Temizlikte geri dönüşüm
Önceliğimiz ekoloji… Dünyamızın var’lığını devam ettirebilmesi, sürdürülebilir eko sistem için geri dönüşüm ve doğada çözünme olmazsa olmazımız… Bu felsefeyi benimseyen bir temizlik ürünleri markası olunca haliyle dikkat çekici geliyor. Türkiye’de ilk defa yüzde 100 doğada çözünebilen ürün serisini piyasaya sunan Parex, bu yaklaşımıyla daha yakından ilgiyi hak ediyor.
Temizlik ve mutfak yardımcıları, çöp torbası ve ev gereçleri üreten marka, son beş yıl içinde, yüzde 100 yerli sermaye ile kurulan, kendi sektöründe en hızlı büyüyen marka olarak tanımlanıyor. Bu başarısıyla birlikte, çok daha önemli bir adım atarak Türkiye ve Avrupa’da Kyoto Protokolü’ne uygun üretim yapan ilk tesisi de kurmuş… Parex’in bağlı olduğu Digicom Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Yiğit, doğasına hayran kaldığı Kyoto’dan o denli etkilenmiş ki, herkesin bu şehri mutlaka ziyaret etmesini öneriyor. Sabri Yiğit ile Parex markasının altında yatan doğada çözünür üretimlerini, geri dönüşümü ve Türkiye’nin temizlik alışkanlıklarını konuştuk.

Neden temizlik ürünleri? Temizlik sektörüne girme kararınız nasıl oldu? Parex markasının doğuşu ve marka konumlandırma süreci nasıl gelişti ve gelişiyor? Hedef pazar olarak hangi bölge/bölgeler seçildi?
Aslında Digicom Grup olarak biz senelerce çok farklı işlere ve ilklere imza attık. 1994’te Digicom’u kurduğumda dünyaca ünlü elektronik devlerinin Türkiye distribütörü olarak yola çıktık. Aradan geçen yıllar içerisinde birbirinden farklı sektörlerde alışılmadık işler yaparak yola devam ettik. Parex’in hikayesi de aslında Digicom’un hikayesi ile iç içedir diyebiliriz. Çünkü Parex’e bu kadar yatırım yapmamın ve inanmamın nedeni Japonya’daki Kyoto şehridir. Bence herkesin Kyoto’yu gidip görmesi gerekiyor. Yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya için bize gerekeni orada çok net görebiliyorsunuz. Ben distribütörü olduğumuz Pioneer markası nedeniyle Japonya’ya çok gittim. Dediğim gibi Digicom’un yaptığı teknoloji işleri sayesinde Kyoto ile tanıştım. Ardından Kyoto protokolünü aldım hayatıma ve Parex’e yatırım yaparken bu protokol çerçevesinde üretim yapan tesisler kurdum. Parex’i tamamen doğa dostu, sürdürülebilir bir çevre anlayışıyla ilerleyebileceği bir noktada konumlandırdık. Yaptığımız Ar-Ge ve üretim yatırımları, rengarenk ve inovatif ürünler ile Parex 2011 yılından bu yana sürekli büyüdü.
Bağımsız pazar araştırma şirketlerine göre son 5 yıl içinde, yüzde 100 yerli sermaye ile kurulan, kendi sektöründe en hızlı büyüyen ve pazar payı alan şirket ve marka olarak tanımlanan Parex temizlik yardımcıları, mutfak yardımcıları ve çöp torbası pazarları başta olmak üzere toplam yedi kategoride faaliyet gösteriyor. Son yıllarda ihracatta da büyük bir atak yapan Parex, 30’un üstünde ülkede önemli zincir marketlerde satışa sunuluyor. 2020 yılı itibariyle 50 ülkeye ihracatımızı yayarak Parex’in sınırlarını genişletmek istiyoruz. Özel olarak yatırım yapmayı planladığımız coğrafyalar var. Bunların başında Cezayir geliyor. Cezayir ve Ürdün’de pazar lideriyiz. Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar ilk etapta hedeflediğimiz bölgeler. Yine gerçek bir ihracat oyuncusu olmak için Hazar Bölgesi’nde de bir yatırım gerçekleştireceğiz.
