde edilecek. Elde edilen gen havuzu sayesinde bu üç cins için dış mekân süs bitkileri sektörüne yerli ıslahçı hakkına sahip çeşitler kazandırılacak.

Uzun, orta ve kısa vadeli hedefleri içeren, devamlılığı olan Dış Mekân Süs Bitkileri Islah Politikaları belirlenecek. Belirlenen ıslah politikaları, üretici olan özel sektörün kullanımına sunulacak. Dış mekân süs bitkileri alanında uzmanlaşan ıslahçılar yetişecek. İstanbul’da Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde ilk kez Doğal Dış Mekân Süs Bitkilerinin Islah Ar-Ge Merkezi kurulacak.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde yer alan seralardan biri…

Ülkemiz için katma değeri çok düşük olan doğal kaynaklarımızın, dış mekân süs bitkileri sektörüne ve devamında işlenerek ülke ekonomisine kazandırılmasına yönelik yapılan bu Ar-Ge çalışması ile doğal taksonlarımızın ve gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik adımlar atılacak. Projemiz başarı ile sonuçlandırıldığında, süs bitkileri sektörüne alternatif olabilecek peyzaj bitkileri üretimi için seçenekler yaratılırken, ülke ekonomisine de katkıda bulunulmuş olacak.

Çiçek ve ağaç türleri dış mekanlarda zaten kullanılıyor fakat adaçayı gibi doğal yayılış gösteren aromatik bitkilerin kullanımı çok karşılaştığımız bir durum değil. Bu bitkinin süs bitkisi olarak kullanılmasını nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?

Adaçayı aslında ülkemizde ve dünyada tıbbi özelliğinin yanı sıra süs bitkileri sektöründe oldukça fazla kullanılan bir bitki… Dünyada yaklaşık 300’e yakın kültür formu ile dış mekan süs bitkileri pazarının gözde bitkilerinden. Ülkemizde 100’e yakın doğal adaçayı türü bulunuyor. Bizler bu projemizde doğal yayılış gösteren adaçaylarımızın yüzde 30’nu gen havuzumuza kattık. Tabi burada yurt içi ve yurt dışı peyzaj sektörünün süs bitkileri için belirlediği kriterlere -çiçek rengi farklılığı, yaprak rengi ve dokusundaki farklılık, boy, form, koku, farklı dönemlerde çiçeklenme- uygun formlar ön plana çıkacak. Bu sebeple çalışmalarımızda elde ettiğimiz çeşitlerde bu kriterler göz önüne alınarak seçim yapılacak. Bu da piyasanın taleplerine yönelik olacağı için kullanılmayı kolaylaştıracak.

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku