Ana Sayfa MimarcaProjelerBireysel Alanlar Kadim kent Bitlis’in kaybolmaya yüz tutan evleri

Kadim kent Bitlis’in kaybolmaya yüz tutan evleri

Yazar: Cahit Ustundag

Yedi bin yıllık geçmişi bulunan ve tarihi eserleriyle adeta açık hava müzesi konumunda olan kadim kent Bitlis’in geleneksel evleri, ayakta kalmak için direniyor…

Bitlis’in yerel mimarisini oluşturan geleneksel Bitlis evlerini, gelecek kuşaklar için birer anıtsal miras olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Bitlis şehir merkezinde bu yapıları görmek mümkün. Ancak, çeşitli nedenlerle kullanılmayan onlarca taş ev, şu an yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Bitlis’in mimari kimliğini oluşturan bu evlerin öne çıkan özelliklerinden biri; kışın sıcak, yazın serin olmaları… Bugün Bitlis’te, günümüze kadar ulaşan yerel mimari silüetini koruyarak gelen bazı mahalleler var. Bu mahallelerdeki evlerin birçoğu restore edilmeyi bekliyor. Kesme taş mimarisiyle yarınlara birer kültürel emanet niteliğindeki tarihi/geleneksel Bitlis evleri acilen korunma altına alınmalı ve yıkılma tehlikesi olanların aslına uygun olarak restorasyonları yapılmalı…

Geçtiğimiz yıl, tarihi Bitlis evlerinin korunması ve mimari kimliklerinin incelenmesi amacına yönelik Yıldız Teknik Üniversitesi’nden oluşturulan ekip ile İstanbul’da gerçekleştirilen çalıştay sonrasında, Bitlis’te saha çalışması yapıldı. Terk edilmiş ve harabe durumundaki evlerin fotoğrafları çekildi, mimari rölöveleri alındı. Çalıştayda, Öğretim Görevlisi Mimar Ergün Şimşek yürütücülüğünde, 25 geleneksel Bitlis evi incelendi. Sahada inceleme sürecinde ise, özellikle Ermeni ustaların ihtiyaca göre mekânda oluşturdukları mimari çözümler görülmeye değer detaylar arasında yer aldı. Taş ustalarının ince işçiliği ve estetik anlayışları gözle görülebilir düzeyde bir farkı ortaya koydu. Halkın, bu çalıştayı yürekten desteklemesi ise gelecek çalışmalar için umutları yeşertti.

Geleneksel Bitlis evleri mimarisinin özellikleri

Mütevazı bir dış görünüme sahip olan geleneksel Bitlis evleri, Doğu Anadolu Bölgesi geleneksel evlerinin genelindeki gibi (Van, Malatya, Kars) dışa açık olarak tasarlanmışlardır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki avlulu evlerde (Diyarbakır, Mardin, Urfa) görülen içe dönük bir mimari yerine, Anadolu’nun iç ve kıyı kesimlerindeki gibi dışa dönük, sokakla ilişkili bir plan düzeni sergiler. Mekân sayısı açısından çok fazla zengin olmayan bu evlerin plan elemanları, her evde olan; oda, sofa, tuvalet, banyo/hamam bazı evlerde rastlanan avlu, odunluk, ahır, gibi birimlerden oluşur. Geleneksel Bitlis evleri, içinde yaşayanların ihtiyaçlarını yapı bünyesinde çözebildiği kapalı bir mekanizma şeklindedir; kalın taş duvarlı küçük pencereli evler, tıpkı küçük bir savunma yapısı gibidir. İklim sebebiyle de bu şekilde gelişen evlerin dışarıyla ilişkisini sağlayan kapılar kapatıldığında, yatayda ve düşeyde olmak üzere iç kısımda her mekâna ulaşım mutlaka sağlanmıştır. Hatta dama bile içeriden bağlantısı olan örneklere de rastlanır. Her evin tuvaleti, banyosu ve mutfak/yemek pişirme bölümü yapı içerisinde tasarlanmıştır. Geleneksel Bitlis evleri, tek katlı ve üç katlı olabileceği gibi, genellikle iki katlıdır.

Tarih boyunca, Evliya Çelebi ve birçok ünlü seyyah kenti ziyaret edip, Bitlis’in mimari yapısından etkilendiklerini ifade etmişler, Bitlis’in kesme taşlarla yapılan yapılarını dile getirmişler.

17. yüzyılda Bitlis’i ziyaret eden Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilere göre Bitlis Kalesi içinde 300 ev bulunuyor ve bu kalenin hemen hemen yarısını Han Sarayı kaplıyordu. Surları pek sağlam olmayan aşağı kalede iki tarafı demir kapılı bir çarşı ile bir bedesten ve pazardan başka ayrıca birkaç yüz ev bulunuyordu. Kale dışında ise, on yedi mahalle halinde yayılan şehirde toprak örtülü ve bahçeli beş bin ev vardı.