Yani göğsümüzü gere gere diyebiliriz ki; Parex tamamen yerli sermaye ile kurulmuş ve Türk bayrağını gururla dalgalandıran bir marka konumuna gelmiştir. Üstelik şunu sakın unutmayın; global dünya devlerinin karşısında bu başarıyı elde etmiştir.
Parex ürünleri hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor? Ekosistem için Parex’in farkı nedir?
Az önce de bahsettiğim gibi Parex, sürdürülebilir bir dünya hedefiyle imzalanmış olan Kyoto protokolünün esaslarına uygun şekilde oluşturulmuş bir marka. İnsana ve doğaya saygı ilkesi bizim için önemli. Türkiye’de ilk defa yüzde 100 doğada çözünebilen ürün serisini piyasaya sunan Parex, aslında ilk günden beri çok büyük bir sorumluluğu da üzerine almış oldu. Ekosistem öncelikli baktığınızda; bugün dünyanın çok çeşitli noktalarında çok radikal kararlarla bu hassasiyetin sağlanmasının hedeflendiğini sürekli takip ediyoruz. Parex’in farkı; ilk günden itibaren bu öncelik üzerine çalışmış olması, Türkiye ve Avrupa’da Kyoto protokolüne uygun üretim yapan ilk tesisi kurmuş olması.
Bugün geldiğimiz noktada şunu görüyorum ki, bu hassasiyetleri benimsemek çok doğru bir hamle imiş. Artık kalite ve çevre hassasiyeti birçok insan için oldukça önemli. Son kullanıcının tüketim kararlarında bu gibi veriler kesinlikle kararları etkiliyor. Şunu gördüm ki; siz kalite ve inovasyonu bir arada sunduğunuzda tüketici bunun karşılığını veriyor. Parex sektördeki global markaların karşısında korkmadan devrim yapmış bir markadır. Kullanıcının hayatını kolaylaştırırken, ona rengarenk bir dünya vaat ederek, sürdürülebilir bir dünya kaygısı ile üretim yaparak ve pazarı büyütüp lider koltuğuna oturarak kahraman bir temizlik markası olmuştur.
Plastiğin doğada çözünebilir olmasının sizin için artı maliyeti nedir?
Yüzde 100 doğada çözünebilirlik, kaliteli hammadde kullanımı gibi tüm detaylar üretim süreçlerinde maliyetlere ekleniyor. Çevreye herhangi bir zararlı atık bırakmaması için ürünlerimizi, uygun koşullar altında doğada çözünebilen katkı maddeleri kullanarak üretiyoruz. Normal bir üretim süreci ile kıyasladığınızda buna ek maliyet gözüyle bakarak cevap verebiliriz. Ancak bizim üretim tesisimizde ve benimsediğimiz marka kriterlerimizde bu bir ekstra maliyet değil, sıradan bir üretim sürecidir. Bu nedenle buna artı maliyet demeyi ve bunu rakamlandırmayı hiç doğru bulmuyorum.

“Yurt dışında başarı için vizyonunuz inovatif olmalı”
Türkiye’de içi boşaltılan bir kavrama dönüşen ‘inovasyon’, plastik sektöründe ürün tasarımından öteye gidemiyor. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? İnovasyon ve ar-ge yatırımı yapıyor musunuz?
Evet inovasyon kelimesi artık kelime anlamından uzakta, sadece popüler bir kelime haline geldi aslında. Ama öyle hassas öyle önemli bir kelime ki, kıymetini bilene başarının yolunu açacak bir anahtar kelime.
Bir marka oluşturmak, global markalara karşı ayakta kalabilmek, yurt dışında başarılı olmak için dünya vizyonunuzun inovatif olması çok önemli. Bugün bir temizlik süngeri de üretseniz, tüketiciye yenilik sunmanız, çevreci olmasına özen göstermeniz, fonksiyonel olması için yeni teknolojiler geliştirmeniz gerekir. Bize göre inovasyon kavramı bu kriterleri sağlamak zorunda. Tasarımın fonksiyonellikle buluşması, kullanıcıya anlamlı bir fayda sunması gerekli.
