Sondajlı maden aramalarında çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli!

Sondajlı maden aramalarında ÇED muafiyeti getiren, 5 Aralık 2017 tarihli, 7061 sayılı Kanun’un 48 inci maddesine göre, sondajlı maden arama çalışmalarında istenen ÇED kaldırılmıştır: “Jeolojik haritalama, jeofizik etüt, sismik, karot, kırıntı ve numune alma ile bunlara yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz” denilmektedir. Fiziksel karakteri yüksek olmayan haritalama ya da jeokimyasal örnekleme benzeri çalışmalar için ÇED istenmeyecektir. Nitekim, Maden Yönetmeliği Madde 21-(4) “Ruhsat sahasında arama faaliyet dönemlerinde el sondajı makinesi ile karotlu veya kırıntılı sondaj yapılabilir” diye ifade edilmektedir.

Kanunda geçen bu ifadeye göre sondajlı maden aramalarında ÇED muafiyeti var mı? Hayır. Neden ÇED gereklidir açıklayım.

Sondajlı maden aramalarında ÇED neden gerekli?

Sözü edilen kanunla SATHI yani YÜZEYSEL çalışmalarda ÇED muafiyeti sağlanmıştır. Bunun anlamı şudur: Saha incelemeleri sırasında jeolojik haritalama yapabilirsin, yüzeyden çekiçle, balyozla kayaçları kırarak, kırıntı ve parça numune alabilirsin, el karotu ile kayaç örneği alabilirsin, kablo çekip sismik etüt, jeofizik etüt yapabilirsin, yani fiziksel karakteri yüksek olmayan haritalama ya da jeokimyasal örnekleme benzeri çalışmaları yüzeyde yapabilir ve bunun için ÇED gerekmeyecektir.

Ancak, YARMA/HENDEK, KUYU, GALERİ VE SONDAJ gibi FİZİKSEL KARAKTERİ YÜKSEK, ARSENİK, ASBEST gibi ZEHİRLİ VE SAĞLIĞA ZARARLI mineraller bulunduran zeminde, ÇEVREYE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİ YAPAN ÇALIŞMALAR İÇİN ÇED GEREKLİDİR.

İlgili kanunda ‘SONDAJ’ için ÇED MUAFİYETİ ibaresinden söz edilmemektedir. Kanunda sayılanlar arasında ‘SONDAJ’ kelimesi sayılmamıştır. Yani sondajlı maden aramasında ÇED gerekli değildir diye kanunda açıkça ifade edilmemiştir. DOLAYISIYLA SONDAJLI MADEN ARAMALARINDA ÇED GEREKLİDİR.

ÇED muafiyetinin aslında jeoloji ve jeofizik mühendislerinin sathı, yani yüzeysel saha çalışmaları için getirilen bir düzenleme olduğu açıktır.

Sondaj ve madencilik faaliyetleri sırasında akciğer kanseri (mezotelyoma) nedeni asbest ve eriyonit tozları; pnömokonyoz nedeni demir, kuvars tozu; arsenik gibi zehirli ve sağlığa zararlı mineral tozları havaya karışabilir ve sağlığı tehdit edebilir.

Asbest tozu ve akciğer kanseri riski: Maden cevherleri ve çevresindeki kaya birimleri içinde ofiyolitik kayalardan peridotit, dünit ve serpantin kayaları bulunabilir. Bu kayalar bünyesinde yer yer damarlar halinde KRİZOTİL ASBEST mineral oluşumlarına da rastlanmaktadır.

Asbest Dünya Sağlık Örgütünce KANSEROJEN-1A Grubuna dahil edilmiştir. Bu alanlarda yapılacak sondaj, yarma gibi arama çalışmaları ile daha sonra açılacak maden ocağının işletilmesi sırasında havaya karışan tozlar içinde kanserojen asbest lif ve tozları halkın sağlığını tehdit edecektir.

Asbest için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 10337 Sayılı genelgesi ve 2013 yılında yayımlanan ‘’Asbestli Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri hakkında Yönetmelik’’ gereğince ÇED kapsamında, Tıbbi Jeolojik rapor bir bölüm olarak yer almalıdır.

Demir tozu ve siderosiz riski: Demir cevheri tozunun, siderozis denilen bir  türpnömokonyoza akciğer hastalığına yol açma riski taşır.

Kuvars tozu ve silikozis riski: Çoğu maden cevherleri ve yan kayaçlarda kuvars kayası ya da minerali bulunur. Kuvars tozu silikozis denilen akciğerlerde bir tür pnömokonyoz hastalığına yol açar.

Arsenik tozu, içme suyunda arsenik, deri ve akciğer kanseri riski: Demir, altın, bakır, çinko, antimon gibi çoğu metalik maden cevherleri ARSENİK gibi sülfür minerali içerirler.  ARSENİK zehirli bir elementtir. Arseniğin zehirli ve sağlığa zararlı olduğu dikkate alınarak, IV. Grup (c) kategorisine giren söz konusu sahalarda ÇED raporu hazırlanmalı, bir bölüm olarak Tıbbi Jeolojik Rapor yer almalıdır.

Sondajlı maden aramalarında çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gereklidir. Bir ilimizdeki İdare Mahkemesi’nin aşağıda sunulan bu yöndeki bir kararı bulunmaktadır.

7601 sayılı Kanun’un 48.maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 17.Maddesinde, ÇED Kararı aranmayacak faaliyetler içerisinde SONDAJLI MADEN ARAMA FAALİYETİNİN sayılmadığı, yine ÇED Yönetmeliği 15.maddesinde, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinin 55.maddesinde ise; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri (sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. diğer yöntemle yapılan aramalar hariç) seçme-eleme kriterleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği anlaşıldığından, söz konusu maden için verilen ‘ÇED Yönetmeliği Muafiyet’ işlemi ile verilen ‘ÇED Muafiyeti Görüşü Yenileme’ işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır.”   

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı / Yazar

Eşref ATABEY

Son Haberler