Geleneksel Bitlis evlerinde plan gelişimi; tek odalı+sofalı, iki odalı+sofalı, üç oda+sofalı şeklindedir. Büyüyen aile yapısı doğrultusunda yapıya eklemeler (oda+sofa, iki oda+sofa) ile yapının da organik biçimde büyütüldüğü gözlemlenir. Sofa, oda ve ıslak hacimlerin bağlantısı ilişkisinde, geleneksel Bitlis evlerinin her katın birlikte değerlendirildiği bir plan tipolojisi hazırlanmıştır.

Bitlis evlerinde, her kat ayrı bir ev gibi kullanım imkânı sağlayabilir. Tek kattan girilen ve iki kattan da girilebilen örneklerde; katlar arası merdivenle bağlantılı olsun ya da olmasın her katta tuvalet, banyo, mutfak gibi servis mekânlarının olduğu görülür. Bitlis evlerinin alt katlarında; oda, sofa, kiler, depo, odunluk, ahır, tuvalet, banyo değişkenlik göstererek yer alan mekânlardır.

Kolay işlenebilen tüf taşına rağmen süslemeleri bulunmuyor

Genel olarak iki katlı ve sade bir cepheye sahip olan Bitlis evlerinin cephesinde neredeyse süsleme yoktur. Yalnızca birkaç evin cephesinde süslemeye rastlanılır. Bitlis evlerinde, vadinin her iki yönünde karşılıklı manzaraya bakan bir yerleşimin söz konusu olması, manzaraya bakan cepheleri çevre değerleri açısından önemli kılmıştır. Bu bağlamda, tipoloji çalışmalarında evlerin bu yöndeki cepheleri ana cephe olarak değerlendirmeye alınmıştır.

Sert geçen ve uzun süren kış mevsimi nedeniyle boyut olarak mekânların fazla büyük tasarlanmadığı geleneksel Bitlis evleri, yığma yapım tekniğinde yapılmıştır. Üst örtü ise düz toprak damdır. Ana yapım malzemesi yöreye özgü olan ‘küfeki taşı’ olarak adlandırılan tüf taşıdır. Tüf taşının ocaktan çıkınca kolay işlenebilir olma özelliğine karşı Bitlis evlerinde süslemenin olmaması dikkat çekicidir. Dış taraftan ince yonu kesme taş ve içerisinde moloz taş doldurularak örülen duvarların kalınlıkları dış duvar ve taşıyıcı iç duvarlarda 80-100 cm arasında, iç bölme duvarların kalınlığı 15-30 cm arasında değişir. Duvarlar dış taraftan sıvasız iken iç taraftan (yani odaların duvarı) sıvalıdır.

“Başta Bitlis Camileri olmak üzere, şehrin kaleleri, hanları, hamamları, anıt mezarları, kümbetleri, medrese ve köprüleri yöreye özgü kızıl kesme taştan yapılmıştır. Bitlis ve Ahlat’tan iki farklı taş çıkar. Bitlis taşı daha sert ve dayanıklı; Ahlat ilçesinde Nemrut Dağı’nın eteklerinden çıkan taş ise daha yumuşak ve işlenmesi kolaydır. Bu iki taş, mimari şaheserlerin ortaya çıkmasının öncelikli faktörü olmuştur. Bitlis ve Ahlat’ta sanat ve tarih adeta taşla tescil edilmiştir. Yöreye özgü bu iki taş çeşidi günümüzde de kullanılıyor.”

Tarihi miras değerlerinin korunmasında ‘yeniden kullanım’ yaklaşımları, ‘sürdürülebilir korumayı’ sağlayabilir.

Yapısal deformasyonlar ekonomik nedenli

Değişen sosyal yapının yani, yeni kullanıcıların özgün plan düzeni üzerinde yaptıkları bazı değişiklikler olduğu gözlemleniyor. Evlerin katlarının farklı kullanıcılar tarafından bölünerek kullanımı, sıklıkla rastlanılan bir durum. Bu, daha çok ekonomik gelir elde etmek için tercih edilen bir yöntem. Yapı, kat bazında sofaya yapılan bir duvarla oda+sofa olarak bölünüyor. Aslında modüler olan plan sistemi yeni şekliyle de eski plan düzenini devam ettiriyor. Bitlis evlerinde tuvalet, banyo yapı içerisinde yer almaktayken bu bölünme sonucunda, yeni bölünen kısım için bu birimlerin eklenmesi gerekmiş.