Biz Parex olarak temizlik sürecini hızlı ve eğlenceli bir hale getiren ürünler geliştirmeyi görev edindik. Bu doğrultuda Türkiye’nin ilk döner hazneli otomatik temizlik setini 2011 yılında tüketiciye sunduk. Türkiye’de otomatik temizlik seti pazarını yaratan, bu pazarda en geniş ürün gamını oluşturan ve her kesimden tüketiciyi bu ürünlerle tanıştıran Parex oldu. Bir devrim niteliğinde olan Twister ile başlayan bu hareket her yıl pazara sunduğumuz yeni bir temizlik setiyle devam etti. Öte yandan emiciliği ile hızlı ve kolay temizlik sağlarken çabuk kuruma özelliği ile hijyenik olan selülozik süngeri Türk halkı ile tanıştırdık. Bunların dışında ıslandığında üzerinde desenler beliren rengarenk bezler, ovma teli pazarını yeniden biçimlendiren plastik ovma topu, kovasız temizlik sağlayan pratik paspas gibi saymakla bitmeyecek pek çok yenilikçi ürünle sektöre yön verdik. Bu sektörde sürekli inovasyon yapan tek firmayız. İşte tam da bu nedenle beş yılda hızlıca zirveye tırmandık. Biz sürekli olarak birçok yeniliği tüketiciler ile buluşturmaya devam edeceğiz. ‘Sözde inovatif’ olan her bir marka ve üretici ise olduğu yerde saymaya devam edecektir.
Ev kadınlarının büyük çoğunluğu evini bir yardımcı olmadan kendisi temizliyor. Türk kadınları ev temizliği konusunda kendisi dışında kimseye güvenmiyor. Temizlik ürünlerini çoğunlukla kendi seçen ev kadınlarının üçte ikisi her gün mutfak ve tuvalet temizliği yapıyor. Türkiye’deki evlerin çoğunda bulaşık makinesi bulunmasına karşın hassas veya temizlemesi zor bulaşıklar genelde elde yıkanıyor. Böylece her evde sünger ve temizlik bezi bulunuyor.
Türkiye temizliğe ne kadar bütçe ayırıyor? Temizlik alışkanlıklarımızla ilgili verilerden ve geri bildirimlerden aldığınız sonuç nedir?
Pazar araştırma verilerine göre temizlik ürünleri pazarının büyüklüğü 5 milyar TL’yi geçiyor. Geçen yıl pek çok sektörde küçülme gözlenirken bizim de içinde bulunduğumuz temizlik ürünleri sektörü yüzde 10 civarında büyüme gösterdi.
Temizlik ürünleri pazarı son yıllarda sürekli büyüme trendi gösteren bir pazar, bunda Parex olarak katkımızın olması beni çok mutlu ediyor ve heyecanlandırıyor. Her yıl pazara verdiğimiz yenilikçi ve özgün ürünlerle hem markamızı hem de pazarı büyüttük. Parex’e yatırıma başladığımız ilk günden beri Türkiye’deki temizlik alışkanlıklarını yaptığımız araştırmalarla gözlemliyoruz. Ev kadınlarının büyük çoğunluğu evini bir yardımcı olmadan kendisi temizliyor. Türk kadınları ev temizliği konusunda kendisi dışında kimseye güvenmiyor. Temizlik ürünlerini çoğunlukla kendi seçen ev kadınlarının üçte ikisi her gün mutfak ve tuvalet temizliği yapıyor. Türkiye’deki evlerin çoğunda bulaşık makinesi bulunmasına karşın hassas veya temizlemesi zor bulaşıklar genelde elde yıkanıyor. Böylece her evde sünger ve temizlik bezi bulunuyor. Parex’in lider olduğu döner hazneli veya manuel temizlik setleri de günlük yer temizliğinde evlerin olmazsa olmazlarından. Tüm bu veriler bize doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Biz de bu veriler ışığında Ar-Ge çalışmalarımızı şekillendirip her zaman daha kullanışlı ürünleri kullanıma sunmak için sürekli çalışıyoruz.

“2018 yılında market poşetleri ücretli olarak verilecek”
Halkın bilinçlendirilerek, plastikleri özel geri dönüşüm kutularında toplaması ve geri dönüşüm oranının artırılması, plastiğin çevreyi kirletmesini önleyebilecek en önemli konu. Yerel yönetimler ve STK’lar ile bu konuda iş birliği girişiminiz bulunuyor mu?
