Çalışma ortamının kalitesi vücudumuzu doğrudan etkiliyor

Son dönemde rastlanan meslek hastalıklarının başında ofis çalışanlarının yaşadığı sağlık sorunları geliyor. Boyun, bel fıtığı, kas-iskelet ve dolaşım sistemi bozuklukları başta olmak üzere, çalışma ortamından kaynaklanan problemler hem ekonomik kayba, hem de çalışan memnuniyetsizliğine yol açıyor. Özellikle ‘sağlıklı çalışma alanları’ konusunda farkındalık etkinlikleri gerçekleştiren Nurus, geçtiğimiz günlerde, çalışma kalitesine dikkat çeken bir konferansa ev sahipliği yaptı.

Nurus-LINAK işbirliğiyle gerçekleştirilen, ‘Mutluluğu ve Verimliliği Artıran Sağlıklı Çalışma Alanları’ konulu konferansta, Nurus Baş Tasarımcısı Renan Gökyay ile LINAK İdari Müdürü Soren Brondum Petersen, CEO’lar ve çok sayıda iş dünyası temsilcisi ile bir araya geldi. Nurus Levent Deneyim Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmalarını Danimarka’nın İstanbul Başkonsolosu Jesper Kamp ve LINAK Ülke Müdürü Erinç Çiçek yaptı. Danimarka-Türkiye dostluğuna vurgu yapan Başkonsolos Kamp, iki ülke karşılıklı ticareti hacminin her geçen yıl arttığını söyledi. LINAK Ülke Müdürü Erinç Çiçek de Nurus’la ofis masalarının yükseltilebilmesi alanında sürdürdükleri işbirliğini, çalışan sağlığını destekleyecek yeni hedefler doğrultusunda geliştirmek istediklerini vurguladı.

Danimarka’nın İstanbul Başkonsolosu Jesper Kamp.

Danimarka’nın İstanbul Başkonsolosu Jesper Kamp, bu konferansın özellikle, ortak alan kullanımı/multispace konusundaki gelişmeleri değerlendirmek açısından önemli olduğunu belirtti. Kamp ayrıca, Danimarka ve Türkiye ilişkilerinin mükemmel olduğunu, karşılıklı ticari ilişkilerin ekonomik açıdan oldukça gelişmiş durumda olduğunu ve şu anda neredeyse 28 milyona ulaştığını ifade etti.

 

Nurus Baş Tasarımcısı Renan Gökyay.

Hareketsiz yaşamın sağlığa etkileri her geçen gün daha çok gündeme gelirken Nurus Baş Tasarımcısı Renan Gökyay, 18-40 yaş aralığını oluşturan Y ve Z kuşağının iş hayatından beklentisinin, önceki kuşaklara göre daha farklı olduğunu söyledi. Ofislerdeki çalışma ortamlarının, bu farklılık dikkate alınarak tasarlanması gerektiğini vurgulayan Gökyay; “Artık gençlerin önceliği iyi koşullarda, sağlıklı çalışmak. Toplamda tam bir iyilik hali içinde olma bilincini taşıyorlar. Çünkü ofis sağlığı bir haktır” dedi.

 

“Ofis sağlığı bir haktır”

Gökyay, işverenlerin çalışan sağlığını gözeten çözümleri sağlamak konusunda, hem yasal, hem de ahlaken sorumluluğu bulunduğunu belirterek şunları söyledi; “Çalışma ortamının ses, ışık, hava kalitesi, kimyasal kirlilik düzeyi vücudumuzu doğrudan etkiliyor. Y ve Z kuşağı çalışırken sağlığını kaybetmek istemiyor. İş yerinde verimliliği ve motivasyonu artırmanın yolu da sağlıklı ofis çözümlerinden geçiyor. İş yerlerinin, zaman zaman ayakta çalışmayı ve hareketi mümkün kılan yükseltilebilir çalışma masaları, vücudun hareketlerine uyumlu kişiselleştirilebilir çalışma koltuklarıyla; hem sosyalliği, hem bireyselliği destekleyen enstrümanlarla tasarlanması gerekiyor. Eğer bir kişi sağlıksız çalışma masası ve koltuğu ile günde 8 saat çalışmak durumundaysa ve çalışan, işvereni kendisine sağlıklı şartlar sağlamadığı için şikayet ediyorsa, ekonominin bütünü de şikayetlerden olumsuz etkilenecektir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’na göre işverenler çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sadece ağır ve tehlikeli iş kapsamına giren meslek grupları söz konusu olduğunda geçerli değil; beyaz yakalı çalışanların işverenleri için de ahlaken ve yasal olarak bağlayıcıdır. Çünkü ofis sağlığı bir haktır.”

 

LINAK İdari Müdürü Soren Brondum Petersen.

Yanlış oturmaktan ve hareketsizlikten kaynaklanan sağlık sorunları artıyor

LINAK İdari Müdürü Soren Brondum Petersen, yükseklik ayarlı çalışma masası kullanımının arttığını belirterek dünyanın farklı ülkelerinden örnekler verdi. Petersen; “Son birkaç yıla baktığımızda Danimarka, İskandinavya, Orta Avrupa, ABD, İspanya ve Türkiye’de sit-stand denilen yükseltilebilir çalışma masası pazarının hızla büyüdüğünü görüyoruz. Esnek, etkileşimli ve yeni çalışma biçimleri, yüksekliği ayarlanabilir masaları zorunlu kılıyor. Danimarka, İsveç ve Norveç’te satılan çalışma masalarının yüzde 95’i yükseltilebilir masa. Almanya’da bu oran yüzde 25 ve giderek artıyor. Bu büyümede, sağlıklı çalışma konusundaki farkındalığın artmasının da büyük payı var. Günümüzde fiziksel hareketsizlik yeni bir kanser türü gibi oldu. Yanlış oturmaktan ve hareketsizlikten kaynaklanan sağlık sorunları genç yaşlara inmiş durumda. Özellikle obeziteden mustarip ABD bizim en büyük pazarımız” diye konuştu.

Yüksekliği ayarlanabilir masa kullanmanın faydaları

  • Yüksekliği ayarlanabilen masalar, hem ayakta hem de oturarak çalışmayı destekleyerek daha aktif ve sağlıklı bir çalışma hayatına sahip olmaya yardımcı oluyor.
  • Hareketliliğe imkan vererek kalori yakmayı sağlıyor.
  • Uzun süreli oturmaya ve hareketsizliğe bağlı kilo almanın, metabolizma hastalıklarının ve obezite riskinin önüne geçiyor.
  • Yemekten sonra ayakta çalışmak kan şekeri seviyesini düşürüyor.
  • Kalıcı kalp hastalığına ve tip 2 diyabete yakalanma riskini düşürüyor.
  • Kronik sırt, bel ve boyun ağrılarını azaltıyor.
  • Stresi düşürüyor, yorulma hissini azaltıyor ve enerji seviyesini yükseltiyor.

Selma ALTIN

Son Haberler

Cevap bırakın