Geleneksel konut mimarisini korumaya yönelik öneriler

Geleneksel Bitlis evlerinin, oda modülü sayesinde; ailenin sosyal statüsü, ekonomik durumu ve aile büyüklüğü durumuna göre gelişen hem yatayda, hem de düşeyde büyüyebilen esnek bir tasarım ve yapım sistemi bulunuyor. Bu özelliğinin plan ve cephe düzleminde kaybolmaması, devam ettirilmesi önem taşıyor. Göç sebebiyle sürekli değişen kullanıcıların geçici barınma gözüyle baktığı geleneksel evlerin bölünerek kullanımı; özgün plan dokusunun bozulmasını başlattı.

Taş ustaları, mekânda, ihtiyaca göre mimari çözümler oluşturmuş…

Ev sahipleri tarafından ekonomik yoksunluktan ötürü geleneksel evlerin bölünerek kiraya verilmesi şu an oldukça yaygın. Yeni kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda da geleneksel konutlarda fiziksel değişiklikler meydana geldi. Yapılan değişiklikler, evlerin plan düzenini olumsuz yönde etkiliyor. Betonarme kat çıkılması, oda, balkon eklenmesi geleneksel konutları statik açıdan da zorlayan bir etken.

Bitlis geleneksel evlerinde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri de, toprak damların bakımı. Bazı evlerin çatıyla kapatıldığı gözlemleniyor. Görselliği bozan bir durum için, özgün toprak dam uygulaması devam etmeli. Her sene loğ yapılması gereken toprak dama, toprak malzemeyi destekleyecek ve hafifletecek yeni ürünlerin iklimsel veriler ışığında kullanılarak bakımının en aza indirgenmesi sağlanmalı.

Bitlis’te son yıllardaki restorasyon projelerinin hazırlanması ve uygulamalarına başlanması tek yapı ölçeğinde de olsa koruma çalışmalarının başlaması için önemli bir girişim.

Üst örtü gibi, katlar arasındaki döşemenin de betonarmeye dönüştürülmesi çok rastlanan bir uygulama. Yapının özgün döşeme biçimi ve malzemesiyle uyumlu çözümler aranmalı. Evlerin hepsinde tuvalet ve banyo yapı içinde yer alıyor. Bu durum, yapılacak onarımlarda konfor koşulları açısından olumlu. Ancak mutfak, bazı evlerde ayrı bir mekân olarak bulunmuyor. Mutfağın ayrı bir mekân olarak bulunmadığı evlerde sofada oluşturulan bölümler mutfak olarak kullanılıyor. Yapılacak onarımlarda yapıya uygun yerin belirlenmesi gerekli. Mutfak olarak kullanılabilecek en uygun yer de genelde sofa olabilir.

Modüler plan yapısı onarımlarda kolaylık sağlıyor

Isınma sistemi sobalı olan Bitlis evlerinde merkezi bir sistemin oluşturulması gereken durumlarda; yapının alt katındaki depolarda veya bahçede oluşturulacak dağıtım ünitesiyle kalorifer sistemi çözümlenebilir. Yani Bitlis evleri, yapılacak onarımlarda konfor koşullarının düzeltilmesi açısından modüler olarak üst üste yerleştirildiği için sorun çıkarmayan bir plan düzenine sahip.

Harabe haldeki evler, eski günlerine dönmeyi bekliyor…

Yeni malzeme kullanımının gerektiği durumlarda özgün (taş, toprak dam, ahşap kirişleme, gibi durumlarda) özgün malzemeyle uyumlu ürünlerin ve yapı bileşenlerini kullanmak için analizlerin yapılabileceği merkez laboratuvar kurulmalı ve bu merkezde konusunda uzman elemanlar (restorasyon uzmanı mimar, inşaat mühendisi, malzeme uzmanı kimyager, konservatör) bulundurulmalı. Yapılacak her türlü onarımlarda ve yeni düzenlemelerde, evlerin konfor şartlarının çağdaş yaşam ihtiyaçlarına uygun hale getirilme çabasında yapıya uygun çözümler aranmasına dikkat edilmeli.

Geleneksel konutun işlevinde değişiklik olmadı. Her ne kadar evin katları farklı ailelere kiraya verilse de mülkiyet bir aileye ait. Ayrıca konut işlevi devam ederken, ticari amaçlı kullanım ise söz konusu olmamış. Bu durum, koruma konusunda olumlu bir girdi oluşturuyor. Bitlis’te son yıllardaki restorasyon projelerinin hazırlanması ve uygulamalarına başlanması tek yapı ölçeğinde de olsa koruma çalışmalarının başlaması için önemli bir girişim. Van Koruma Kurulu’ndan Ekim 2014 tarihinde alınan bilgilere göre; 39 evin restorasyon projesi onaylanmış, 29 evin ise onarımı tamamlanmış. Bitlis’te yapılan ve yapılacak onarımları denetleyecek KUDEB ise henüz kurulmamış. Yapılan uygulama çalışmalarının denetimsiz olması, tarihi dokuda geri dönüşümü olmayan hasarlara neden olabilmekte 76 CİLT VOL. 11 – SAYI NO. 1 (çimento harcı kullanımı vb.).