Ben Parex’in üretim süreçlerinde gösterdiğim hassasiyeti sürekli herkese aktarma çabası içerisindeyim yıllardır. Bugün geldiğimiz noktada da ne kadar haklı olduğumu herkes rahatlıkla görüyor. Çünkü birçok Avrupa ülkesinde “doğada çözünür üretimler ve toplumsal geri dönüşüm hassasiyetleri” yasalarla şekillendirilmeye başlandı.
Çok sayıda yerel yönetime, çeşitli üreticilere, farklı organizasyonlara bu kaçınılmaz noktayı anlattık bugüne kadar. Yaptığımız işe herkes saygı duydu. Örnek bir üretim tesisi konumunda yer aldık çoğu zaman. Keza sivil toplum örgütleri ile farklı projelerde farkındalık yaratmak adına da çalıştık. Sanırım artık bunu benimsemeyen ya da anlamak zorunda olmayan hiçbir kurum ya da kuruluş olamaz. Ya da varsa da yakın zamanda kabullenerek ona göre davranıyor olacaklar. Bunun en basit örneği 2018 yılı içerisinde market poşetlerinin ülkemizde ücretli olarak verilmesi uygulaması olacak. İster istemez bu hassasiyete göre şekilleneceğiz. Bu çok net.
Bugün ise bambaşka bir dönüşümün eşiğindeki dünyada yaşıyoruz. Tüm dünya endüstri 4.0 dönüşümü çerçevesinde üretim yatırımlarını yapıyor. Endüstri 4.0 dediğimiz dünyada 4. sanayi devrimidir. Çok çok önemlidir. Bunu anlamak memleket meselesidir diyebiliriz.
Önümüzdeki yıllarda büyük bir hızla makinelerin birbiriyle konuştuğu, tüm organizasyonun makineler üzerinden yapılabildiği üretim süreçleri hakim olacak. Şimdi sıra sürdürülebilirliğin yanında, dünyadaki bu değişime ayak uydurmakta. Biz Parex olarak üretim tesislerimizde bu dönüşüme uygun makineleşme yatırımlarımıza başladık. Fakat bunun bir devlet politikası olarak bütün ülkede, tüm üretim tesislerinde uygulanmaya başlaması gerekir. 2023 hedefleri doğrultusunda güçlü, dışarıya mal satabilen, dünyadaki devlerle rekabet edebilecek bir ülke istiyorsak bu dönüşüm hemen başlamalı. Aksi takdirde, dünya bambaşka bir üretim modeline geçiş yapmışken biz lojistik ve istihdam gibi artılarımızın giderek önemsizleşeceği ve güç kaybedeceğimiz bir pozisyonda kalacağız.
Bugün tüm STK’ların, toplumsal fikir önderlerinin ve siyasilerin anlaması gereken dönüşüm artık bu dönüşümdür. Benim asıl çabam da bunu olabildiğince herkese anlatabilmektir.
Sosyal sorumluluk projeleriniz bulunuyor mu? Sağlıklı yaşam adına toplumu bilinçlendirmek için yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?
Dediğim gibi çeşitli STK’lar ile ortak işlere imzalar attık bugüne kadar. Bir temizlik markası olarak özellikle kadın ve çocuk öncelikli işlerin içinde bulunmak bizi daha çok mutlu ediyor. Yani sağlıklı yaşamı zaten sürekli destekliyoruz ama sosyal sorumluluğumuz bununla sınırlı değil bence.
Geçtiğimiz yıllarda TEMA Vakfı, TOÇEV gibi kuruluşlarla iş birlikleri yaptık. Ayrıca birçok perakendecimiz ile birlikte ulusal ya da bölgesel sosyal sorumluluk projelerine de imza attık.
Yurtiçinde yaptığımız kadar yurtdışında da girdiğimiz her ülkede bir şekilde kadınların ve çocukların hayatına dokunmayı öncelik edindik. Onlarca uluslararası sosyal sorumluluk projesine imza atmaktan dolayı da çok mutluyuz.
Parex olarak bulunduğumuz bütün pazarlarda kadın ve çocukların mutluluğuna katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Çalışmalarımızı mutlaka sizler de görüyor olacaksınız.