Kent dokusunun bütünü koruma altına alınmalı

Valilik veya belediye bünyesinde acilen KUDEB oluşturulmalı. Farklı zamanlarda Bitlis Valiliği ve Bitlis Belediyesi tarafından SODES projesi kapsamında; taş işçiliği, ahşap ve metal teknolojisi konusunda eğitici kurslar açıldı. Tarihi yapıların onarımlarında çalışacak nitelikli elemanlara ihtiyaç her zaman var. Bu yöndeki eğitim ve meslek edindirme kurslarının olması olumlu…

Bitlis’in sahip olduğu değerlerin korunarak geleceğe aktarılabilmesi için, yerel ölçekte Bitlis tarihi kent dokusunun alan yönetimi oluşturularak gerekli çalışmalar yapılmalı.

Geleneksel yapım malzemesi olan taşın halen temin edilebildiği Bitlis’te, taş ustalarının yetiştirilmesi konusunda başlatılan çalışmalar da arttırılmalı. Alanda yapılan restorasyon uygulamalarında ise bu kursiyerlerin çalışması sağlanmalı. Ancak bu çalışmalar, kent dokusunun bütününü koruma açısından yeterli değil. Tek yapı yerine tarihi çevre koruma yönündeki çalışmalar daha başarılı olacaktır. Bu açıdan, 1998 yılında yapılan Bitlis koruma amaçlı imar planının yenilenmesinin gündeme gelmesi ise olumlu bir gelişme. Bitlis’in sahip olduğu değerlerin korunarak geleceğe aktarılabilmesi için, yerel ölçekte Bitlis tarihi kent dokusunun alan yönetimi oluşturularak gerekli çalışmalar yapılmalı. Tarihi kent dokusunda yaşayan halkı, tarihsel çevre konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek de korumanın başarıyla gerçekleşmesinde önemli koşullar arasında yer alıyor.

Mimarlardan oluşan inceleme ekibi, Bitlis sokaklarında yerel halktan bilgi de aldı…

Benzer örneklerin katkısıyla halk bilinçlendirilmeli

Alan çalışmalarında da görüldü ki; insanlar, kendi kültürlerine daha yakın bulduklarından geleneksel evlerde yaşamayı tercih ediyor. Bu evlerin onarılmasını kendi konfor koşulları açısından tercih ederken yapılacak onarımların yapının özgünlüğünü bozmaması konusunda gerekli eğitimlerin, eğitici toplantıların yapılması gerekiyor. Bu toplantılarda, özgün dokuyu bozmayan onarımların kente ve halka geri dönüşümünün nasıl olacağı konusunda yaşanan örnekler anlatılmalı. Böylece, Bitlis geleneksel evlerinin konut olarak kullanılmalarının sürdürülebilirliği sağlanacaktır.

Tarihi miras değerlerinin korunmasında yeniden kullanım yaklaşımları sürdürülebilir korumayı destekleyici bir yaklaşım olarak kabul ediliyor. Tarihi yapılar bu konuda önemli potansiyeller sunuyor (Yıldırım vd. 2012). Bitlis merkezindeki geleneksel evlerin büyük bir bölümünün konut olarak kullanımı devam ediyor. Boş ve terk edilmiş evlerin mekânsal potansiyelleri değerlendirilerek Bitlis’e gelecek ziyaretçilerin konaklama, yöreye özgü yemekleri yiyebilecekleri yöresel değerleri yansıtan mekânlar olarak düzenlenebilir. Bu çalışma ile evler korunarak ziyaretçilere tanıtılabilecek, hem de konut sahipleri ekonomik olarak desteklenmiş olacaktır. Böylece Bitlis halkı için iş imkânları sağlanabilecektir.

Kullanıcı temelli kentsel koruma

Geleneksel mimariyi oluşturan yerel sosyal grubun değişmesinden sonra gelen yeni kullanıcının, özgün kullanıcı olmamasına rağmen koruma çalışmalarındaki yeri, sosyal-fiziki yapı birlikteliği açısından önemlidir. Sosyal yapıyı oluşturan kullanıcının özgün ya da yeni olması durumu koruma çalışmalarında önemli bir girdi olmasını değiştirmez.

Sonuç olarak, koruma sadece fiziki değil, aynı zamanda sosyal içerikli olmalıdır; geleneksel konut biriminin korunmasında mimari ve sosyal yapının birlikte korunması, mimari yapının sürekliliği için gereklidir.

Mimar Cahit Üstündağ.

İlgili Diğer Haberler

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku